romance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2014 Perşembe

30. ÜKG Blog Turu: Duvarların Dili Olsa - Alice Clayton



 
Bazen duvarlar o kadar incedir ki tutku aradan sızıverir. "Ah, tanrım."
Tak.
"Ah, aaahhh."
Tak tak.
Neler oluy...
"Oh, aahh, çok iyi!"

Caroline, San Francisco'daki yeni dairesinde ilk uykusundan işte böyle uyandı. Çapkın komşusunun adeta küçük bir haremi vardı. Her gece başka bir kadınla, Caroline'ın yatak başındaki tabloyu kafasına düşürecek kadar hızla duvarları gümbürdetiyordu. Hatta Caroline'ın kedisi Clive bile bu seslere kayıtsız kalamamış, düz duvara tırmanmaya başlamıştı. Artık uyku haramdı. Kapı deliğinde nöbet tutmasına rağmen bu gizemli adamın neye benzediğini bir türlü göremiyor, meraktan ve sinirden çıldırıyordu. En sonunda, bir gece, bu tantanaya daha fazla dayanamayıp hışımla adamın kapısını çaldı. İlk görüşte aşk, hiç bu kadar eğlenceli, komik ve tutkulu yazılmamıştı…


"Çıtır çerezlik kitap nedir?" diye sorulsa cevabım Duvarların Dili Olsa/Wallbanger olur. Şimdi efendim, kitabı uzun zamandır bilmeme rağmen hiç doğru düzgün ilgimi çekmemişti. Malum, türden bir hayli soğumuş biri olarak "Aman benden uzak dursun" diyerek yanına bile yanaşmamıştım. Tur kitabımız olmasına kısmetmiş.

Bu yorumu "yetişkin romanstan soğuyan bir okur" gözüyle yazıyorum. Öncelikle kitap sanıldığı gibi eğlenceli. Benden geçer puan almasının ilk sebebi bu. Ancak sürekli sırıttıran türde bir eğlenceli kavramı değil bu bahsettiğim. Sıkmayan, ama çok bir şey de vermeyen bir eğlence. İkinci artısı da türünün kitaplarının aksine entrikadan falan uzak olması. Romantik-komedi diyebiliriz belki kitaba. Biraz daha on sekiz yaş üstü versiyonu. 

19 Şubat 2014 Çarşamba

21. ÜKG Blog Turu: Sana Kapıldım - Laurelin Paige




17.02.14 | Kitab-ı Sevda - Yorum
17.02.14 | Romancekolik - Yorum
18.02.14| Sevgili Kitap - Ön Okuma
18.02.14 | Kitap Esintisi - Alıntılar
18.02.14 | Yorumbaz - Yorum
19.02.14 | Zimlicious - Yazarla Söyleşi
19.02.14 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Playlist





Alayna saplantıları içinde boğuluyor. Hudson’ın ise kendine ait sırları var. Belki de ihtiyaçları olan şey birbirlerini bulmaktır.İnsanları gizlice takip etmek ve hakkında yasaklama emirlerinin çıkarılması Alayna Withers'ın geçmişinin bir parçasıydı. İşletme üzerine yüksek lisansını eline alan Alayna, kendi geleceğini çizmişti. Çalıştığı gece kulübünde yükselmeyi hedefleyecek ve saplantılı aşk sorununu tetikleyecek her türlü erkekten uzak duracaktı. Müthiş plan. Ama Alayna gece kulübünün yeni sahibi Hudson Pierce'i hesaba katmamıştı. Geçmişteki dürtülerini kontrol altında tutmak isteyen Alayna, akıllı, zengin ve yakışıklı tiplerden hep uzak durmaya çalışmıştı.
Ama Hudson onu bir kere gözüne kestirmişti.
Alayna'yı yatağında istiyordu ve bunu açıkça belli etmişti. Reddedemeyeceği bir iş teklifinde bulununca Alayna için Hudson'ı görmezden gelmek imkansız hale gelmişti. Gittikçe onun dünyasına çekiliyor, çekimine kapılıyordu. Hudson'ın karanlık sırrını öğrendiğinde ise kapılabileceği en kötü adama aşık olduğunu öğrenmesi için çok geç olacaktı.
Belki de kusurlu geçmişleri birbirlerini iyileştirmeleri ve sonunda hayatlarında eksik olan aşkı bulmaları için onlara bir fırsat tanıyacaktı.



Playlist: 


Uygulamayı göremiyorsanız playlist'i buradan da dinleyebilirsiniz:
http://www.podsnack.com/darkshadowisborn/avtka1hx

Çekiliş: 



30 Aralık 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu: Sen Gittiğinde - Gayle Forman


Serinin ilk kitabı Eğer Yaşarsam/If I Stay için yazdığım yoruma buradan ulaşabilirsiniz.

Henüz Eğer Yaşarsam'ın yorumunu yazarken Sen Gittiğinde/Where She Went önümde açık duruyordu. İlk kitabı bu kadar acımasızca bitiren Gayle Forman adeta beni kolumdan tutup ikinci kitabı okumaya sürüklemişti. Ben de itaat ettim ve Sen Gittiğinde'ye başladım. Bu seriyi üst üste okumak ne kadar doğru bilemiyorum ancak bu kitaplar yüzümde hüzünlü bir gülümseme ile kapandı benim için.

Aslında Türkçe adları tadını biraz bozuyorlar ama bu serinin kitaplarının adları içeriğe son derece uyumlu bence. İlk kitapta Mia'nın "yaşaması/kalması" için mücadelesini okurken Sen Gittiğinde/Where She Went'te Adam'ın Mia'dan sonraki hayatını okuyoruz.

Evet, bu kitap tamamen Adam'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Bu yüzden ilkinden oldukça farklı bir yerde dursa da Gayle Forman'ın tanıdık kelimeleri size yine çarpıyorlar, merak etmeyin. 

Ondan ailesini alan trajik trafik kazasından sağ kurtulan Mia ilk kitabın sonunda Adam'ın çabalarıyla komadan uyanmıştı hatırlarsanız. Ve Adam ona bir söz vermişti; eğer yaşarsa ve bunu ondan isterse onu yalnız bırakacaktı. Yeter ki yaşasın. İsterse eski hayatından sonsuza dek kurtarabilirdi. Aslında Adam'ın tek amacı âşık olduğu kızın hayatta olduğunu görebilmekti. Mia'nın seçeceği yolun bu olacağını bilemezdi.

28 Aralık 2013 Cumartesi

19. ÜKG Blog Turu: Sins & Needles - Karina Halle



Ellie Watt hayatına sürekli sıfırdan başlamaya alışık biridir. Soyguncu bir çetenin kızı olarak çocukluğunu ailesinin son dolandırıcılığı için kullanılmaya alışık şekilde geçirmiştir. Şimdi daha büyümüş, akıllanmış ve dolandırıcılığı sanat haline getirdiği hayatından emekli olmaya hazırdır. Ama kuru topraklardan oluşan California'daki Palm Valley'e tekrar dönmesi umduğundan daha fazla ayartıcı sebep taşımaktadır; Camden McQueen. Bir zamanlar okulun ucubesi olarak bilinen Camden tanıdığı çocuğa göre daha iri ve kötüleşmiş, kendi işini yöneten yetenekli bir dövme sanatçısına dönüşmüştür. Ellie Camden'ın hala ona aşık olduğuna güvenirken hesaba katmadığı şey ise karşılıksız aşkın zamanla ne kadar kolay saplantıya dönüşebileceğidir.

Camden Ellie'nin onu dolandırma planlarını farkettiğinde ona rededemeyeceği bir teklifte bulunur ama özgürlüğünün bir bedeli vardır ve bu da Ellie ile Camden'ı zorlu bir yolculuktan geçirecektir.
***
"Bu kitap beni tamamen esir etti." - USA TODAY

"Karanlık, cesur ve kesinlikle seksi, Sins & Needles tehlikeli bir yanı olan çağdaş aşk romanı hayranlarının tam aradığı kitap." - Xpresso Reads

"Bu kitap okuyucuyu süratli bir yolculuğa çıkarırken keskin dönüşleriyle daha fazlası için yalvarır halde bırakıyor." - Addicted to Heroines
Çeviri: ÜKG

23 Aralık 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu: Eğer Yaşarsam - Gayle Forman


Bazı kitaplar vardır, konusunu okursunuz ama ya anlayamazsınız ya da beyniniz algılamanızı istemez. Yine de bir nedenden kitaba çekilir, sonuç olarak da okursunuz. Eğer Yaşarsam/If I Stay de benim için böyle kitaplardan. İki seneden fazla süredir kitaptan haberdarım, listemde bekletiyorum ancak bir türlü okuyamıyorum. Ne olduysa iki gün önce oldu; dün okumaya başladım ve bugün bu yazıyı yazıyorum.

Daha önce muhtemelen söylemişimdir ama tekrarlamakta bir sakınca yok: Asla ağlamak için kitap okumam. Kitabın bana vereceği her duyguyu saygıyla karşılarım. Eğer Yaşarsam'ın beni üzeceğini tahmin etmiştim ama ağlatacağını tahmin edememiştim. Planlarıma hiç uymadı bu. Bilseydim, kitabı otobüste okuma gafletine düşmezdim. Kendimi çok zor tuttum. Okurken baştan sona Mia'nın hüznünü kendinizinkiymiş gibi hissediyorsunuz.

Mia'nın muhteşem bir hayatı olmasa da, oldukça normal hattâ bazı yönlerden kıskanılacak bir hayatı olduğu olduğu söylenebilir. Sevgi dolu bir ailesi, eğlenceli bir en yakın arkadaşı ve tapılası bir erkek arkadaşı var. Ve geleceği de oldukça parlak. Küçüklükten beri çello çalan Mia, henüz on yedi yaşında olmasına rağmen başarılı bir müzisyen. Ve mükemmele yakın hayatı bir günde paramparça oluyor.

30 Kasım 2013 Cumartesi

17. ÜKG Blog Turu: Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen


ÜKG bu aralar çok çalışıyor. (Benim dışımdaki üyeler tabii.) Çok güzel kitaplara tur yapmaya hazırlanıyoruz. Çok heyecanlıyız. Ella ve Micha'nın Sırrı da o güzel kitaplarımızdan biri.

Ben kitabı daha önce okumuş ve çok sevmiştim o yüzden bende yeri ayrıdır. Ayrıca benim ilk New Adult kitabım olma özelliğini taşır. İlktir ama etkilidir. Micha hiç beklemediğim bir anda hayalimdeki erkek karakterlerden biri olarak karşıma çıkmıştı. Kendisinin sarışın olduğundan bahsetmiş miydim? (Ahem ahem) Anlayacağınız bu turda iyi bir NA  kitabıyla tanışma şansınız yüksek. ÜKG'nin kızları yine harika yazılar hazırladılar. Altta tur programını bulabileceksiniz.

Son olarak Pena Yayınları'nın yepyeni bir yayınevi olduğunu da ekliyorum. İlk turlarını bizimle yapıyorlar ve heyecanımız bu yüzden bir kat daha yüksek. Umarım eğlenceli vakit geçireceğiniz bir tur olur!


28.11.2013 - Kitab-ı Sevda | Yorum
28.11.2013 - Kitap Esintisi | Yorum
29.11.2013 - Romancekolik | Yorum + 2. kitaptan alıntılar (Excerpt)
29.11.2013 - Sevgili Kitap | Yorum + Alıntılar
30.11.2013 - Yorumbaz | Yorum
30.11.2013 - Kitap Hayvanı'nın Günlüğü 
01.12.2013 - Kağıt Kız | Micha için Dreamcast
01.12.2013 - Zimlicious | Yazar Hakkında


Ella ve Micha’nın bir sırrı var ve bu sır, tüm hayatlarını değiştirecek…
Kural tanımaz, tutkulu bir karakteri olan Ella, hislerini korkmadan yaşayan bir genç kızken bir gün her şeyi arkasında bırakıp üniversiteye gider ve burada kurallara itaat eden, tüm sıkıntılarını kendine saklayan, sessiz birine dönüşür. Ancak yaz tatili yaklaşırken evinden başka gidecek bir yeri olmadığını anlayan Ella, geri döndüğünde uzun zamandır içine gömdüğü anıların ortaya çıkmasından çok korkar.
Zeki, seksi ve güvenilir Micha, Ella’ya herkesten daha yakındır, öyle ki onun en gizli sırlarını bile bilir. Micha tanıyıp sevdiği o eski Ella’yı geri istemektedir fakat genç kız evini terk ettiğinde kalbinin bir parçasını geride bıraktığından habersizdir. Micha’ya karşı duyduğu hisleri kendine bile itiraf edemeyen Ella ise her şeye baştan başlamalıdır.
Peki Micha kaybettiği aşkını tekrar kazanabilecek mi?

Evet, ben Ella ve Micha'nın Sırrı'nı daha önce okumuştum. O yüzden bu yazıda kitap yorumu yok. Daha önce yazdığım yoruma bakmak isterseniz buraya tıklayın. Ancak bu yazıda Jessica Sorensen'in Jennifer L. Armentrout'la yarıştığı bir sürü kitabının/serisinin tanıtımını ve Ella ve Micha için hazırlanan playlisti bulabilirsiniz. Haydi başlayalım!

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu: Falling Into You - Jasinda Wilder


Kesinlikle bu kadar derin ve karanlık bir kitap çıkmasını beklemiyordum Falling Into You'nun. Sandığımdan ağır çıktı. Duygusal anlamda her şeyden çabuk etkileniyorsanız bu kitabı okumamak sizin için hayırlı olabilir. Birazdan da anlatacağım ama şu zavallı kızın çekmediği kalmadı. Colton desen yürek parçalar. E, karakter ölümü de var. Yani okuyup da etkilenmemek elde değil. Hele ki benim gibi bu konularda hassassanız.

Aslında Falling Into You, bir dönem yarım bıraktığım kitaplar arasındaydı. Ne hikmetse o ara birkaç kitaba birden başlayıp yarıda bıraktım. Bunalıma falan girmiştim haberim yoktu herhalde. Gerçi bu kitabı yarıda bırakmam biraz normal karşılanabilir çünkü özellikle ölüm söz konusu olunca yüreğim dayanmıyor. Ki ben en sevdiği çift ayrılınca zırıl zırıl ağlayan bir insanım. Yani belki de bilinçaltım bana "kaç" dedi ama tabii ben ne yaptım? Birkaç ay sonra olsa da okudum bitirdim. Çünkü herkes gibi ben de biraz mazoşistim, evet.

Daha kitabın başında ne olacağını biliyorsunuz. Tanıtımda bile yazıyor. Bile bile lades dediyseniz sizi yazının devamını okumaktan alıkoyamam. Kolay gelsin.

Nell ve Kyle, varlıklı bir aileden gelme iki çocukluk arkadaşı. Kendilerini bildiler bileli birlikteler. Birlikte oyun oynamışlar, okula birlikte gitmişler... Ancak ikisi de büyüyüp serpildikçe aralarındaki dostluk daha farklı bir boyuta ulaşıyor. Kyle'ın gelişen hormonları Nell'in şekillenen vücuduna karşı koyamıyor ve en yakın arkadaşlar sevgili oluyorlar. 16 yaşında başlayan birliktelikleri 2 yıl boyunca mutlu mesut devam ediyor. Bu arada ikili de iyice  birbirine bağlanıyor. Birbirlerine aşk yeminleri edip, geleceği şimdilik görmezden geliyorlar. Ta ki 2 yılın ardından tatilden dönüşte o kaza olana kadar.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu: Alaska'nın Peşinde - John Green


John Green'i seviyorum. Hattâ sevmekle kalmıyor, adama ciddi ciddi tapıyorum. Aynı Yıldızın Altında/The Fault in Our Stars'dan sonra elimde bulunan Alaska'nın Peşinde/Looking for Alaska'yi okumamam kaçınılmazdı. O yüzden TFiOS'ın etkisi bünyemden çıkar çıkmaz aldım elime bu kitabı.

Kitap, çok farklı. Çok güzel. Tam John. Ve realistik genç yetişkinlerin en sevdiğim türünde yazılmış. Bana Çavdar Tarlasında Çocuklar/The Catcher in the Rye'ı biraz da her nedense Ölü Ozanlar Derneği/Dead Poets Society'ni hatırlattı. Belirtmeme bile gerek yok aslında ama ikisini de ayrı severim. Herhalde bu yüzden Alaska'nın Peşinde'yi sevmemem mümkün değildi.

Miles Halter, güvenli ev hayatından çıkarak Culver Creek yatılı lisesine yazılır. Miles, sıradan bir çocuk gibi görünebilir. Ancak onun oldukça tuhaf ama bir o kadar da hayran uyandırıcı bir takıntısı var: Ünlülerin son sözlerini ezberliyor. Miles'ın Culver Creek'e gidişi onun "Büyük Belki"yi arama aşkından kaynaklı biraz da. Miles'in François Rabelais'in şiirinden esinlenerek kendine yarattığı ulvi bir amaç bu.

Miles oda arkadaşı Chip, herkesin onu çağırdığı isimle "Albay" ile tanışır tanışmaz adı "Tıknaz" oluveriyor. Hem de Miles son derece cılız olmasına rağmen. Ardından da Alaska'yla tanışıyor. Miles'ın şimdiye kadar gördüğü en farklı ve en güzel kız. Alaska Young bir efsane. Elinden düşmeyen sigarası, vanilya kokusu, kitapları ve ataerkil zihniyete olan düşmancıl tavrıyla Culver Creek'in vazgeçilmez ismi o.

Kitap Yorumu: The Secret of Ella and Micha - Jessica Sorensen


Aslında bu kitabı çok çok önce okumuştum ancak Yorumbaz'ın ısrarları sonucu yorum yazmaya karar verdim. İnanın bana Büşra'nın ısrarıyla tanışmadıysanız kendinizi şanslı saymalısınız. :D

The Secret of Ella and Micha, bir new adult kitabı. Bana göre türünün en iyilerinden biri. Ve aynı zamanda bu türde okuduğum ilk kitap. Aradan bir sürü zaman geçmesine rağmen hâlâ anımsıyorum kitabı rahatlıkla. Çünkü çok sevmiştim. Özellikle Micha'yı... Oraya birazdan geleceğim.

Ella Daniels, doğup büyüdüğü kasabadan kaçmış, 8 ay boyunca Las Vegas'taki üniversitesinde saklanmıştır. Sadece bununla da kalmamış, ismi dışında her şeyini değiştirmiştir. Giyiniş tarzını, tavırlarını... Ve geçmişinden kimseye söz etmemiştir. Tanıdığı kimsenin onu bulmaması için çok çabalamıştır. Aslında Ella'yı arayacak tek bir kişi vardır: Çocukluk arkadaşı Micha. Ella kasabadan ayrılmadan önce yıllarca süren dostlukları daha ileri bir seviyeye geçmek üzeredir fakat Ella Micha'yı ortada bırakıp kaybolunca zavallı Micha tüm zamanını kızı bulmakta harcamıştır.

Ella, yaz tatilini geçirmek için arkadaşı Lila ile beraber doğduğu kasabaya geri döner. Ella'nın bu geri dönüşü eski korkularını da beraberinde getirir. Geçmişiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalacak ve elbette Micha'yı tekrar görecektir.

Ella ne kadar Micha'yla başbaşa kalmamak için büyük özen gösterse de şans Micha'dan yanadır ve aralarındaki elektriğin hiç mi hiç sönmediğini çok geçmeden ikisi de fark eder. Aralarındaki ilişki sadece çekim değildir aslında. Ella ve Micha küçüklükten beri birbirlerinin en yakını olmuşlar, her sorunu birlikte aşmışlardır. Onlara kendi anne babalarından daha iyi muamele eden Grady'i de tekrar görme imkanı bulur Ella.

20 Nisan 2013 Cumartesi

Kitap Yorumu: Never Too Far - Abbi Glines


Never Too Far, Fallen Too Far'ın devam kitabı. Fallen Too Far yorumumu buradan okuyabilirsiniz.

Blaire ve Rush'un hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor Never Too Far'da. Biraz anlatmaya başlamadan önce uyarımı yapayım hemen: Sevgili okur, Fallen Too Far'ı okumadıysan ya da okumak istiyor ama spoiler almak istemiyorsun burada ne işin var? Kapat hemen o sekmeyi! Çünkü büyük ihtimalle birkaç bir şey okuyacaksın ilk kitabın sonu hakkında. Sonra uyarmadı deme.

Nerede kalmıştık? Hah. Babası ve üvey annesinin, annesi hakkında attığı iftiralara dayanamayan Blaire son olarak şehri terk ederek doğduğu kasabaya dönmüştü. Ancak bedeninin orada olması aklının ve kalbinin bıraktığı yerde, yani Rush'un yanında kalmadığı anlamına gelmiyor elbette. Blaire hâlâ deli gibi seviyor Rush'ı. Ama ondan sakladığı sırdan ve yaşananlardan sonra birlikte olamayacaklarını düşünüyor.

Peki, ya Rush? Ah, o derbeder bir hâlde! Evden dışarı adımını atmıyor. Blaire'ın gidişiyle adeta yıkılmış çocukcağız. Kim ne yaparsa yapsın eski hâline getiremiyor onu. Tek umudu bir gün Blaire'in ona dönecek olması. Ama umutlar da tükenir değil mi? Bakalım gerçekten öyle olacak mı...

Henüz kitabın başındayken Blaire'in hamile olduğundan şüphelenmeye başlıyoruz. Doğru olup olmadığını söylemeyeceğim. Ama açıkçası bu durumu fazla klişe buldum. Hani "E, romans kitabından ne bekliyorsun ki?" diye sorabilirsiniz; fakat çok tahmin edilebilirdi be. 

18 Nisan 2013 Perşembe

Kitap Yorumu: Fallen Too Far - Abbi Glines


Artık resmileşti: Ben bir new adult bağımlısıyım!

Fallen Too Far, bu kategori içinde en çok konuşulan kitaplardan biri herhalde. Kitabın uzun zamandır farkındaydım lâkin kitap okuma hastalığına yeniden tutulduğum şu günlerde ancak okuyabildim. Kitap oldukça kısa aslında. Zaten romans kitaplarını çok hızlı okurum; eh, bu kadar kısa olup da aynı zamanda sürükleyici olunca da Fallen Too Far'ı bir oturuşta bitiriverdim.

Öncelikle kapak resminin çok hoşuma gittiğini belirtmeliyim. Karakterlere ve konuya aşırı uygun olduğunu düşünüyorum. O soft renkler ve yazı tipiyle daha bir uyumlu olmuş. Her gördüğümde şöyle bir bakmadan edemiyorum. Evet, tıpkı kapaktaki gibi kadın kahramanımız Blaire platin sarısı saçlı, genç bir kız. Erkek kahramanımız Rush ise manken vücutlu, rockçı tipli bir afet.

New adult kitaplarını artık çoğunuz biliyorsunuzdur. Üniversite çağlarında geçiyor ve young adult kitaplarına göre daha fazla cinsellik, küfür gibi yetişkin unsurlar içeriyor. Ama bir yetişkin kitabı gibi detaylı değil elbette. Ancak okuduğum new adultlar arasında, Fallen Too Far cinselliğin en açık işlendiğiydi. Bu beni rahatsız etti mi? Hayır. Sadece bir uyarı niteliğinde belirtme gereği duyuyorum.

Kitabın başında on dokuz yaşındaki, annesini yeni kaybetmiş Blaire gidecek başka bir yeri olmadığı için yıllardır yüzünü görmediği babasının evine gidiyor. Tabii elinde silah olmasına rağmen henüz saf olan kızımız babasının yeni karısıyla tatilde olacağını tahmin edemiyor. Elinde 20 dolar ve kamyonetinden başka bir şey yok Blaire'ın. Babasının evinde, daha sonra üvey kardeşi olduğunu öğreneceği ve aslında evin sahibi olan Rush'ın öküz tavırlarını görünce de sokakta yatmayı bile düşünüyor.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Kitap Yorumu: Ten Tiny Breaths - K.A. Tucker


“Just breathe. Ten tiny breaths … Seize them. Feel them. Love them.” 
"Sadece nefes al. On küçük nefes. Benimse onları. Hisset onları. Sev onları."

Ten Tiny Breaths... "Ne kitaptı ama!" diye bileceğim nadir eserlerden. Hararetle geçen vize dönemimin sonlarına yaklaşırken, fena hâlde New Adult açlığı çekmekteydim. O duyguyu size anlatamam. Bir tane okumak için birkaç parmağımı feda edebilirdim! Ancak sınavlar o kadar yoğundu ki değil okumak, elime bir kitap bile alamadım. Son 1 tane kalmışken, dün bu açlığımı sonunda dindirmeye karar verdim. 

Bu kitap hakkında çok şey okudum diyemeyeceğim. Çünkü okumadım. Birkaç yoruma şöyle bir göz attım. Ancak Goodreads puanı 4.36. Ve canım aşırı şekilde depresyona sokacak bir kitap çektiği için -hep Hanife (Romancekolik)'den bulaştı bunlar- ilk olarak elim Ten Tiny Breaths'e gitti.

Dediğim gibi, kitap hakkında pek bir şey okumadım ve iyi ki de öyle yapmışım! Başka türlü bu kadar duyguyu aynı anda yaşayamazdım. Hakikaten bir duygu patlaması yarattı bende kitap. Özellikle yarısını geçtikten sonra her şey o kadar üst üste ve dolu dolu geldi ki, bir ara ne hissedeceğimi şaşırdım. Karakterlerin kurgulanışını çok gerçekçi buldum. Ve kurgunun da aynı şekilde. Öyle her şey bir anda olup bitmiyordu. 

Biraz kitabın içeriğini anlatacak olursam; Kacey anne-babasını, en yakın arkadaşını ve erkek arkadaşını bir araba kazasında, kendinin de içinde olduğu bir kazada, kaybetmiştir. O günden beri tamamen başka bir Kacey olmuş, hayata yalnızca on beş yaşındaki kız kardeşi Livie için tutunmuştur. İki kardeş, teyze/halalarının yanında kalmaktadırlar ancak kadının kocasının bir gece Livie'yi taciz etmesinden sonra Kacey kardeşini de alarak Miami'ye kaçar. İkisi, orada yeni bir hayat inşa etmeye çalışırlar. Eski püskü bir apartman dairesine taşınırlar. Ancak taşındıkları apartmanda özellikle Kacey'nin hayatta istemeyeceği bir şey onları beklemektedir.

6 Nisan 2013 Cumartesi

9. ÜKG Blog Turu: Tatlı Bela - Jamie McGuire


ÜKG'nin 9. blog tur kitabı Yabancı Yayınları'ndan çıkan ve çok konuşulan Tatlı Bela. Yani bu turda kitap hakkında pek çok yorum, tanıtım okuma şansına sahip olabileceksiniz.

Tur takvimi;

04.04 | Kitab-ı Sevda - Ön Okuma + Tatlı Bela Öncesi, Sonrası ve O An
05.04 | Kağıt Kız - Kitap Yorumu + Bad Boy Olmanın Altın Kuralları
05.04 | Kitap Esintisi - Kitap Yorumu
06.04 | Yorumbaz - Kitap Yorumu + Buradan Bir Bad Boy Geçti!
06.04 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Kitap Yorumu + Soundtrack
07.04 | Zimlicious - Yazar ile Röportaj
07.04 | Romancekolik - Kitap Yorumu


Tanıtım:


Tür: Yeni Yetişkin,  Romans
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 424
Orijinal Ad: Beautiful Disaster
Orijinal Dil: İngilizce 
Çeviren: Boran Evren



Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor. İyi kız ve kötü çocuk… Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi? Tatlı Bela sadece bir “bestseller” değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.







13 Ocak 2013 Pazar

Kitap Yorumu: Pushing the Limits - Katie McGarry


Pushing the Limits hiç beklemediğim kadar duygulandırdı beni. Bazen bazı kitaplar oluyor, büyük bir umutla başlıyorum, duygusallık hat safhadadır diyorum, bir bakıyorum fos çıkıyor. Gerçi ağlamak için kitap okumadım hiçbir zaman. Zaten ağlamam da kolay kolay; şimdiye kadar gözlerimin dolduğu kitap sayısı çok azdır. Ancak Pushing the Limits en beklenmedik biçimde kalbimi sıkıştırdı. Özellikle bir young adult kitabından hiç mi hiç beklemiyordum bunu.

Beni neden etkilediğinin detaylarına az sonra döneceğim. Şimdi biraz konusundan bahsedeyim.

Echo Emerson, bir zamanların popüler kızı şimdi herkesten kaçıyor. Eskiden okulun en havalı çocuğuyla çıkıp, tüm aktivitelerde yer alırken artık en yakın arkadaşından bile uzak duruyor. Bunların hepsi, yani eski hayatı ise tek bir gecede yok oldu. Echo'nun kollarında, ısrarla sakladığı yaraların oluştuğu gece.

Bir de Noah'ımız var. Noah Hutchins Echo'nun aksine her şeyi boş vermiş, kötü çocuk imajıyla ün salmış bir genç adam. Kimseyi umursamıyor, herkesle dalga geçiyor, hattâ ot bile içiyor. Tabii onun böyle olmasının da bir sebebi var. Noah'ın annesi ve babası birkaç yıl önce evde çıkan bir yangında ölmüş. Noah ve iki küçük erkek kardeşi öksüz kalınca kardeşleri Jacob ve Tyler geçici olarak evlatlık verilirken, Noah da kısa zaman içinde birkaç tane değiştirmek üzere başka bir ailenin yanına verilmiş.

27 Kasım 2012 Salı

Kitap Yorumu: Knight - Kristen Ashley


Dikkat!

Bu kitap bildiğiniz kitaplara benzemez! Bol miktarda küfür, aşırı derecede sahiplenici bir alpha male içerir. 

Uyarımı şimdiden yapıyorum ki, merak edip de okuyanlar "Aaa, bu neymiş böyle yahu? Ne okumuş bu kız?!" demesin. Çünkü bu kitabı herkes sevemez. Sevmeniz için alpha male dediğimiz, sahiplenici, otoriter, dediğini yaptıran erkek karakterlerden hoşlanmanız gerek. Eğer bu kritere uyuyor, "argo ve küfür beni hiç rahatsız etmez canım" diyorsanız o halde okumayı göze alabilirsiniz.

Dediğim gibi, Knight oldukça farklı bir kitap. Bundan önce, aynı etiketlerle anılan Bared to You'yu okumuştum ve açıkçası Gideon'u bu kadar sevmemiştim. Knight'ta bir şey var... Pek çok yönüyle aykırı olsa ve şöyle bir düşününce "yuh artık, yok canım!" dedirtecek şeyler yapıp söylese de adam kendini sevdiriyor. Sanırım mesele 'hissetmek.' 

19 Kasım 2012 Pazartesi

Kitap Yorumu: Tempting the Player - J. Lynn


Maddie ve Chase'den sonra, Bridget ve Chad'in hikâyesiyle Gamble Brothers serisi devam ediyor.

Chad Gamble, Gamble kardeşlerin en büyüğü ve beysbol oyuncusu. Aynı zamanda ağız sulandıracak kadar yakışıklı ve kötü çocuk imajıyla meşhur. Sorun da burada zaten. Chad'in çok sevdiği şehrinden ayrılmaması için Nationals'da (beysbol takımı) kalması, Nationals'da kalması için de tavırlarını düzeltmesi gerek. Yoksa şehirden de, hayattaki tek dayanakları erkek kardeşlerinden ve Daniels ailesinden de ayrı kalmak zorunda kalacak. Chad, Nationals'da kalmak istiyor istemesine. Sırf bunun için takım ona bir danışman gönderiyor. Miss Gore. O bir efsane! O bir iş bitirici! Bayıldım kadına. Her eve lazım böyle danışman. Neyse. Miss Gore'e olaya el atıyor ancak yine her şey Chad'a bağlı elbette. Uslu durması gerek. İmajını düzeltmek için bir süre kadınlardan ve nahoş yerlerden uzak durması gerek. Ama o ne yapıyor? Şehrin en "ünlü" barlarından birine gidiyor.

Gelelim Bridget'e. Kızımız, ilk kitabın ana kadın karakteri Madison'un asistanlığını yapıyor. Gamble kardeşlerden son derece haberdar yani. Nasıl olmasın ki? Chase her daim Maddie'nin dibinde zaten. Ve aşk meselelerinde talihsiz Bridget, bir gece kız arkadaşıyla bir bara gidiyor. Tahmin edin orada kimle karşılaşıyor? Evvet, doğru bildiniz! Chad'le. Chad, görür görmez Bridget'a göz koyuyor tabii. Bu kızıl afeti elde etmek için anında çalışmalara başlıyor.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Kitap Yorumu: The Golden Dynasty - Kristen Ashley



Bu kitap fevkaladenin fevkinde, efendim.

The Golden Dynasty'i çok sevgili Romancekolik şiddetle öneriyordu uzun zamandır, en sonunda küçük bir etkinliğimsi çerçevesinde birkaç arkadaşla beraber okuma kararı aldık. Aslında iyi ki öyle yaptık; çünkü ben hem kitap okuma etkinliklerine ve başkalarının benimle aynı kitabı okurken ki duygularını bilmeye bayılıyorum, hem de böylece tatil zamanına denk geldi ki eğer vaktimin bu kadar bol olmadığı bir zamanda okusam devamını getirmek için çıldırırdım.

Evet, kitap o kadar iyiydi. Sürükleyici, etkileyici, ici ici vs. vs. Şöyle ki; okuyan pek çok kişi ana karakterlerimizi Game of Thrones'un Daenerys Targaryen ve Khal Drogo'sunu benzetmiş, ben de onlara kesinlikle katılıyorum. Dizinin de serinin de sıkı bir hayranı olarak bu benzetmeyi yerinde ve pozitif buldum. Pozitif, çünkü Dany ve Drogo'nun hikâyesini devam ediyormuş gibi düşünmek, üstelik çok daha gönlüme uygun bir sonla noktalandığını görmek feci halde içimi rahatlattı. Bu yüzden kitap boyunca bol bol sırıttım sanırım.


25 Ekim 2012 Perşembe

Kitap Yorumu: Bared to You - Sylvia Day


Ben böyle küsmeli barışmalı kitap görmedim arkadaş! Kitabın yarısından çoğu, Gideon'la Eva'nın bir sebepten kavga edip, sonra tekrar barışmasıyla geçti. Bir süre sonra alıştım artık, "hah, tamam şimdi kavga ederler" dedim, o anda kavga ettiler. Barışmaları desen ayrı mevzu. Fifty Shades'deki barışmaya çok çabuk dediydim, o zaman bunlarınki neydi? Aradan iki saat geçmeden sevişiyorlar ve ardından hemencecik barışıyorlar! Hayır, ayrılacaksanız ayrılın bizi de süründürmeyin burada, değil mi? Yordu bu kitap beni yordu.

Uyuz olduğum konulardan biri de Gideon'un ser verip sır vermemesiydi. Heh, tamam, anladık "gizemli karanlık" herifsin. Yakışıklısın, zenginsin ama hiç âşık olmadın. Geçmişinden dolayı sorunlusun, burası da tamam. İyi de arkadaş, kız sana her bir şeyini anlatırken, üstelik anlatmadığı şeyleri de stalker gibi sen kendi başına öğrenirken, ondan bir tanecik bilgiyi saklaman adil mi? İnsan az da olsa çıtlatır yahu! Kitap bitene kadar söylemedi hiçbir şey, Eva da her seferinde bahaneleri yedi oturdu. Adamın tavırlarında tutarlılık göremedim ben. Mesela; kıskanç Eva yine feci halde krize giriyor, sahneyi terk ediyor (her kavgada ortamı terk edip kaçıyor zaten. ona da ayrı sinir oldum); sonra Gideon bunu takip ediyor önce bir işi pişiriyorlar. Bu sırada bizim kız yumuşuyor bayağı tabii. Sorguya çekme zamanı geldiğinde Gideon olayı "Beni bırakmanı istemiyorum"lara getirip hallediveriyor meseleyi. Yok yok, kızda da sorun var. 

23 Eylül 2012 Pazar

Kitap Yorumu: On Dublin Street - Samantha Young


Ahh, böyle güzel kitaplar okuyunca çok mutlu oluyorum! Ayrıca kitabın kapağına her bakışımda bitiyorum. Çok sevdiğim dijital artistlerden Phatpuppy'nin eseri.

Önce yazarı bir tanıyalım: Samantha Young, ülkemizde yeni rafları dolduran Kan Günlükleri serisinin (ilk kitabı Kutsanmış Kan) ve The Tale of Lunarmorte, Fire Spirits gibi ünlü fantastik young adult (genç yetişkin) serilerinin yazarı. On Dublin Street, Samantha Young'un ilk fantastik olmayan ve yetişkinlere yönelik romanı. Kendisi İskoç asıllı ve kitabın da geçtiği Edinburgh'da yaşamış. Yani benim de ilk başta adındaki Dublin'den dolayı zannettiğim gibi, kitap İrlanda'da geçmiyor. Dublin Street, kahramanlarımızın yaşadığı İskoçya'nın Edinburgh şehrindeki bir sokak.

On Dublin Street, Jocelyn Butler'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Jocelyn - daha çok tercih ettiği adıyla Joss - geçmişi yüzünden kendini insanlardan uzak tutmaya kararlı genç bir kadın. On dört yaşındayken ailesini trafik kazasında kaybetmiş. Bu yüzden hâlâ onları düşündüğü zaman fenalaşıyor, hattâ nöbet geçiriyor. Anlayacağınız, pek çok romans kitabında olanın tersine, On Dublin Street'te erkek değil kadın karakter sorunlu.

22 Eylül 2012 Cumartesi

Kitap Yorumu: Tempting the Best Man - J. Lynn


J. Lynn, Jennifer L. Armentrout'un yetişkin kitaplarında kullandığı takma isim. Jennifer, son zamanlarda favori yazarlarım arasına girdi. Bu yüzden bu kitabına da şans vereyim dedim, pişman olmadım. Çok fazla "romance" okuyan birisi değilim, bu yüzden beklentilerimi yüksek tutmuyorum bu tür kitaplarda. Tempting the Best Man bu yüzden daha çok hoşuma gitti belki de. Tabii sevmemde Jennifer'ın eğlenceli diyalogları ve hayallerimi süsleyen erkek karakterlerinin etkisini de yok saymamak lazım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...