mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Temmuz 2014 Cuma
Kitap Yorumu: Avcı - Jennifer L. Armentrout
Bu kitapla beraber bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu Jennifer'ın bitirdiğim ilk serisi. Aynı zamanda Melez de okuduğum ilk kitabıydı. İçimin buruk olması gerekir normalde ama nedense pek değil. Galiba içimdeki sıkıntının tek kaynağı Sethsizlik olacak. O konuya birazdan derinlemesine gireceğim.
Benim için Melez Sözleşmeleri serisinin zirve kitabı Tanrı'dır. Onu nasıl deli gibi okuduğumu hâlâ hatırlarım. Tepeye çıktıktan sonra nedense beklentilerimin altına düştü hep. Avcı da aynen öyleydi. Aslında kitap çok uzun süre kitaplığımda sırasını bekledi. Canım okumak istemedi. Belki seri bitsin istemedim, belki gerçekten Jen'i okuyasım yoktu. Bilmiyorum. Sonuç olarak eve dönüş yolculuğum için seçtiğim kitap Avcı oldu. Biraz normalden uzun sürdü okumam. O yüzden de hafif önyargılı bakıyorum galiba.
Serinin bu final kitabında Alex'in Ares'le son mücadelesine hazırlanışına tanık oluyoruz genel olarak. Okuyanlar biliyordur; Savaş Tanrısı Ares'in ortaya çıkmasından sonra dünyaya bir tür kaos hâkim olmuştu. Safkanlar ve Melezler de yaklaşan savaşın farkındaydılar. Avcı'nın henüz başlarında iken geçen kitapta Jennifer'a sövüp saymama yol açan olay açığa kavuştu. Ne hikmetse Seth'i birdenbire hain pozisyonuna sokmuş, hayallerimi bir güzel paramparça etmişti. Bu kitabın başlarında ise Seth'i tekrar görüyoruz. Ve ilk kitaplardaki kadar olmasa da favori karakterimi bir önceki kitaptan biraz daha fazla görmek kitap için artı puan olarak eklenebilir.
Nerede kalmıştık? Seth'in geri dönmesi ile beraber Alex ve diğerlerinin planı da netleşiyor. Bu savaş ve yıkımı durdurmanın tek çaresi Ares'i ortadan kaldırmak. Ancak On İki'den birini yok etmek öyle kolay bir iş değil. Bu yüzden beklenmedik bir yardımcıya ihtiyaç duyuyorlar. Kitabın en şaşırtıcı olayı da bu oldu benim için. Böylece Alex, Aiden ve Seth Yeraltı Dünyası'nı bir kez daha ziyaret etmek durumunda kalıyor. Açıkçası Yunan Mitolojisini çok seven biri olarak en zevk aldığım kısımlardan biri hep Yeraltı Dünyası olmuştur. Her yazar farklı bir hayal dünyası seriyor önünüze ve bu çok hoşuma gidiyor.
Etiketler:
avcı
,
jennifer l. armentrout
,
kitap yorumu
,
melez sözleşmeleri
,
mitoloji
,
sentinel
29 Ağustos 2013 Perşembe
Kitap Yorumu: Anansi Çocukları - Neil Gaiman
Yaklaşık olarak Amerikan Tanrıları'nı bitirdiğim günden beri Anansi Çocukları/Anansi Boys'nın çıkmasını bekliyorum. Eğer Neil Gaiman'ın tadına bir kere vardıysanız, bağımlısı olmamanız kaçınılmaz. İthaki Yayınları da Temmuz ayından yayımladı kitabı. Eh, Ütopik Kızlar durur mu hiç, bir gaza gelerek okuma etkinliği düzenleme kararı aldık. Ben ve Zimlicous zaten Gaiman aşkından müzdaripti, diğerlerinin ise ilk denemeleri olacaktı. Fakat araya giren bir sürü şey dolayısıyla erteleye erteleye ancak yayınlayabiliyoruz. Hattâ etkinliği Kitab-ı Sevda yani Merve ile beraber yapabiliyoruz şimdilik. Devamı gelecek.
Anansi Çocukları, zevkle ve hızla okunan bir kitap. Aslında Neil'ın kitaplarını hızlı okumak adetim değildir. Her seferinde belirttiğim gibi; çok seviyorum onu! Eserleriyle, kişiliğiyle, her şeyiyle... Bu yüzden de kitaplarını hep sindire sindire okumaya çalışıyorum. Böylesi bana daha çok zevk veriyor. Ancak Anansi Çocukları'nı öyle hızlı okudum ki anlatamam. Kitap aşırı sürükleyici. Neil Gaiman kitapları için "Şu kadar sayfasını okuyun, sonra gerisi çorap söküğü gibi gelecek" dememe hiç gerek yok. Çünkü o ne yazsa okurum ben. Fakat eminim ki biraz ilgisini çeken okurlar da hiç zorlanmadan hatmedeceklerdir kitabı.
Anansi adı Amerikan Tanrıları'nı okuyanlara muhtemelen tanıdık gelecektir. Onun içindeki Tanrı kalabalığının bir üyesiydi kendisi. Hatırlamakta çok zorlansam da (1 yıldan fazla zaman girmiş araya. Zavallı hafızamı affedin.) az buçuk anımsar gibiyim. Yani iki kitap arasında bağlantı var ufacık, tabii bu Anansi Çocukları'ndan önce illa Amerikan Tanrıları'nı okumalısınız gibi bir zorunluluk gerektirmiyor. Minicik bir bağlantı. Dediğim gibi, çok da hatırlamıyorum ama kafamda bir yer edinmiş işte.
| Amerikan Tanrıları'nı okuyanlar hatırlayacaklardır. Orada da "Biz burada kahvemizi gece kadar koyu, günah kadar tatlı içeriz..." diye bir cümle geçiyordu. |
Etiketler:
anansi boys
,
anansi çocukları
,
fantastik
,
kitap yorumu
,
mitoloji
,
neil gaiman
26 Ağustos 2013 Pazartesi
Kitap Yorumu: Apollyon - Jennifer L. Armentrout
Yine bol acılı, gelgitli duygularla çevreli bir okuma sürecinin sonuna geldik. Apollyon elime bir hayli erken ulaştı bildiğiniz gibi, gelir gelmez de okumaya başladım. Araya bir sürü şey girmese ikinci gününde bitirirdim.
Kitap, her zamanki Jennifer akıcılığından nasibini almış. Anlayacağınız, elinizden hiç bırakmadan okuyabiliyorsunuz. Ama ne yazık ki biz zavallı Team Sethler'i hayal kırıklığına uğratabilir bu kitap. Nedenini yazının ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım. En sevdiğim karakterin geri plana itilmiş ve sevmediğim (üzgün değilim, sevgili Aiden severler) karakterin gözüme gözüme sokulmuş olduğu, beni sinirlendiren ama eğlenceli bir kitap olmuş Apollyon.
Apollyon'un başında Melez Sözleşmeleri serisinin 3,5 numaralı kitabı, yani ara kitap sayılan İksir/Elixir var. DEX İksir'i yayınlayarak muhteşem bir şey yapmış çünkü bu kitabı okumazsanız Apollyon'un başında kafanız bir hayli karışabilir.
İksir, Tanrı'nın bıraktığı yerden devam ediyor. Yani Alex'in uyanışının hemen ardından. Bildiğiniz gibi Alex, Uyanış'tan sonra Seth'le tam bağ kurmuş ve tamamen ona bağlı hale gelmişti. İksir'de karşımıza çıkan da işte bu kendinde olmayan, tam anlamıyla delirmiş, etrafındakilere küfürler ve tehditler savuran Alex.
İksir'i anlatan Aiden. Diğerleriyle beraber Alex'in Seth'e ulaşmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Eh, birleşirlerse Alex'in gücü Seth'e geçip onu Tanrı Katili'ne çevirecek sonuçta.
Aiden, eski Alex'ini geri istiyor. Onu hapsetmek zorunda kalmış olsa da Alex'in aklı başına gelene kadar yanından ayrılmıyor. Bence bu novellanın en iyi tarafı Aiden'in sevgisini tam olarak anlayabilme imkanımız olmasıydı. Tamam, Aiden fanı değilim ama biraz olsun onunla empati kurmamı sağladı İksir. Hattâ sonunda "Ben bu çocuğu sevebilirim yahu." dedim fakat ilerleyen kısımlarda sözlerime pişman edeceğini düşünemedim tabii.
Etiketler:
apollyon
,
dex
,
elixir
,
genç yetişkin
,
iksir
,
jennifer l. armentrout
,
kitap yorumu
,
melez sözleşmeleri
,
mitoloji
29 Mart 2013 Cuma
Kitap Yorumu: Tanrı - Jennifer L. Armentrout
Tanrı, Melez Sözleşmeleri serisinin 3. kitabı.
Artık fenomen hâline gelmiş bu seriye hâlâ başlamadıysanız ve yazıya boş gözler ile bakıyorsanız ya uzayda yaşıyorsunuz ya da bu tür kitapları yeterince takip etmiyorsunuz demektir. Çünkü Melez Sözleşmeleri hem Dünya'da hem de Türkiye'de büyük bir okur kitlesine ulaştı. Karakterleri bağırlara basıldı, serinin devam kitaplarının çıkması heyecandan öte bir duyguyla beklendi. Mitoloji ile günümüz paranormal hikâyelerini harmanlayan Jennifer L. Armentrout, çok kısa bir sürede young adult/genç yetişkin türünün en sevilen yazarlarından biri hâline geldi. Peki, neden mi?
Alex'in söz dinlemez, önüne geleni tekmeleyen, bazen fazlasıyla sinir bozucu ama her daim insanı merak içinde bırakan bir kadın kahraman olması. Seth ve Aiden ikilisinin, Alex'in potansiyel âşıkları olarak tüm mükemmeliyetleriyle etrafta dolanıp herkesin aklını başından almayı görev edinmeleri. Ayrıca seride aksiyon ve macera dur durak bilmiyor. Alex'in başı bir türlü beladan kurtulmuyor. Önce İblisler, yeni yeni düşmanlar, furiler derken sürekli birileri onu öldürmek istiyor.
Seriye genel bir bakış attıktan ve sizi okumadıysanız bile okumaya teşvik ettikten sonra Tanrı ile ilgili düşüncelerimi söylemeye geliyor sıra.
Etiketler:
covenant
,
deity
,
dex
,
genç yetişkin
,
hematoi
,
jennifer l. armentrout
,
kitap yorumu
,
melez
,
melez sözleşmeleri
,
mitoloji
,
safkan
,
tanrı
10 Şubat 2013 Pazar
6. ÜKG Blog Turu: Kutsanmış Kan - Samantha Young
Merhabalar,
ÜKG Blog Turları her zamanki gibi hız kesmeden devam ediyor. Her ay sizler için ayrı bir kitabı inceliyoruz bildiğiniz gibi. Bu ay, 6. Blog Turu'muz için Kutsanmış Kan'ı seçtik. Aslında bu blog tur bir hafta sonra olacaktı, fakat sizlere hazırladığımız heyecanlı mı heyecanlı sürpriz dolayısıyla bir hafta erkene aldık. Sürprizimiz ile ilgili bilgileri ÜKG Facebook sayfasından takip edebilirsiniz.
Şimdi gelelim 6. Blog Tur'a. Fazla konuşup uzatmadan, en iyisi sizi yazar Samantha Young ve diğer kitapları ile ilgili bilgiler bulabileceğiniz yazıma ve Kutsanmış Kan yorumuma alayım.
İyi eğlenceler! Ve desteklerinden dolayı Martı Yayınları'na teşekkürler!
Etiketler:
blog tour
,
blog tur
,
blood will tell
,
genç yetişkin
,
kan günlükleri
,
kitap yorumu
,
kutsanmış kan
,
mısır mitolojisi
,
mitoloji
,
samantha young
,
ükg blog turları
,
warriors of ankh
6 Şubat 2013 Çarşamba
Kitap Yorumu: Yerkara - Brodi Ashton
İlk önce söylemek istiyorum ki, kitabın isminin çevirisini
çok beğendim. Orijinal adı Everneath. Yerkara olarak çevrilmesi çok iyi olmuş.
Benim aklıma dahi gelmezdi, çok uyumlu olmuş.
Yerkara, Brodi Ashton’un aynı adlı üçlemesinin ilk kitabı.
Kitap, mitoloji ve aşkın harmanladığı başarılı bir genç yetişkin romanı örneği.
Bir kere çok hızlı okunuyor. Öyle ki, bir gece oturdum ve 334 sayfalık kitabın
yüzde yetmişini okudum. Sabah kalktığımda ise geri kalan kısmını okudum.
Yerkara’nın böyle hızlı okunmasının nedeni tabii ki hikâyenin akışı. Yazarın
anlatımı oldukça sade. Bunun yanında merak unsurları ve karakterler sizi
kitabın içine anında çekiyor.
Peki, nedir bu Yerkara? O, bir tür yer altı şehri. Hani
Hades’in Ölüler Ülkesi gibi. Ancak Yerkara’ya ölünce gitmiyorsunuz. Aksine,
sonsuza kadar yaşamayı seçtiğinizde gidiyorsunuz. Buranın sürekli sakinlerine
Sonsuzyaşamcılar deniyor. Sonsuzyaşamcılar, sonsuzluklarını Yerkara’ya
getirdikleri ölümlü insanların enerjilerine borçlular.
Nikki, bir yıl önce yaşadığı kötü gecenin ardından Cole’la
Yerkara’ya gitmeyi seçti. Şimdi, yaşam enerjisi ve hafızasının bir kısmı
kaybolmuş halde Yeryüzey’e, yani bildiğimiz dünyaya, döndü. Nikki’yi mümkün
olmadığı sanıldığı gibi Yerkara’dan kurtaran bir şey var; sürekli düşündüğü eski sevgilisi Jack.
Etiketler:
brodi ashton
,
dex
,
everneath
,
genç yetişkin
,
hades
,
kitap yorumu
,
mitoloji
,
persephone
,
yerkara
,
yeryüzey
23 Ocak 2013 Çarşamba
Kitap Yorumu: Odd ve Ayaz Devleri - Neil Gaiman
Odd ve Ayaz Devleri, Neil Gaiman'ın Türkçe olarak yayımlanan son kitabı. Kitap henüz Perşembe günü çıkmıştı ve Cuma günü benim elimdeydi. Eh, Neil Gaiman söz konusu olunca beklemeye hiç mi hiç gelmiyor, efendim. Çünkü neymiş; Neil bir harikaymış! Bana hasret çektiren, "ah olsa da okusam!" dedirttiren nadir yazarlardan kendisi. Çok seviyorum çok, öyle böyle değil. Karanlık, aynı zamanda eğlenceli tarafını, tuhaf huylarını, her şeyini.
Sanırım bu kadar Neil Gaiman övgüsü yeterli, biraz da Odd ve Ayaz Devleri'ni anlatalım.
Kitap 96 sayfa(cık). Ve bir çocuk romanı. Tabii Neil'ın kaleminden çıkan çocuk kitaplarını bilirler onu daha önce okuyanlar. Odd ve Ayaz Devleri'ni İngiltere'de düzenlenen Dünya Kitap Günü için yazmış Neil. Bu kısacık kitap neler mi anlatıyor? Nors mitolojisi desem.
Amerikan Tanrıları'nda doya doya, sindire sindire okumuştum Neil'in mitolojik kurgusunu. Ancak bu kitapta da hani tamamen olmasa da küçük bir tadını aldım aynı şeyin. Elbette yetmedi, yetemedi. Tadı damağımda kaldı.
Bir Odd'umuz var. Norveç'teki bir kasabada yaşayan küçük bir çocuk. Babasını bir deniz seferinde kaybetmiş. Annesi ise daha sonra Şişko Elfred dediği sinir mi sinir bir adamla evlenmiş. Üstelik Odd o kadar talihsiz bir çocuk ki, babası gibi ahşap işleriyle uğraşmak için odun keserken bir ağaç düşürüp tek ayağını kullanamaz hale gelmiş.
Etiketler:
çocuk
,
genç yetişkin
,
ithaki yayınları
,
kitap yorumu
,
mitoloji
,
neil gaiman
,
nors mitolojisi
,
odd ve ayaz devleri
23 Ekim 2012 Salı
Yeni Kapak Alarmı!: Gameboard of the Gods
Dünyaca ünlü Vampir Akademisi ve Kanbağı serilerinin sevilen yazarı Richelle Mead, yepyeni bir hikâyeyle karşımıza geliyor!
Mead, bu kez vampirlerden vazgeçerek son zamanların favori furyası "distopya" türüne adım atmış gibi görünüyor. Hem de bunu mitolojiyle harmanlayarak.
Henüz kaç kitaptan oluşacağı belli olmayan, son derece ilgi çekici serinin adı Age of X. Çok yakın bir zamanda kapağı yayınlanan ilk kitabı ise Gameboard of the Gods. Eğer Richelle'nin yeni kitabını merak ediyorsanız orijinal dilinde okumak için 4 Haziran'a kadar beklemeniz gerekecek.
Ve işte kapak görseli:
Mead, bu kez vampirlerden vazgeçerek son zamanların favori furyası "distopya" türüne adım atmış gibi görünüyor. Hem de bunu mitolojiyle harmanlayarak.
Henüz kaç kitaptan oluşacağı belli olmayan, son derece ilgi çekici serinin adı Age of X. Çok yakın bir zamanda kapağı yayınlanan ilk kitabı ise Gameboard of the Gods. Eğer Richelle'nin yeni kitabını merak ediyorsanız orijinal dilinde okumak için 4 Haziran'a kadar beklemeniz gerekecek.
Ve işte kapak görseli:
Etiketler:
age of x
,
gamebord of gods
,
kanbağı
,
mitoloji
,
richelle mead
,
vampir akademisi
,
yeni kapak alarmı
13 Ekim 2012 Cumartesi
Yeni Kapak Alarmı!: Apollyon
Son dönemin yıldızı parlayan yazarlarından Jennifer L. Armentrout'un yazdığı ve Türkçeye iki kitabı çevrilen Melez Sözleşmeleri serisinin dördüncü kitabı Apollyon'un kapağı geçenlerde serinin takipçilerinin beğenisine sunuldu.Kapak yine kendine hayran bırakacak cinsten! Serinin üçüncü kitabı Deity, Kasım ayının 6'sında yurtdışında, umuyorum ki bundan birazcık sonra da Türkiye'de satışa çıkacak.
Apollyon'un ise 9 Nisan'da orijinal dilinde yayınlanması bekleniyor.
Melez Sözleşmeleri serisi:
(İlk iki kitabın yorumlarına yazıların üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
Melez (Melez Sözleşmeleri #1)
Safkan (Melez Sözleşmeleri #2)
Deity (Melez Sözleşmeleri #3)
Apollyon (Melez Sözleşmeleri #4)
Sentinel (Melez Sözleşmeleri #5)
Novellalar:
Daimon (Melez Sözleşmeleri #0,5)
Elixir (Melez Sözleşmeleri #3,5)
Apollyon'un ise 9 Nisan'da orijinal dilinde yayınlanması bekleniyor.
Melez Sözleşmeleri serisi:
(İlk iki kitabın yorumlarına yazıların üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
Melez (Melez Sözleşmeleri #1)
Safkan (Melez Sözleşmeleri #2)
Deity (Melez Sözleşmeleri #3)
Apollyon (Melez Sözleşmeleri #4)
Sentinel (Melez Sözleşmeleri #5)
Novellalar:
Daimon (Melez Sözleşmeleri #0,5)
Elixir (Melez Sözleşmeleri #3,5)
Etiketler:
apollyon
,
covenant
,
deity
,
jennifer l. armentrout
,
melez
,
melez sözleşmeleri
,
mitoloji
,
safkan
,
yeni kapak alarmı
11 Ekim 2012 Perşembe
Kitap Yorumu: Yüz Bin Krallık - N.K. Jemisin
N.K. Jemisin yepyeni bir dünya yaratmış. Kahramanımız Yeine Darr'ın yaşadığı bu dünyanın adı Yüz Bin Krallık. Pek çok ülkeye bölünmüş bu dünyanın bir zamanlar üç adet tanrısı var imiş. Aydınlığın Tanrısı İtempas, Karanlık Tanrı Nahadoth ve Alacakaranlık Tanrısı Enefa. Ancak bu üç kardeşten ikisi İtempas'tan farklı bir yol izlemeyi tercih etmiş. Böylece Tanrılar Savaşı başlamış. Tanrılar Savaşı'nda galip gelen İtempas olmuş. Nahadoth ve onun yarattığı diğer Tanrılar, Aydınlık Tanrısı tarafından esir alınırken, Enefa öldürülmüş.
Yeine, Yüz Bin Krallık'ın küçük ve barbar kabilelerinden biri olan Darr'ın reisi. Ancak o aslında tam bir Darr'lı değil. Damarlarında Arameri kanı taşıyor. Arameriler İtempas'ın yarattığı düzende dünyayı yöneten soy oluyor. Yani bu ırktan gelenler Yüz Bin Krallık'ı yöneten hanedanı oluşturuyor.
Etiketler:
dex
,
kitap yorumu
,
miras üçlemesi
,
mitoloji
,
n.k. jemisin
,
tanrılar
,
the hundred thousand kingdoms
,
yetişkin
,
yüz bin krallık
19 Eylül 2012 Çarşamba
Yeni Kapak Alarmı: The Scorpio Races'ın Kapağı Yenileniyor!
Maggie Stiefvater'ın mitolojik deniz atları capall uisceyi konu alarak yazdığı serisiz tek romanı The Scorpio Races, yeni kapağıyla raflarda bir kez daha yerini alıyor!
Yeni kapak, en az eskisi kadar güzel ve ilgi çekici. Tasarım'ı Adam S Doyle Studio'ya ait Amerika'da yayınlanacak bu yeni kapaklı baskının 13 Nisan'da çıkması planlanıyor.
Bol ödüllü The Scorpio Races'ın blogumdaki yorumuna buradan ulaşabilirsiniz.
Yeni kapak, en az eskisi kadar güzel ve ilgi çekici. Tasarım'ı Adam S Doyle Studio'ya ait Amerika'da yayınlanacak bu yeni kapaklı baskının 13 Nisan'da çıkması planlanıyor.
Bol ödüllü The Scorpio Races'ın blogumdaki yorumuna buradan ulaşabilirsiniz.
2 Eylül 2012 Pazar
Kitap Yorumu: Safkan - Jennifer L. Armentrout
Melez Sözleşmeleri serisinin ilk kitabı Melez'i daha önce yorumlamıştım. O yoruma buradan ulaşabilirsiniz. Safkan ise aynı serinin ikinci kitabı. Kitap, Temmuz ayında DEX'den çıktı.
Yoruma geçmeden önce Alex'e yazdığım mektubu yayınlamak istiyorum.
Sevgili Alex,
Bir süredir yıkılmış "Young-adult kitaplarındaki salak kız" imajını neden yeniden kazandırmaya çalışıyorsun? İyisin, hoşsun, biraz fazla fevrisin ama yeri geldiğinde tatlısın. Fakat bazı zamanlar çekilmez oluyorsun. Misal, Aiden'e çok fazla kafanı takmış durumdasın. Ki yaşadığın hadiselere bakılırsa bu normal değil. Ölümden bin kere dönüyorsun, en yakınlarını kaybediyorsun ama yine de oğlan "höh" dese bayılacak durumdasın. Üstelik şu reddedilen kızların reddeden tarafa hâlâ tapıyor olmalarını aklım almıyor. Hadi hepsini geçtim, reddedilir reddedilmez diğer erkek seçeneğinin kucağına koşman ise hiç hoş değil. Çünkü biliyorsun ki, ben o aslında yüzüne bakmayacağın tarafı seviyorum. Sen ise yalnızca teselli bulmak için ona koşuyorsun. Beni çıldırtmak için yapıyorsun değil mi? Hem zavallı çocukla oynuyorsun hem de beni saçımı başımı yolacak kıvama getiriyorsun.
Etiketler:
akit
,
apollyon
,
dex
,
genç yetişkin
,
hematoi
,
iblis
,
jennifer l. armentrout
,
kitap yorumu
,
melez
,
melez sözleşmeleri
,
mitoloji
,
safkan
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Kitap Yorumu: Melez - Jennifer L. Armentrout
Alex'e merhaba deyin! Tam adıyla Alexandria. Ama isminin kısa versiyonunu kullanmayı tercih ediyor. Alex, bir Melez. Evet, o Yunan Tanrılarının soyundan geliyor. Yani Hematoi ırkından. İki Hematoi'nin çocuğuna Safkan, Hematoi'yle bir insanın çocuğuna ise Melez deniyor. Alex'in annesi de bir Safkan, elbette bu durumda babası insan oluyor. Ama babasıyla hiç tanışmamış.
Alex, on dört yaşındayken annesi tarafından zorla denebilecek bir şekilde Akit'ten alınarak insan dünyasına karışmış. Akit, Safkanlar ve Melezler'in beraber eğitim gördüğü, dış dünyadan soyutlanmış bir adada yer alan bir tür okul. Burada Melezler, ya Safkanlar'ı korumak için Muhafız olarak yetiştiriliyor ya da iblisleri öldürmek üzere Avcı oluyor.
Üç yıl boyunca annesiyle beraber geçmişinden uzak yaşayan Alex'le bir iblis kovalamacası sırasında ilk kez karşılaşıyoruz. İblisler, Melez ve Safkanlar'ın kanlarında bulunan, Safkanlar'da daha çok olan, "eter" adlı maddeyi içerek beslenen şeytani yaratıklar. Bir İblis, yine bir Safkan'ın dönüştürülmesi sonucu oluşuyor. Annesi bu İblisler tarafından gözleri önünde öldürüldükten sonra Alex, tüm gücüyle yaratıklarla dövüşmeye devam ediyor. Elbette onun da bir sınırı var, Akit'te eğitim görmüş olmasına karşın üç yıl boyunca bu eğitimden uzak kalınca onların tamamen hakkından gelmesi imkansız. Tam bu sırada imdadına Aiden yetişiyor. Alex'in Akit'ten tanıdığı, siyah saçlı, gri gözlü ve yakışıklı Aiden onu kurtarıp okula geri götürüyor.
Etiketler:
akit
,
apollyon
,
dex
,
genç yetişkin
,
hematoi
,
iblis
,
jennifer l. armentrout
,
kitap yorumu
,
melez
,
melez sözleşmeleri
,
mitoloji
,
safkan
4 Ağustos 2012 Cumartesi
Kitap Yorumu: En Karanlık Gece - Gena Showalter
Gena Showalter müthiş bir kitap yazmış!
Hakikaten kurgu, karakterler muhteşemdi. Sonunun nasıl olacağını biliyorum derken aniden olayların gidişatına şaşırıp kalabiliyordunuz. İçinde Yunan Mitolojisi barındıran, yetişkinlere yönelik fantastik bir roman En Karanlık Gece.
Karanlığın Efendileri, Tanrılar tarafından yaratılmıştır. Yüzyıllar önce dimOuniak isimli içinde en beter iblisleri barındıran kutuyu korumakla görevliyken kutunun açılmasını, böylece iblislerin serbest kalmasını sağladıkları için lanetlenmişlerdir. Her birinin içine iblislerden biri yerleştirilmiştir. Maddox'a Şiddet iblisi, Lucien'e Ölüm, Reyes'e Acı, Aeron'a Gazap, Torin'e Hastalık ve Paris'e Şehvet... Tanrıların gazabı bununla da kalmamış kutuyu korumak için görevlendirilen Pandora'yı öldürdüğü için Maddox'a bir lanet daha verilmiştir; her gece aynen Pandora'nın öldüğü biçimde ölüp, sabah yeniden hayata dönmek zorundadır. Altı kere bıçaklanarak ve acı içinde...
Lords of the Underworld (Türkçe adıyla Karanlığın Efendileri) Budapeşte'de her şeyden uzakta bir kalede yaşamlarını sürdürürken onları öldürmek isteyen Avcıların kalelerine yaklaştığını fark ederler. Avcıların büyük ihtimalle yem olarak kullanılacak bir kadın gönderdikleri fikrine kapılırlar. Maddox, kadını bulmak ve gerekirse öldürmek için ormana gittiğinde kız, ona yanında kalması gerektiğini söyler. Kız, yani Ashlyn, çocukluğundan beri kafasının içinde sesler duyuyordur ama mecazi anlamda değil. Ancak Maddox'la karşılaştığında tüm sesler susmuştur. Zaten Budapeşte'ye sesleri susturabilecek paranormal bir yaratık aramaya gelen Ashlyn minnetle Maddox'a tutunur.
Maddox dışındaki "Lordlar" da birbirinden farklı ve enteresandı. Özellikle Reyes'in hikayesini okumak için can atıyorum. Kendisine acı vermekten zevk alan Reyes, bakalım Danika'yla ne yapacak.
Maddox'un içinde Şiddet iblisini Ashlyn için bastırmaya çalışması ve giderek kadına bağlanması çok hoştu. Ashlyn'in kitabın sonlarına doğru yaptığı fedakarlık ise akıllara durgunluk verir cinstendi.
Kısacası son derece etkileyici ve akıcı bir kitap. "Ee, o zaman niye 4 puan verdin?" diye soracak olursanız; diğer kitaplarda Gena'nın çok daha muhteşem şeyler yapacağını öngördüğümden verdim. Buna 5 verirsem, daha iyilerine ne veririm o zaman diye düşündüm. :D
Okuyunuz, okutunuz efendim...
Puan: 4
Etiketler:
en karanlık gece
,
gena showalter
,
iblis
,
karanlığın efendileri
,
kitap yorumu
,
lords of the underworld
,
melek
,
mitoloji
,
paranormal romans
,
pegasus yayınları
,
yetişkin
Ne Okusam, Ne Okusam?
DEX Kitap / 340 sayfa
20 TL
Tanıtım:
Sevdiğini öldürebilir misin?
Hematoi ırkı, tanrılarla yaratıkların soyu. İki Hematoi çocuğu Safkan sayılıyor ve tanrısal güçlere sahip oluyor. Hematoilerle ölümlülerin çocukları olan Melezlerde ise bu güçler yok. Bu melezlerin sadece iki seçeneği var: eğitimli birer Avcı olup iblis avlayabilir ya da Safkanların evlerinde kölelik yapabilirler.
Bir Melez olan Alexandria, yaşamını tuvalet temizleye
rek geçirmek yerine tehlikeye atmaya razı ama bunu da yüzüne gözüne bulaştırabilir. Avcılık öğrencilerinin uyması gereken belli kurallar var. Alex’in bu kuralların hepsiyle başı dertte ama en fazla birinci kural onun için büyük sorun:
Safkanlarla Melezler arasında ilişki yasak.
Ne yazık ki Alex, Safkan Aiden’e çok fena âşık. Ancak bu aşk onun tek büyük sorunu değil; daha büyük bir sorun, okuldan mezun olana kadar hayatta kalmak ve bir Avcı olmak. Görevinde başarısızlığa uğrarsa ölümden ya da kölelikten de kötü bir son onu bekliyor: bir iblise dönüşmek ve Aiden’ın avı olmak.
Daha korkunç bir şey düşünülebilir mi?
Melez, Yunan Mitolojisine bambaşka bir bakış açısı kazandırıp dünyada büyük yankı uyandıran Melez Sözleşmeleri serisinin ilk kitabıdır.
Başlayanlar - Lissa Price
DEX Kitap / 348 sayfa
19 TL
DEX Kitap / 348 sayfa
19 TL
Tanıtım:
Bedenine sahip çık!Biyolojik Savaş, orta yaşlı insanları yeryüzünden sildi. Geriye sadece çocuklar, gençler ve yaşlılar kaldı. Yaşlılar, yani Sonlayanlar, hayatlarına devam ediyorlar. Paraları ve işleri var, üstelik gelişen tıp ömürlerini de uzattı. Esas sorun ise gençler, yani Başlayanlar. Tümünün anne babası öldü, sokakta kaldılar, beş paraları yok ve açlar. Hayatta kalabilmek için her şeyi ya
pmaya hazırlar.
Callie’nin tek umudu ise Taze Hedefler: bir beden bankası. Burası, gençliklerini yeniden yaşamak isteyen Sonlayanlar’a, üstün bir teknolojiyle geliştirilen bir sistem sayesinde genç bir beden veriyor. Başlayanlar’ın bedenlerini kiralayıp yaşlı vücutlarıyla yapamadıkları her şeyi yapıyorlar. Kiralanan genç bedene ne olduğu ise kimsenin umurunda değil.
Callie de bedenini kiraya veriyor çünkü paraya ihtiyacı var, hasta kardeşine bakabilmek ve yaşamını devam ettirebilmek için.
Ancak bir sorun çıkıyor. Kiracı, Callie’nin bedenini bir cinayet işlemek için kullanmanın peşinde. Callie sistemde çıkan bir hata sonucu birden kendi bedeninde uyanıyor ama kiracısı hala sisteme bağlı. Şimdi tek bedenin içinde iki kişi var, bir de önlenmesi gereken bir cinayet.
Ephesus Yayınları / 391 sayfa
18 TL
Tanıtım:
İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.
Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.
Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?
Despot ağabeyini öldürmenin peşindeki Kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.
Kanlı Annwyl gibi bir lakaba sahip olmak, kadın bir savaşçı için de olsa, hiç kolay değildir. Erkekler ya korkuyla titrer ya da saygıyla selam verir.
Ama arada sırada bir erkekle, Yok edici Feraghus'la konuşabildiği gibi konuşabilmeyi arzulamaktadır.
Fakat ne yazık ki Fearghus bir ejderhadır. Büyük, pullu ve ölümcül.
Fearghus'un onu savaş için eğitmek üzere ayarladığı sert, küstah şövalyeye karşı uyanan duygularından çok farklı bir şekilde, Annwyl onunla kendini güvende hisseder. Günlerini onu vahşi, kuvvetli bir arzuyla dolduran adamla dövüşerek, gecelerini ise bir köyü sadece nefesiyle yıkabilecek sihirli bir varlıkla geçirerek harcayan Annwyl, hayatın daha da garipleşemeyeceğinden emindir.
Ama yanılıyordur...
Tanıtım:
Dokunuşum ölümcül. Dokunuşum güç.
Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.
En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette’in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.
Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette’i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.
Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.
Tahereh Mafi, Bana Dokunma’da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette’in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette’in zihninin içine davet ediyor.
Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.
Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?
Despot ağabeyini öldürmenin peşindeki Kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.
Kanlı Annwyl gibi bir lakaba sahip olmak, kadın bir savaşçı için de olsa, hiç kolay değildir. Erkekler ya korkuyla titrer ya da saygıyla selam verir.
Ama arada sırada bir erkekle, Yok edici Feraghus'la konuşabildiği gibi konuşabilmeyi arzulamaktadır.
Fakat ne yazık ki Fearghus bir ejderhadır. Büyük, pullu ve ölümcül.
Fearghus'un onu savaş için eğitmek üzere ayarladığı sert, küstah şövalyeye karşı uyanan duygularından çok farklı bir şekilde, Annwyl onunla kendini güvende hisseder. Günlerini onu vahşi, kuvvetli bir arzuyla dolduran adamla dövüşerek, gecelerini ise bir köyü sadece nefesiyle yıkabilecek sihirli bir varlıkla geçirerek harcayan Annwyl, hayatın daha da garipleşemeyeceğinden emindir.
Ama yanılıyordur...
Bana Dokunma - Taferah Mafi
DEX Kitap / 332 sayfa
Tanıtım:
Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.
En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette’in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.
Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette’i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.
Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.
Tahereh Mafi, Bana Dokunma’da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette’in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette’in zihninin içine davet ediyor.
Sapphique - Catherine FisherPegasus Yayınları / 432 sayfa
24 TL
Tanıtım:
Kalbin kilidini hangi anahtar açar?
Finn canlı Hapishane'den, korkunç Incarceron'dan kaçtı; ama orayı hatırladıkça acı çekiyor çünkü kardeşi Keiro hâlâ içeride.
Claudia, Finn'in Kral olmasında ısrarlı, oysa Finn kendi kimliğinden bile şüphe ediyor.
Deli büyücü Rix, Hapishane'nin şimdiye kadar sevdiği tek insan olan Sapphique'in Eldiven'ini gerçekten buldu mu?
Keiro, Eldiven'i çalarsa dünya yıkıma mı sürüklenecek?
Biri içeride, diğeri dışarıda.
İkisi de özgürlük arayışında.
Sapphique gibi.
Etiketler:
bana dokunma
,
başlayanlar
,
distopya
,
ejderha
,
ejderin aşkı
,
melez
,
mitoloji
,
ne okusam
,
sapphique
5 Temmuz 2012 Perşembe
Kitap Yorumu: The Scorpio Races - Maggie Stiefvater
Uzun bir aradan sonra yeniden İngilizce olarak okuma şansına erebildiğim ilk kitap oldu The Scorpio Races. Yeni Reeder'ım sağ olsun. Ve tabii açılışı bu kitapla yapmış olmamda Maggie Stiefvater'ın en sevdiğim yazarlardan biri olmasının etkisi hayli büyük.
Kitabı okumakla ilgili hiçbir zaman şüphem olmadı. Daha önceki bir yazımda da bahsettiğim gibi, atlar, mitoloji ve Maggie üçlemesi beni çeken güçlü mıknatıslardı.
The Scorpio Races, Thirsby isimli bir adada geçiyor. Thirsby'de her yıl, Scorpio Races denilen at yarışları düzenleniyor. Bu yarış, ada için çok derinlere inen bir gelenek. Her yılın Kasım ayında capall uisce diye anılan mitolojik su atları karaya geliyorlar. Bu atlar çok vahşi yaratıklar. Etle besleniyorlar ve zapt edilmeleri oldukça zor. Çoğu zaman binicilerini öldürdükleri biliniyor. Bu yüzden yarışlar aynı zamanda kan ve ölümle anılıyor. Ada insanları bu atlarla ya da sahip oldukları capall uisce ile yarışa katılıyor. Bu son derece zorlu ve kanlı bir yarış. Kitabın baş karakterleri ise Sean Kendrick ve Puck Connoly. İşe onları tanıtarak başlamak istiyorum.
Puck (gerçek adıyla Kate. Lakabı olan Puck'ı kullanmayı tercih ediyor) üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu. Bir ağabeyi bir de erkek kardeşi var. Anlayacağınız gibi ailenin tek kızı, üstelik ebeveynlerini kaybetmiş bir ailenin tek kızı. Haliyle tüm sorumluluk ona yüklenmiş vaziyette. Neyse ki Puck oldukça güçlü bir kız. Zaten bu yazarın hayran olduğum özelliklerinden biri, kadın karakterleri her zaman hayata sımsıkı tutunabilen güçlü kişilikler oluyor. Puck da beni bu konuda tatmin etti. Ailesinin kaybından sonra kardeşi Finn'in ve yaşadıkları evin neredeyse tüm sorumluluğunu üstlenmiş. Tüm bu sorumluluğun altında, rahatlamasını ve her şeye daha sıkı tutunmasını sağlayan şey ise ona annesinden miras kalan dişi atı Dove.
Etiketler:
at
,
capall uisce
,
genç yetişkin
,
kitap yorumu
,
maggie stiefvater
,
mitoloji
,
scorpio races
,
the scorpio races
26 Haziran 2012 Salı
Kitap Yorumu: Amerikan Tanrıları - Neil Gaiman
Tanıtım:
Yarattığı kahramanlar ve atmosferlerle hayal gücünüzü şenlendiren Neil Gaiman, Amerikan Tanrıları’nda size hem tanıdık hem de tamamen yabancı bir dünyanın kapılarını aralıyor…
Amerika’da tanrılar ve mitolojik yaratıklarla yapacağınız bu müthiş yolculuk başınızı döndürecek…
Geçmişte birtakım kirli işlere bulaşmış olan Gölge, cezasını tamamlamak üzeredir. Artık tek istediği, eşi Laura’yla birlikte sessiz sakin bir yaşam sürmek ve beladan mümkün mertebe uzak durmaktır. Ta ki, eşinin korkunç bir kazada hayatını kaybettiğini öğrenene kadar.
Cenazeye gitmek üzere bindiği uçakta bir adamla tanışır. İsminin Çarşamba olduğunu söyleyen bu düzgün giyimli, yaşlı adam, Gölge hakkında hiç kimsenin, hattâ kendisinin bile bilmediği şeyler anlatır ve… onu yaklaşan fırtınaya karşı uyarır. Bundan böyle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır, çünkü günlük hayatın o sakin yüzeyinin altında, Amerika’nın ruhunu ele geçirmek için büyük bir savaş kopmak üzeredir.
“Amerikan Tanrıları bir tür mucize. Okunması gereken çok önemli bir kitap…” Jonathan Carroll
“Gizem, hiciv, seks, dehşet, şiirsel anlatı –Amerikan Tanrıları tüm bu unsurları bir araya getirerek okuyucuyu avucunun içine alıyor.”
The Washington Post
Yorum:
Art arda Neil Gaiman'ı okumanın verdiği keyfi size kelimelerle anlatamam. Evet, 5 kitabını, seriymişçesine, birbiri ardına okudum. Ama öyle hızla değil. Sindire sindire. Kelimeleri içime çeke çeke.
Öncelikle beni bu yazarı okumam için sürekli iteleyip, moral ve gaz veren birtanecik "türdeşim"e sonsuz teşekkür etmeliyim. Birlikte Cağaloğlu'ndaki İthaki Yayınları'nın dağıtım yerini bulduğumuz için de ayrı olarak mutluyum. Bu sayede tüm Neil kitaplarıma neredeyse yarı fiyatına sahip oldum.
Neil Gaiman, gerçekten eşsiz bir yazar. Sırayla Mezarlık Kitabı, Yokyer, Koralin: Gizli Dünya ve Yıldız Tozu'nu okudum, ki hepsi birbirinden güzel kitaplardı. Ve yine türdeşimin tavsiyesi sayesinde bu sırayla okuduğum için Gaiman'ın ne kadar değişip aynı zamanda aynı kalabileceğini fark ettim. Ve yine bu sayede Amerikan Tanrıları'nı sona bırakıp finali muhteşem bir şekilde yaptım.
Dediğim gibi, kitap hakkında söylenecek çok şey var. Öncelikle mitoloji delilerinin bile kafasını karıştıracak cinsten bir Tanrı kalabalığı olduğunu belirtmeliyim. İskandinav tanrılarından, Mısır tanrılarına, Haiti tanrılarına kadar sayamayacağım kadar çok mitoloji iç içe geçmişti. Bu çoğu zaman kafa karıştırıcı olsa da o kafa karışıklığını yaşamak bile ayrı bir keyif veriyor. Fakat kitapta kesinlikle bir anlaşılmazlık, sıkıntı söz konusu değil. Aksine heyecan ve merak unsurları her daim zirvede.
Etiketler:
american gods
,
amerikan tanrıları
,
kitap yorumu
,
mitoloji
,
neil gaiman
,
yetişkin
15 Temmuz 2011 Cuma
Kitap Yorumu: Bahar Tanrıçası - P.C. Cast
İtiraf ediyorum Gece Evi serisinin yazarı olan kadından böyle bir kitap beklemiyordum. Deniz Tanrıçası'nı okumuştum ama öyle çok da beğenmemiştim. Bir şeyler eksik gibi gelmişti. Sevememiştim. Ama Bahar Tanrıçası o kadar büyük umutlarla almamama rağmen beni tatmin etti. Saf aşk, hem de mitolojik tanrılar arasında geçen bir saf aşk ancak bu kadar güzel işlenirdi.
Konuya gelecek olursak; yaşı kırkı geçmiş, aşık olduğu bir fırının sahibi Lina'nın borçları vardır. Hem de hayatının mesleğini yapmaya devam etmesi için çabucak ödemesi gereken borçlar. Lina İtalyan olan büyükannesinin izinden giderek harika hamur işleri çıkardığı bir fırın açmıştır. Ama son zamanlardaki durgunluk onu kötü yönde etkilemiştir. Fırınını canlandırmak için mönüye daha çok yemek eklemeye karar verir. Bunun içinde dükkanının karşısındaki kitapçıya gidip İtalyan işi yemek kitapları alır.
Kitaplardan birinde bulduğu gizli pizza tarifi çok ilgisini çeker. Evinde pizzayı hazırlarken, kitap yazarının söylediği gibi bir yandan da nimetleri için Tanrıça Demeter'e dua etmektedir. Oldukça eğlenerek pizzasını hazırladıktan sonra bahçesindeki bir ağaca gider ve duanın son kısmını orada tamamlar. Bu arada Demeter de kızı Persephone'nin bir an önce olgunlaşmasını istiyordur. Bahar Tanrıçası Persephone'ye Ölüler Ülkesi'nde ihtiyaç vardır ama Demeter kızının oraya gidebilecek kadar olgunlaşmadığını düşünüyordur. Lina'nın yakarışlarını duyan Demeter Persephone'yle Lina'nın bedenlerini altı aylığına değiştirmeye karar verir. Böylece hem kızı olgunlaşacak hem de Lina'nın fırını Bahar Tanrıçası'nın gelişiyle bereketlenecektir. Bu arada Hades'in dünyasına giden olgun kadın da orayı düzene sokacaktır.
Lina'nın kendini birden Olimpos'ta, Persephone'nin genç bedeninde bulmasıyla kitap hareketleniyor. Lina Bahar Tanrıçası'nın bedeninde Ölüler Ülkesi'ne doğru gidiyor ve Yeraltı Tanrısı Hades'le karşılaşıyor. İlk başta ona çok soğuk davranan Karanlığın Tanrısı daha sonra Lina'nın ruhunun canlılığını, alemindeki güzelliklere verdiği tepkiyi gördüğünde kadına tutuluveriyor. P.C. Cast Ölüler Diyarı'nı mükemmel bir şekilde betimlemiş. Gerçekten orada olduğunuz hissini uyandırıyor, derin bir araştırma yaparak oranın her bir detayını ele almış. Beni en çok etkileyen bu oldu. Dediğim gibi bu yazardan böyle bir kitap beklemiyordum. Harika bir sürprizdi.
Çoğu kişi kitabın konu yönünden zayıf olduğunu düşünebilir. Ki daha önce okuduğum birkaç yorumda böyle yazdığını görmüştüm. Ama bence bu gerçek anlamda bir "mitolojik aşk" romanı. Bu yönüyle ele alırsak türünün en başarılarından biri. Ölüm Tanrısı olarak bildiğimiz Hades'i böyle içten ve aşık bir şekilde okumak da insanı hem şaşırtıyor hem de sevindiriyor. Kitabın sonu ise çok güzel bağlanmıştı bence. Yine de nerede olduğunu bilmediğim küçük eksikler vardı, onları da hatasız kul olmaz deyip unutuyorum.
Uzun lafın kısası, Tanrıça serisi piyasada bulunan çok az mitolojik romandan biri. Ve bence çok da iyi bir seri. Benim gibi mitoloji delilerinin kitaplığında bulunması şart. İçinde barındırdığı aşk da yüreğinize işleyecek türden. Bedenin mi yoksa ruhun mu aşık olduğunu birçok kez sorguluyor kitap. Ben çok sevdim. Tanrıça serisine tam gaz devam etme kararı aldım. Ama itiraf etmeliyim ki kadınların tercih etmesinin daha doğru olacağı bir kitap.
Sevgiler. Keyifli okumalar.
Puan: 4
Etiketler:
bahar tanrıçası
,
hades
,
kitap yorumu
,
mitoloji
,
p.c. cast
,
pegasus yayınları
,
persephone
,
tanrıça
,
yetişkin
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)





















