artemis yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
artemis yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ekim 2014 Perşembe
Kitap Yorumu: Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor
Kitabı bitirir bitirmez soluğu burada almış bulunuyorum. Galiba geri dönüşüm için muhteşem bir bahane olacak Duman ve Kemiğin Kızı. Çünkü kitabı okurken içimden sürekli hakkında bir şeyler yazmak geliyordu. Kuşkusuz son dönemde okuduğum en iyi genç yetişkindi. Keşke bitmeseydi dedirten, "Ne olacağını biliyorum" dediğinizde birkaç sayfa sonra lafınızı suratınıza yapıştıran, beni benden alan bir kitap. Galiba bunları yorumun sonunda söylemem gerekiyordu. Neyse, Laini kuralları yıktıysa biz de yıkarız arkadaş! En iyisi geyiğe bağlamadan geleyim fasulyenin faydalarına.
Kitabı bu yaz D&R indiriminden almıştım. Aslında İngilizce okuyacaktım ancak herhalde elime almamış olsam okuyana kadar aylar yılları kovalardı. Bu yaz, blogda Western filmlerindeki uçuşan çalıları görenler pek kitap okuyamadığımı, okuduklarıma da her ne hikmetse yorum yazamadığımı anlamışlardır. Durum böyle olunca bu güzelim kitabı da elimde az süründürmedim değil. Ne zaman uzun sürecek bir yolculuk göründü ufukta, o zaman tekrar bana el sallamaya başladı. Özellikle karayolu üzerinden yaptığım yolculuklarda deli gibi kitap okurum ben. Duman ve Kemiğin Kızı da güzel bir yakalayınca beni, işkencesi falan kalmadı o yarım günden fazla süren yolculuğun. Daha sonra da zaman buldukça okudum. Beş dakika bile olsa elime almadan duramadım. Sonuçta bugün itibariyle kitabı bitirmiş bulunmaktayım.
Etiketler:
akiva
,
artemis yayınları
,
daughter of smoke and bone
,
duman ve kemiğin kızı
,
fantastik
,
genç yetişkin
,
karou
,
kimera
,
kitap yorumu
,
laini taylor
,
melek
,
şeytan
,
young adult
2 Temmuz 2013 Salı
12. ÜKG Blog Turu: Kayıp Kız - Gillian Flynn
Merhabalar!
ÜKG'nin 12. turuna konuk olan kitap Gillian Flynn'in Artemis Yayınları'ndan çıkan ödüllü eseri Kayıp Kız.
Kitabı henüz tur kitabımız olmadan önce de duymuş ve merak ediyordum ancak okuduktan sonra çok iyi bir tercih olduğuna karar verdim. Anlayacağınız yorumumu yazma konusunda çok heyecanlıyım. Fazla uzatmadan önce tur takvimimizi size bir sunayım. Ve 3 adet Kayıp Kız'dan birini kazanabileceğiniz bir çekiliş olduğunu unutmayın yazının sonunda.
Keyifli turlar!
Tur Takvimi:
02.07 - Kitap Hayvanının Günlüğü - Yorum
Tanıtım:
Aşık olduğunzu insanı ne kadar tanıyabilirsiniz?
"Ne düşünüyorsun Amy?.. Evliliğimiz boyunca dile getirmesem bile, içten içe, sürekli sorduğum soru bu. Sanırım bu tür sorular tüm evliliklerin kaçınılmazı: Ne düşünüyorsun? Neler hissediyorsun? Sen kimsin? Bize ne oldu? Şimdi ne yapacağız?"
Evliliklerinin beşinci yıldönümü sabahında, karısı Amy aniden ortadan kaybolunca, Nick Dunne bu sorularla baş başa kalıyor. Polisin baş şüphelisi Nick. Amy'nin arkadaşları, kadının Nick'ten korktuğunu, bazı şeyleri ondan sır gibi sakladığını söylüyor. Nick'e göre bütün bunlar büyük bir yalan. Polis, Nick'in bilgisayarında tuhaf bilgilere rastlıyor. Dahası, biri, cep telefonundan ısrarla Nick'i arıyor. Asıl soru şu; Nick'in güzel karısına ne oldu? Peki, Amy'nin özenle paketleyip bıraktığı kutuda ne vardı?
Kayıp Kız'da evlilik, tam bir savaş sanatına dönüşüyor.
"Bıçak kadar keskin. Şaşırtıcı derecede sinsi. Akıl almaz bir oyun. Kayıp Kız, Gillian Flynn'den baş döndürücü bir roman. Gillian Flynn'in gerilim konusunda Patricia Highsmith'den geri kaldığını düşünüyorsanız, dantel gibi dokunmuş bu hikayenin ayrıntılarına bir daha göz atın. İlk okuduğunuzda yüreğinizin sıkışmasına neden olan şeyler, ikinci okuyuşunuzda tamamen farklı görünecek."
-Janet Maslin, The New York Times-
"Alfred Hitchcock'u bile kıskandıracak, karşı konulmaz bir yaz gerilimi. İnsan psikolojisinin en karanlık kuytularına inen bu nefis gerilim romanı tüylerinizi diken diken edecek."
-People-
Etiketler:
artemis yayınları
,
blog tour
,
blog tur
,
gerilim
,
gillian flynn
,
gizem
,
gone girl
,
kayıp kız
,
kitap yorumu
,
ükg blog turları
18 Eylül 2012 Salı
Kitap Yorumu: Meleklerin Kanı - Nalini Singh
Meleklerin Kanı, uzun zamandır okunacaklar listemde bulunan kitaplardandı. Ancak okumam ancak Türkçe çevirisi çıktıktan sonra mümkün olabildi. Tabii ben yine İngilizce versiyonunu okudum. Bu yüzden bazı terimleri birebir aktaramayabilirim.
Meleklerin Kanı/Angels' Blood, Lonca Avcısı/Guild Hunter serisinin ilk kitabı. Nalini Singh, Psy-Changeling serisiyle tanınan ve "paranormal romance" okurları arasında çok sevilen bir yazar. Lonca Avcısı/Guild Hunter ise hem "paranormal romance" hem de "urban fantasy" türlerine girebilecek türde başarılı bir seri. Açıkçası bu kitap sayesinde urban fantasy'i ne kadar sevdiğimi tekrar hatırladım. Bundan sonraki kitap seçimlerimde büyük etkisi olacak bu farkındalığın.
Elena Deveraux, bir Lonca Avcısı. Ona "vampir avcısı" da diyebilirsiniz. Tabii Elena, vampirlerin kalplerine kazık saplamıyor. O farklı türden bir yöntem kullanıyor. Tüm Lonca Avcıları'nın kullandığı yöntemi: Vampirleri götürüp başmeleklere teslim ediyor.
Etiketler:
angels' blood
,
artemis yayınları
,
guild hunter
,
kitap yorumu
,
lonca avcısı
,
melek
,
meleklerin kanı
,
nalini singh
,
paranormal romans
,
urban fantasy
,
vampirler
,
yetişkin
16 Eylül 2012 Pazar
Kitap Yorumu: Cinder - Marissa Meyer
Cinder, bilim kurgu, distopya türünde farklı bir Cindrella uyarlaması.
Yoruma başlamadan önce söylemeliyim ki, kitabı ilk gördüğümde "kesinlikle okumalıyım" demiştim. Bir kere kapak tasarımı bir harika. Masal uyarlamaları ise her daim dikkatimi çekmiştir. Bilim kurguya da ilgisi olan bir insan olarak çok seveceğimi düşünmüştüm. Fakat kitap biraz beklentilerimin altındaydı.
Yazarın kurguladığı dünyayı sevdim. Ama karakterlerde eksiklikler var gibiydi. Cinder'in bir şeyleri anlaması fazla zamanını alıyordu. Ben onun ne olduğunu kitabın başında bilirken, kız kitabın sonunda öğrendi. Roman biraz yavaş ilerliyordu. Okumam beklediğimden çok vaktimi aldı. Bu bende yarattığı eksilerin başında geliyor. Prens Kai, âşık olunacak türde bir erkek karakter değildi. Konumuna göre fazla saftı. Cyborglar her zaman ilgimi çekmiştir fakat keşke yazar onlara biraz daha değinseydi, o zaman kalbimi daha fazla çalabilirdi. Detaylara girmede eksikleri vardı yine.
Etiketler:
artemis yayınları
,
bilim-kurgu
,
cinder
,
cindrella
,
cyborg
,
distopya
,
genç yetişkin
,
kitap yorumu
,
lunar chronicles
,
marissa meyer
,
scarlet
17 Ağustos 2012 Cuma
Sonunda "Uyumsuz"!
Çok severek okuduğum Veronica Roth'un Divergent, Türkçeleştirilmiş versiyonuyla Uyumsuz, serisinin ilk kitabı sonunda çıkıyor!
Blogumu takip edenler orijinal dilinde okuduğum serinin ilk iki kitabının yorumlarına rastlamışlardır. Genç yetişkin distopya türündeki en başarılı kitaplardan biri bence.
Ve işte karşınızda Türkçe edisyonuyla Divergent!
Yalnız merak edenler 3 Eylül'e kadar beklemek zorundalar, çünkü ön sipariş bu güne alınmış.
Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik.
Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.
Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.
Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.
Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor!
5 yıldızlı Uyumsuz / Divergent yorumuma buradan; serinin ikinci kitabı Insurgent yorumuma ise buradan ulaşabilirsiniz.
Tris ve Four ile tanışmaya hazır olun!
Blogumu takip edenler orijinal dilinde okuduğum serinin ilk iki kitabının yorumlarına rastlamışlardır. Genç yetişkin distopya türündeki en başarılı kitaplardan biri bence.
Ve işte karşınızda Türkçe edisyonuyla Divergent!
Yalnız merak edenler 3 Eylül'e kadar beklemek zorundalar, çünkü ön sipariş bu güne alınmış.
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 516
Çevirmen: Uğur Mehter
Etiket Fiyatı: 24 TL
Tanıtım:
Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.
Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.
Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.
Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor!
5 yıldızlı Uyumsuz / Divergent yorumuma buradan; serinin ikinci kitabı Insurgent yorumuma ise buradan ulaşabilirsiniz.
Tris ve Four ile tanışmaya hazır olun!
Etiketler:
artemis yayınları
,
distopya
,
divergent
,
insurgent
,
uyumsuz
,
veronica roth
15 Ağustos 2012 Çarşamba
Kitap Yorumu: Delirium - Lauren Oliver
Bu kitabı sevmeyi çok istedim. Öyle böyle değil yani. Konu güzel, puanlar güzel, yorumlar güzel; ama bir şeyler eksik. Kendini sardıramadı bir türlü. Kurgunun içine giremedim. İlk yarısını okurken zorlandım, öyle ki az kalsın isyan edip bırakacaktım. Çok yavaş ilerliyordu. Neyse ki son birkaç bölüm güzeldi. Özellikle son bölüm bol heyecanlıydı. Ama sadece bir bölümlük heyecan kitabı kurtarmaya yetmedi. Sadece seriye devam etme kararı almamı sağladı.
Delirium'da aşk tehlikeli bir hastalık. Hattâ adına artık amor deliria nervosa diyorlar. Uygun koşullara ulaşan her kişi bu hastalığın tedavisini almak zorunda. Böylece hayatın geri kalanı boyunca, ölüme bile sürükleyen bu ölümcül hastalıktan uzak durabilecek. Mantık çerçevesinde ailesini kurup, günlük işlerine devam edebilecek.
Lena Haloway, tedaviyi alacağı günü iple çekiyor. Bir an önce deliria olma ihtimalinden kurtulup, sıradan yaşamına başlamak istiyor. Ama tedavisine hâlâ doksan beş gün var. Lena, teyzesi ve teyzesinin ailesi ile beraber yaşıyor. Babası, Lena çok küçükken ölmüş, annesi ise kızın gözlerinin önünde intihar etmiş. Lena'nın tedavi olmayı sabırsızlıkla beklemesinin nedenlerinden biri de bu zaten.
Etiketler:
artemis yayınları
,
aşk
,
bilim-kurgu
,
deliria
,
delirium
,
distopya
,
genç yetişkin
,
kitap yorumu
,
lauren oliver
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Kitap Yorumu: The Golden Lily - Richelle Mead
Böyle sonlar yasaklanmalı! Yooo, olamaz! Olmamalı...
Sonuyla beni bunalıma sokan bir kitap oldu The Golden Lily. Bloodlines yani Kanbağı serisinin ikinci kitabı Temmuz'da yurtdışında çıkmıştı, Türkçe edisyonu ise hâlâ hazırlanıyor. Tabii ben bu seriyi orijinal dilinde takip ediyorum. İyi ki de öyle yapıyorum; yoksa çıkmasını bekleyene kadar fena olurdum.
Her neyse, The Golden Lily Sydney'in Simyacılar tarafından çağrılmasıyla başlıyor. Ona bir tür hapishaneye nakledilen Keith ile ilgili sorular soruluyor. Keith'in insanlara vampir kanıyla yapılmış Simyacılar'ınkine benzer dövmeler satmasının arkasında vampirlere duyduğu yakınlık var mı diye soruyorlar. Sydney, dürüstçe öyle bir şey olmadığını söylüyor. Ama aslında bu konuda ikileme düşen kendisi elbette. Jill, Eddie, gruba yeni katılan Angeline ve Adrian'la olan yakınlığı ve hepsine duyduğu hisler Sydney'in iyice kafasını karıştırmış durumda. Bir Simyacı olarak Moroi ve dampirlerden nefret ederek yetiştirildiği için bir yandan onlara değer verirken, Simyacı yanı bunu her halükarda reddediyor.
Sydney, Amberwood lisesine devam etmekte ama bu kez kendi odası var. Yaptığı başarılı işler doğrultusunda Simyacıların güveniyle beraber, özel odasını da kazanmış. Angeline, Jill'in yeni oda arkadaşı. Ve Jill cephesinde de işler bir hayli karışık. Jill, Micah'la yakınlaşırken; ona âşık olan Eddie ise uzaktan izlemekten başka bir şey yapamıyor. Eddie'nin durumumu da beni pek üzüyor açıkçası. Üstelik Angeline de Eddie'yi etkilemekle uğraşıyor gibi duruyor.
Etiketler:
adrian ivashkov
,
altın zambak
,
artemis yayınları
,
bloodlines
,
büyü
,
genç yetişkin
,
kanbağı
,
kitap yorumu
,
richelle mead
,
sydney sage
,
the golden lily
,
vampir akademisi
,
vampirler
10 Ağustos 2012 Cuma
Kitap Yorumu: Kanbağı - Richelle Mead
Büyük bir Adrian fanı olduğumu bilmeyen yoktur. Vampir Akademisi'ni okurken bile her daim onun tarafını tutmuştum. Sırf sonunu bildiğim Son Fedakarlık'ı 2 yıla yakın bekletmiştim. Sevdiğim karakterlerin acı çekmesine hiçbir zaman dayanamadım, dayanamam. Biraz fazla hassasım bu konuda. Kanbağı'nın çıkacağını ve Sydney'in bakış açısıyla anlatacağını öğrendiğimde hiç umurumda olmadığını itiraf etmeliyim. Evet, Simyacıların dünyası bir hayli ilginç ama yine de beni çeken bir şey yoktu. Ama kapak görseli yayınlanıp, Sydney'in yanındakinin Adrian olduğunu öğrendiğimde kitaba bir şans vermeye karar verdim. Tabii bunun için önce Vampir Akademisi'nin son kitabını bitirmem gerekiyordur. Onu da geçtiğimiz günlerde (bol acı çekerek) hallettim. Ve işte Kanbağı'nın sırası geldi de geçti bile!
Öncelikle söylemeyim ki bu seri ilkinden farklı olacak gibi duruyor. Orijinal Vampir Akademisi serisinin bittiği yerden yaklaşık bir ay sonra başlıyor. Ve daha önce de belirttiğim gibi bu sefer hikayeyi bize Simyacı Sydney Sage anlatıyor. Sydney'i ilk seriden hatırlayacaksınız. Rose'un hapishaneden kaçışında büyük rol oynamıştı. İlk ortaya çıktığında ona pek ısınamamış olsam da Kanbağı'nı okudukça yavaş yavaş Sydney'i de benimsemeye başladım.
Etiketler:
adrian ivashkov
,
artemis yayınları
,
bloodlines
,
büyü
,
genç yetişkin
,
kanbağı
,
kitap yorumu
,
richelle mead
,
sydney sage
,
vampir akademisi
,
vampirler
30 Temmuz 2012 Pazartesi
Kitap Yorumu: Insurgent - Veronica Roth
Insurgent, Divergent serisinin ikinci kitabı. Serinin ilk kitabı Divergent'in yorumuna buradan ulaşabilirsiniz.
Divergent'in Türkçe yayın haklarını Artemis Yayınları'nın aldığını belirtmiştim. Birkaç gün önce yayınevi Divergent - yeni adıyla Uyumsuz - in kapak resmini de yayınladı. Bu da demek oluyor ki pek yakında Divergent'in Türkçe edisyonuna kavuşabileceğiz. Tabii isim seçimleri bana göre içeriğe pek uygun değil ama bu konuda ne de olsa biz okuyucuların lafı geçmiyor.
Gelelim Insurgent'e. Aradan çok zaman geçmeden bunu da aradan çıkarayım diye düşünürken, kitap öyle bir yerde bitti ki ister istemez "keşke biraz daha bekleseydim" dedim. Bu kötü anlamda değil elbette. Kitap cidden çok güzeldi. Yine aksiyonu ve duygusallığı boldu. Veronica Roth, size istediğiniz her şeyi veriyor.
"Come on, Insurgent," he says with a wink.
"What?" I say. I take his arm and slide down the side of the truck.
He opens the bag he was sitting with. It is full of blue clothes. He sorts through them, tossing garments to Christina and me. I get a bright blue T-shirt and a pair of blue jeans.
"Insurgent," he says. "Noun. A person who acts in opposition to the established authority, who is not necessarily regarded as a belligerent."
Etiketler:
aksiyon
,
artemis yayınları
,
bilim-kurgu
,
distopya
,
divergent
,
genç yetişkin
,
insurgent
,
kitap yorumu
,
uyumsuz
,
veronica roth
8 Temmuz 2012 Pazar
Kitap Yorumu: Divergent - Veronica Roth
Yepyeni bir distopya dünyasına hoşgeldiniz! Veronica Roth'un yarattığı, Beatrice Prior'un anlatımıyla hayat bulan kitap Divergent'in yorumuna geldi sıra. Kitabı orijinal dilinde yaklaşık 3-4 günde okudum. Ve itiraf etmeliyim ki uykum gelip kapatmak zorunda kaldığımda bir dahaki sabah kalkar kalkmak yine kitaba gömülüyordum.
Kitap, distopya, aksiyon severleri içine hapsetmeye son derece elverişli. Aynı zamanda 2011'in en çok konuşulan kitaplarından. Goodreads Choice Awards'ta 2011'in favori kitabı ve Young Adult Fantasy & Science Fiction dalında en iyi kitap seçildi. Yine ALA gibi pek çok önemli kitap ödülüne de layık görüldü. Şimdi merak edilen sorunun ne olduğunu biliyorum: Kitap gerçekten söylendiği kadar iyi mi? Cevabı yazının ilerleyen kısımlarında bulabilirsiniz.
İlk önce konu hakkında spoiler vermemeye dikkat ederek kısa bir özet geçeyim: Bir dünya düşünün. Bu yeni dünyada toplum keskin sınıflara ayrılmış. Öyle sınıflar ki bir kez seçim yaptınız mı tüm hayatınız o sınıfın içinde devam etmek zorunda. Candor (dürüst), Abnegation (kendini düşünmeyen), Dauntless (cesur), Amity (barışçıl) ve Erudite (zeki). Her sınıfın (ya da grup demek daha mantıklı mı olur?) görüldüğü gibi kendine has bir özelliği var ve hepsi mesleklerini ve yaşamlarını bu grupların kurallarına göre şekillendirmek zorunda.
Etiketler:
aksiyon
,
artemis yayınları
,
bilim-kurgu
,
distopya
,
divergent
,
genç yetişkin
,
kitap yorumu
,
uyumsuz
,
veronica roth
3 Kasım 2011 Perşembe
Kitap Yorumu: Boleyn Kızı - Philippa Gregory
Uzun zamandır okumak istediğim ama bir türlü elimin değmediği kitaplardan biriydi Boleyn Kızı. Tarihe, İngiltere'ye ve Ortaçağ'a olan merakımdan dolayı benim için harika bir seçenek olacaktı bu kitap ama hem araya sıkıştırdığım kitaplardan hem de emin olamadığımdan başlamak nasip olmamıştı. Sonra hiç düşünmediğim bir anda Akmar'da neredeyse yarı fiyatına bulup da aldım, bundan sonrasını pek çok okuyucu bilir: Kendi kendine gülümsemeler, durduk yere kitaba bakmalar, sonunda başarmanın verdiği mutluluk...
Derslerden dolayı bir haftaya yaydığım okuma süreci oldukça keyifli geçti. Evet, kitap tamamen İngiliz sarayını kapsıyor ve bol bol entrika kokuyordu ama sürükleyiciydi. İnsanı içine hapsetmeyi iyi başarıyordu. Birkaç sene önce filmini izlememe rağmen ne kadar farklı olduğunu görüp şaşırdım. Tabii ki 800 sayfalık kitabı bir buçuk saatlik filme sıkıştırmak kolay değil, yine de bazı değişiklikler insanın gözüne adeta batıyordu. Genel yorumuma gelecek olursak; konuya hakim olmama rağmen sıkılmadan okuduğum, ileride ne olacak diye merak ettiğim, ağzımda güzel tatlar bırakan bir kitaptı. Philippa Gregory'nin anlatım tarzını sevdim. İç baskının güzelliğini de unutmamak gerek. Sadece pek çok yerde hızlı konu atlayışları olduğunu düşünüyorum. Ancak çok uzun bir dönemi kapsadığı düşünülürse bu da yok sayılabilir.
Konu ise kısaca şöyle: Mary Boleyn küçük yaşta ailesi tarafından evlendirilmiş ve kraliçenin yanında çalışmak üzere saraya gönderilmiştir. Ancak İngiliz kralı Henry Tudor'un ilgisini çekmesiyle ailesi tarafından kocasından uzaklaştırılır ve yavaş yavaş kralın yatağına gönderilir. Bir sürü kez düşük yapmış, krala veliaht verememiş, bir prenses annesi olan Kraliçe Katherine ise bu durumdan rahatsız olmasına rağmen kocasına olan sadakatini sürdürür ve sesini çıkarmaz. Mary, kralın uysal başlı metresi olmuştur. Üstelik biri kız biri oğlan iki çocuğunun da annesidir. Ancak çapkınlığıyla ün salan kral bir süre sonra ondan da sıkılır ve ateşli ablası Anne Boleyn'in varlığıyla kendinden geçer. Mary'nin aksine oldukça inatçı, büyük hayalleri olan Anne kralı elinde tutmayı kız kardeşinden çok daha iyi başarır. Gerisini bir çok kişi biliyordur. Anne'in kraliçe olmak için yaptıkları, içine erkek kardeşleri George ve Mary'i de karıştırdığı hain planlar ve entrikalarla dolu bir dönem.
Aslında saymakla bitmeyecek kadar olay geçiyor kitapta. Hem spoiler olmasın diye hem de hepsini hatırlayamayacağım için daha fazla detaya girmemeyi tercih ediyorum. Boleyn Kızı "Tudor" serisi diye bilinen serinin ülkemizde çıkan ilk, kronolojik sıraya göre ikinci kitabı. Artemis Yayınları seriyi kitapların popüleritesine göre çıkarmayı tercih etmiş. Geçen döneme göre, yani kronolojik sıra ise şöyle:
1.Mahkum Prenses
2.Boleyn Kızı
3.Boleyn Mirası
4.Kraliçenin Soytarısı
5.Bakirenin Aşığı
6.Öteki Kraliçe
Gönlünüzün istediği sırayla okuyabilirsiniz. Ben Boleyn Kızı'ndan başlamayı tercih ettim. Ve seriye de biraz kronolojik sırayı esas alarak devam edeceğim. Ortaçağ toplumsal hayatı ve saray hayatı ile ilgili işime yarayacak, keyifli bilgilere ulaştığım bu kitabı benim gibi okumaya çekinenler varsa okumalarını tavsiye edebilirim.
Keyifli okumalar.
Puan: 4
Etiketler:
artemis yayınları
,
boleyn kızı
,
ingiltere
,
kitap yorumu
,
ortaçağ
,
philippa gregory
,
tudor
,
yetişkin
25 Nisan 2011 Pazartesi
Kitap Yorumu: Gece Avcısı Serisi - Jeaniene Frost
Sizi Kedicik'le tanıştırayım. Asıl adı Catherine Crawfield. Kendisine "Cat" denilmesinden hoşlanıyor ve o bir vampir avcısı. Seksi kızılımız Cat'in bir vampir olan babası annesine tecavüz etmiş ve yarı-vampir Cat dünyaya gelmiş. Vampirlere has birçok özelliği bünyesinde barındıran asabi kızımız bunun aksine vampirlerden nefret ediyor ve onları -cazibesini de kullanarak- avlıyor.
Şu ana kadar Türkiye'de serinin dört kitabı çıktı: Mezarla Randevu, Tek Ayağı Mezarda, Mezarın Dibinde ve Mezara Mahkum. Ben henüz ilk iki kitabını okuyabildim ama çok sevdiğimi söylemek isterim. İlk kitap Mezarla Randevu'da Cat, kendi başına biraz da acemice vampirleri öldürüp annesinin intikamını alıyor. Ve bir avı sırasında hiç de beklemediği biriyle karşılaşıyor. Barda tanıştığı vampiri kandırıp öldürmek için ıssız bir yere götürüyor. Vampir, beklediğinden daha dişli çıkıyor ve Cat'i bayıltıp yaşadığı mağaraya götürüyor.
Vampirimiz -adı Bones- düşmanlarından biri sandığı için Cat'i sorguya çekiyor. Kızın böyle bir niyeti olmadığını anlayınca onunla bir anlaşma yapmaya karar veriyor. Kendisi de bir vampir avcısı olan Bones, Cat'e beraber çalışma teklifinde buluyor. Eh, var bunun içinde bir iş dediğinizi duyar gibiyim. Vampir bir vampir avcısı neden amatör bir kızı yanında istesin değil mi? Okuyup görmenizi tavsiye ederim. Dönelim konumuza... Derken Cat ve yakışıklı vampir Bones arasında bir çekim oluşmaya başlıyor. Bones, kıza vampir avlamanın sırlarını öğretirken aralarındaki bu çekim git gide artıyor. Kitap heyecan yüklü ve buram buram aşk kokuyor. Hem de öyle böyle değil. Yazarımız aşkın fiziksel boyutlarını da ele aldığı için 18 yaşından küçüklerin pek yanaşmamasını tavsiye ederim. Ama ilk kitabın sonu oldukça üzücü bitiyor.
İkinci kitap Tek Ayağı Mezarda'da ateşli çiftimiz uzun bir ayrılık döneminden sonra tekrar bir araya geliyor. Bu arada Cat olağanüstü yaratıkları avlayan bir FBI biriminde işe başlamış ve Bones'tan öğrendikleriyle kendini işinde oldukça geliştirmiş. İkinci kitap da ilki kadar aksiyon ve romantizm dolu.
Kısacası ben seriyi çok sevdim. 'Vampirlerden gına geldi' diyenlere bile kendini sevdirebiliyor. Cat ve Bones'un dünyası sizi içine hapsediyor. Üstelik oldukça eğlenceli diyaloglar içeriyor. Paranormal ve aşkı birlikte okumak istiyorum diyorsanız Gece Avcısı serisi mükemmel bir seçim olacaktır.
Keyifli okumalar.
Puan: 5
Etiketler:
artemis yayınları
,
bones
,
gece avcısı
,
jeaniene frost
,
kedicik
,
kitap yorumu
,
mezarla randevu
,
tek ayağı mezarda
,
yetişkin
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)













