yetişkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yetişkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2014 Perşembe

30. ÜKG Blog Turu: Duvarların Dili Olsa - Alice Clayton



 
Bazen duvarlar o kadar incedir ki tutku aradan sızıverir. "Ah, tanrım."
Tak.
"Ah, aaahhh."
Tak tak.
Neler oluy...
"Oh, aahh, çok iyi!"

Caroline, San Francisco'daki yeni dairesinde ilk uykusundan işte böyle uyandı. Çapkın komşusunun adeta küçük bir haremi vardı. Her gece başka bir kadınla, Caroline'ın yatak başındaki tabloyu kafasına düşürecek kadar hızla duvarları gümbürdetiyordu. Hatta Caroline'ın kedisi Clive bile bu seslere kayıtsız kalamamış, düz duvara tırmanmaya başlamıştı. Artık uyku haramdı. Kapı deliğinde nöbet tutmasına rağmen bu gizemli adamın neye benzediğini bir türlü göremiyor, meraktan ve sinirden çıldırıyordu. En sonunda, bir gece, bu tantanaya daha fazla dayanamayıp hışımla adamın kapısını çaldı. İlk görüşte aşk, hiç bu kadar eğlenceli, komik ve tutkulu yazılmamıştı…


"Çıtır çerezlik kitap nedir?" diye sorulsa cevabım Duvarların Dili Olsa/Wallbanger olur. Şimdi efendim, kitabı uzun zamandır bilmeme rağmen hiç doğru düzgün ilgimi çekmemişti. Malum, türden bir hayli soğumuş biri olarak "Aman benden uzak dursun" diyerek yanına bile yanaşmamıştım. Tur kitabımız olmasına kısmetmiş.

Bu yorumu "yetişkin romanstan soğuyan bir okur" gözüyle yazıyorum. Öncelikle kitap sanıldığı gibi eğlenceli. Benden geçer puan almasının ilk sebebi bu. Ancak sürekli sırıttıran türde bir eğlenceli kavramı değil bu bahsettiğim. Sıkmayan, ama çok bir şey de vermeyen bir eğlence. İkinci artısı da türünün kitaplarının aksine entrikadan falan uzak olması. Romantik-komedi diyebiliriz belki kitaba. Biraz daha on sekiz yaş üstü versiyonu. 

28 Aralık 2013 Cumartesi

19. ÜKG Blog Turu: Sins & Needles - Karina Halle



Ellie Watt hayatına sürekli sıfırdan başlamaya alışık biridir. Soyguncu bir çetenin kızı olarak çocukluğunu ailesinin son dolandırıcılığı için kullanılmaya alışık şekilde geçirmiştir. Şimdi daha büyümüş, akıllanmış ve dolandırıcılığı sanat haline getirdiği hayatından emekli olmaya hazırdır. Ama kuru topraklardan oluşan California'daki Palm Valley'e tekrar dönmesi umduğundan daha fazla ayartıcı sebep taşımaktadır; Camden McQueen. Bir zamanlar okulun ucubesi olarak bilinen Camden tanıdığı çocuğa göre daha iri ve kötüleşmiş, kendi işini yöneten yetenekli bir dövme sanatçısına dönüşmüştür. Ellie Camden'ın hala ona aşık olduğuna güvenirken hesaba katmadığı şey ise karşılıksız aşkın zamanla ne kadar kolay saplantıya dönüşebileceğidir.

Camden Ellie'nin onu dolandırma planlarını farkettiğinde ona rededemeyeceği bir teklifte bulunur ama özgürlüğünün bir bedeli vardır ve bu da Ellie ile Camden'ı zorlu bir yolculuktan geçirecektir.
***
"Bu kitap beni tamamen esir etti." - USA TODAY

"Karanlık, cesur ve kesinlikle seksi, Sins & Needles tehlikeli bir yanı olan çağdaş aşk romanı hayranlarının tam aradığı kitap." - Xpresso Reads

"Bu kitap okuyucuyu süratli bir yolculuğa çıkarırken keskin dönüşleriyle daha fazlası için yalvarır halde bırakıyor." - Addicted to Heroines
Çeviri: ÜKG

23 Kasım 2013 Cumartesi

Kitap Yorumu: Doktor Uyku - Stephen King


Doktor Uyku 16. ÜKG Blog Turu'muzun konuğuydu aslında. Ancak o dönemde okuma fırsatı bulamamış, tur sona erdikten sonra okuyabilmiştim. Tabii bu da haftalar önceydi. Anlayacağınız bayağı oldu okuyalı fakat yorum yapmadan bırakmak istemedim. Uzuuun zaman sonra yazılan yorumların tazeliğini kaybettiğini düşünüyorum ama olan oldu artık. Elimden geldiğince bir şeyler yazmaya çalışacağım. Yazmazsam Stephen Amca'ya aşırı ayıp olur çünkü!

Stephen King adını duymayan yoktur herhalde. Kitaplarını okumadıysanız bile, birinin dahi olsa adını duymuş ya da filmlerinden birini izlemişsindir. Evet, kendisi adeta bir yazma fabrikası ve kitaplarının çoğu filme uyarlandı. King'in Türkçeye çevrilmiş 56 kitabı var. Ki ilk romanı Carrie/Göz ilk baskısını 1974'te yapmıştı. Yani o günden bu güne durmaksızın ve kendini tekrarlamadan, aksine geliştirerek yazan, hayalgücü hiç tükenmeyen dünyaya mâl olmuş yazarlardan biridir Stephen King. Abarttığımı düşünenler olacaktır ama ilk yazdığı kitaplarından birini okuyun, daha sonra da Doktor Uyku'yu okuyun. Ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız.

King'in en meşhur eserlerinden biri şüphesiz The Shining/Medyum'dur. Kitap, milyonlarca satmakla kalmamış, Stanley Kubrick'in 1980 yapımı uyarlaması  gerilim-korku kültleri arasında yer almıştı. Hâlâ da gerilim filmi deyince ilk akla gelenlerden biridir. (Filmin Türkçe adı Cinnet. Ki kendisi felaket film ismi çevirileri arasında üst sıralardaki yerini gururla taşımaktadır.)

Doktor Uyku'yu anlatmadan önce The Shining/Medyum'dan söz etmek zorundayız çünkü Doktor Uyku onun devamı niteliğinde. Medyum'da sorunlu bir babanın ve ona katlanmak zorunda olan bir annenin çocuğu olan küçük Danny Torance'in, babasının Overlook Oteli'nin kış bakıcılığını yapmayı kabul etmesini ve Overlook'a geldikten sonra Danny'nin var olan "ışıltısı" yani yeteneğinin nasıl tetiklendiğini anlatıyor bir nevi. Medyum'da Danny henüz küçük bir çocuk. İşte Doktor Uyku'da da Danny'nin Medyum'dan sonraki hayatı anlatılıyor. Tabii sadece Danny değil, yepyeni bir kurgu ve yeni karakterler de var.


25 Eylül 2013 Çarşamba

15. ÜKG Blog Turu: Dublin Caddesi - Samantha Young


Merhabalar,

Hatırlarsanız ÜKG henüz ÜKG olmadan ilk turunu DEX ile yapmıştı. Şimdi yine bir işbirliği yaparak 1. yılımıza yaklaşırken DEX'in alt markası olan DEX Plus'un ilk kitabını tur kitabı olarak inceleme mutluluğunu sizlerle paylaşıyoruz. 

Bahsi geçen kitap benim ve ÜKG üyelerinin çoğunun daha önce severek okuduğu Dublin Caddesi/On Dublin Street. Yetişkinlere yönelik romans kategorisindeki bu kitabı sizin de merak ettiğinizi çok iyi biliyoruz. Bu turda kişisel nedenlerden ötürü pek fazla emek sarf edemediğimi düşünsem de umarım karakter fihristi ve playlist'ten oluşan yazımı beğenirsiniz. Yardımları için Sevgili Kitap'ın çok sevgili sahibesi Ezgi'ye teşekkürü borç bilirim.

Keyifli turlar!

Tur Takvimi;

19. 09. 2013 | Romancekolik - Karakter Söyleşisi
20. 09. 2013 | Zimlicious - Yazarla Söyleşi
21. 09. 2013 | Yorumbaz - Kitap Yorumu
22. 09. 2013 | Sevgili Kitap - Kitap Yorumu & Alıntılar
23. 09. 2013 | Kitab-ı Sevda - Aşk, Aile ve Arkadaşlık
24. 09. 2013 | Kitap Esintisi -
25. 09. 2013 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Karakter Fihristi & Playlist


Tanıtım:

Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerika'dan İskoçya'ya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.Bulduğu ev Dublin Caddesi'ndeki havalı binalardan birindeydi.Yolda bir adamla karşılaştı.
Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Braden'la.
Joss, Braden'ın her zaman kolunda taşıdığı Barbİe kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu.
Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir?
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlesiniz?
Trajedi. Seks. Tutku. Kahkaha. Kıskançlık.




29 Temmuz 2013 Pazartesi

14. ÜKG Blog Turu: Ruhun Ateşi - Rita Hunter


ÜKG'nin 14. Blog Turu'na hoşgeldiniz! Bu kez çok farklı bir tür ve çok farklı bir yazarla karşınızdayız. Kitabımızın türü daha önce hiç turlarımızda incelemediğimiz tarihi aşk/historical romance. Yazarımızın farkı ise Rita Hunter adı altında yazan bir Türk yazarı olması! Ruhun Ateşi, Ateş serisinin ikinci kitabı.


Tur Takvimi:


28.07 - Kitap Esintisi || Kitap Yorumu
28.07 - Yorumbaz || Kitap Yorumu & Alıntılar
29.07 - Kitap Hayvanı'nın Günlüğü || Kitap Yorumu
29.07 - Sevgili Kitap || Kitap Yorumu
30.07 - Kağıt Kız || Ön Okuma
30.07 - Kitab-ı Sevda || Kitap Yorumu & Okuyucu Testi
31.07 - Romancelik || Kitap Yorumu
31.07 - Zimlicous || Yazarla Söyleşi



Tanıtım:

Sophie Langford çileden çıktığında birilerinin hayatı kökten değişecekti...
Sevgi dolu bir ailede büyüyen Sophie'nin huzur, zenginlik ve bolca sıradanlıkla geçen hayatındaki tek renk, seneler önce bir kazada ailesini kaybeden kuzeni Liliana'ydı.
Ailesine katıldığı ilk günden itibaren anne ve babasının sevgisi de dahil ona ait her şey üzerinde sinsice hak iddia eden kuzenini kabullendiğini sanıyordu Sophie. Hatta Liliana baş döndüren güzelliğiyle ilk aşkını elinden aldığında bile bu kabulleniş elini kolunu bağlamıştı, çünkü babasına Liliana'ya asla kızmayacağına ve onu seveceğine dair söz vermişti.
Ancak sabrının da sınırları vardı ve bir gün o sınırlar küçük bir olayla ortadan kalktığında Sophie'nin aklındaki tek şey kuzeninin meydan okuyuşuydu.
"İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene... Tabii becerebilirsen..." demişti kuzeni. Eh madem istediği buydu...
Leighton Kontu Brendan Blackmore... Kibirli, buz gibi ve ulaşılmaz bir soyluydu. İnsanda merak, heyecan ve nefret uyandıran onca meziyete sahip bu adamın ilgisini çekmek göründüğünden çok daha zordu. Üstelik o ve Liliana birbirlerinden fazlasıyla hoşlanıyorlardı. Ancak Sophie kararlılığının önüne hiçbir kuvvetin çıkmasına izin veremezdi, çünkü Liliana başına gelecekleri çoktan hak etmişti. Üstelik Brendan Blackmore'u her gördüğünde hissettiği kalp çarpıntısı ve umutsuz arzu başka hiçbir teşvike yer bırakmayacak kadar güçlü ama bir o kadar da ürkütücüydü.
Sophie'ye göre Brendan'a dokunmak buzla yanmaktı ve Sophie yanmak istiyordu.
İkisini bir araya getiren skandal, onları artık geri dönüşü olmayan bir yola soktuğunda Sophie ya pes edecek ya da imkânsız gibi görünse de mutluluk için sonuna kadar direnecekti.

18 Haziran 2013 Salı

11. ÜKG Blog Turu: Tutkulu Notalar - Olivia Cunning


Biraz aradan sonra ÜKG ekibi yeni bir blog turla karşınızda! Bu kez kitabımız Ephesus Yayınları'ndan çıkan "aşk, rock ve seks" üçlüsünü bünyesinde tek başında barındıran Günahkârlar Turnede serisinin ilk kitabı Tutkulu Notalar.

Tur Takvimi:

18.06 | Yorum - Kağıt Kız
18.06 | Playlist - Kitap Hayvanı'nın Günlüğü



Tanıtım:


Aşk. Seks ve Müzik!
Beş çekici Rock yıldızı, bir seksi kadın ve ateşli bir romantizm.
Onun için hayat müzikten ibaretti...
Sahnelerin popüler rock grubu Günahkar’ların gitaristi ve bestecisi Brian Sinclair, yaratıcılık kıvılcımını kaybettiğinde, geceler boyu süren bir tutku, bastırılmış dehasını yeniden ortaya çıkartır.
Melodinin tekrar ortaya çıkmasını sağlayan bir kadındır.
Seksi psikolog Myrna Evans, Günahkarlar ile turneye çıkınca, grubun tüm elemanları onu baştan çıkarmaya çalışır. Ama onun sahip olmak istediği tek erkek Brain’dır.





26 Ocak 2013 Cumartesi

Kitap Yorumu: Reaper's Property - Joanna Wylde


Aslında kitabı o kadar da sevmedim. Bitirdikten sonra şöyle bir bakıp, "Neden 3 verdim ki şimdi buna? 2'yi hak ediyordu hani." demiştim. Ama vermiş bulundum bir kere. Hem sıkılmadım da. O yüzden o 1 puanı sıkmamasının hatrına veriyorum. Yoksa öyle aman aman bir kitap değil.

"Neden bu yargıya vardın şimdi?" diye soracak olursanız, bir kere hem kız (Ne kızı, kadın işte! Kaç yaşına gelmiş kadın.) çok saf. İlk başlarda inatçı çıktı, ağzının payını verecek adama diye düşünüp sevinirken, bir baktım aslında hiç de öyle değilmiş. Adam desen çok değişken ruhlu. Tek bir şey, hem de kıza hak verdiği bir şey, için Marie'ye yapmadığını bırakmadı. Bir iyi yönünü gösterdi bir kötü. Ama bu dengesizlik aşamasına geldi artık. Yok ama, Horse yine okunuyordu bir nevi, beni asıl sinir eden kadındı. 

Dağınık bir yorum olma yolunda hızla ilerliyor bu yazı. En başa döneyim en iyisi. Kitabı okumamı sağlayan şey, Goodreads'de gördüğüm şu yorumdu. Sonra Romancekolik, Kitap Esintisi ve Kağıt Kız'la gaza gelip okumaya karar verdik. Aynı anda başladık ve ilk önce ben bitirdim. (Kötü adam kahkahası.) Hakikaten hızlı okunan bir kitap. Ya da eskisine göre yavaş olduğunu düşündüğüm okuma hızımı geri getirdiği için ben öyle düşünüyorum. Zaten sevmemin bir sebebi de bu.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Kitap Yorumu: Kargaların Ziyafeti - George R.R. Martin


George R.R Martin bir kez daha insanın ağzını açık bırakmayı başardı!

Aslında kitap çok yavaş başlamıştı; ilk kısıma kadar da öyle devam ediyordu. Öyle "Alayım elime de okuyayım şunu bir an önce," dedirtecek bir olay yoktu. İleride olacakları merak etmiyordum yani. Gerçi Buz ve Ateşin Şarkısı kitapları genelde böyle başlar; karakterler arasında çok fazla geçiş olduğu için birini düşünürken bir bakarsınız onu unutmuş bir başka karaktere kaptırmışsınızdır kendinizi. Her seferinde bu karakter geçişlerini muhteşem bir şekilde yazmayı becerdiği için George Amca'nın yanaklarından sıkıp, onu tebrik etmek istiyorum. Bazen bölümü en heyecanlı yerinde kesip başka maceralara geçiş yapsa da, heyecanı zirvede tutmayı çok iyi biliyor. Neyse, konudan sapıyorum. Kargaların Ziyafeti'nin ilk kısmında yavaş ve kafa karıştırıcı bir kurgu hüküm sürüyordu. Kafa karıştırıcıydı çünkü bildiğimiz karakterlerin yanında yan karakterlere özel bölümler de yazmıştı yazar. Bu yüzden "Bunlar nerden çıktı, yahu? Bu adam nereden karıştırdı bunları?" şeklinde söylendim sürekli. Ne zaman ikinci kısma geçip, ilk birkaç bölümü atlattım, işte o zaman George Amca'nın ne yapmaya çalıştığını anlamaya başladım.

2 Aralık 2012 Pazar

4. ÜKG Blog Turu #1: Fırtına Büyücüsü - Jim Butcher


ÜKG Blog Turları muhteşem kitaplar eşliğinde güç kazanarak devam ediyor. 

4. Blog Tur'da Jim Butcher'ın Dresden Dosyaları serisini inceleyeceğiz. Serinin şimdiye kadar Türkçe olarak yayınlanmış 3 kitabını da 3 hafta içinde incelemeyi planlıyoruz. Yani ÜKG Blog Turları Part 1'de Fırtına Büyücüsü'nü, Part 2'de Kurtadamlar'ı, Part 3'te ise Hayalet Tehlikesi'ni didik didik edeceğiz. 

Desteklerinden dolayı İthaki Yayınları'na teşekkür ediyor ve sizi Fırtına Büyücüsü'nü kurcalamaya davet ediyorum!


27 Kasım 2012 Salı

Kitap Yorumu: Knight - Kristen Ashley


Dikkat!

Bu kitap bildiğiniz kitaplara benzemez! Bol miktarda küfür, aşırı derecede sahiplenici bir alpha male içerir. 

Uyarımı şimdiden yapıyorum ki, merak edip de okuyanlar "Aaa, bu neymiş böyle yahu? Ne okumuş bu kız?!" demesin. Çünkü bu kitabı herkes sevemez. Sevmeniz için alpha male dediğimiz, sahiplenici, otoriter, dediğini yaptıran erkek karakterlerden hoşlanmanız gerek. Eğer bu kritere uyuyor, "argo ve küfür beni hiç rahatsız etmez canım" diyorsanız o halde okumayı göze alabilirsiniz.

Dediğim gibi, Knight oldukça farklı bir kitap. Bundan önce, aynı etiketlerle anılan Bared to You'yu okumuştum ve açıkçası Gideon'u bu kadar sevmemiştim. Knight'ta bir şey var... Pek çok yönüyle aykırı olsa ve şöyle bir düşününce "yuh artık, yok canım!" dedirtecek şeyler yapıp söylese de adam kendini sevdiriyor. Sanırım mesele 'hissetmek.' 

19 Kasım 2012 Pazartesi

Kitap Yorumu: Tempting the Player - J. Lynn


Maddie ve Chase'den sonra, Bridget ve Chad'in hikâyesiyle Gamble Brothers serisi devam ediyor.

Chad Gamble, Gamble kardeşlerin en büyüğü ve beysbol oyuncusu. Aynı zamanda ağız sulandıracak kadar yakışıklı ve kötü çocuk imajıyla meşhur. Sorun da burada zaten. Chad'in çok sevdiği şehrinden ayrılmaması için Nationals'da (beysbol takımı) kalması, Nationals'da kalması için de tavırlarını düzeltmesi gerek. Yoksa şehirden de, hayattaki tek dayanakları erkek kardeşlerinden ve Daniels ailesinden de ayrı kalmak zorunda kalacak. Chad, Nationals'da kalmak istiyor istemesine. Sırf bunun için takım ona bir danışman gönderiyor. Miss Gore. O bir efsane! O bir iş bitirici! Bayıldım kadına. Her eve lazım böyle danışman. Neyse. Miss Gore'e olaya el atıyor ancak yine her şey Chad'a bağlı elbette. Uslu durması gerek. İmajını düzeltmek için bir süre kadınlardan ve nahoş yerlerden uzak durması gerek. Ama o ne yapıyor? Şehrin en "ünlü" barlarından birine gidiyor.

Gelelim Bridget'e. Kızımız, ilk kitabın ana kadın karakteri Madison'un asistanlığını yapıyor. Gamble kardeşlerden son derece haberdar yani. Nasıl olmasın ki? Chase her daim Maddie'nin dibinde zaten. Ve aşk meselelerinde talihsiz Bridget, bir gece kız arkadaşıyla bir bara gidiyor. Tahmin edin orada kimle karşılaşıyor? Evvet, doğru bildiniz! Chad'le. Chad, görür görmez Bridget'a göz koyuyor tabii. Bu kızıl afeti elde etmek için anında çalışmalara başlıyor.

4 Kasım 2012 Pazar

3. Blog Tur: Bazı Kızlar Isırır - Chloe Neill



Blog Turları hız kesmeden devam ediyor! Şimdi de sıra 3.de.

3. Blog Tur'umuzun kitabı Optimum Kitap'tan çıkan Bazı Kızlar Isırır.

Katkılarından dolayı Optimum Kitap'a teşekkür ederiz.

1. Blog Tur'a bakmak için buraya, 2. Blog Tur için ise şuraya tıklayın.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Kitap Yorumu: The Golden Dynasty - Kristen Ashley



Bu kitap fevkaladenin fevkinde, efendim.

The Golden Dynasty'i çok sevgili Romancekolik şiddetle öneriyordu uzun zamandır, en sonunda küçük bir etkinliğimsi çerçevesinde birkaç arkadaşla beraber okuma kararı aldık. Aslında iyi ki öyle yaptık; çünkü ben hem kitap okuma etkinliklerine ve başkalarının benimle aynı kitabı okurken ki duygularını bilmeye bayılıyorum, hem de böylece tatil zamanına denk geldi ki eğer vaktimin bu kadar bol olmadığı bir zamanda okusam devamını getirmek için çıldırırdım.

Evet, kitap o kadar iyiydi. Sürükleyici, etkileyici, ici ici vs. vs. Şöyle ki; okuyan pek çok kişi ana karakterlerimizi Game of Thrones'un Daenerys Targaryen ve Khal Drogo'sunu benzetmiş, ben de onlara kesinlikle katılıyorum. Dizinin de serinin de sıkı bir hayranı olarak bu benzetmeyi yerinde ve pozitif buldum. Pozitif, çünkü Dany ve Drogo'nun hikâyesini devam ediyormuş gibi düşünmek, üstelik çok daha gönlüme uygun bir sonla noktalandığını görmek feci halde içimi rahatlattı. Bu yüzden kitap boyunca bol bol sırıttım sanırım.


25 Ekim 2012 Perşembe

Kitap Yorumu: Bared to You - Sylvia Day


Ben böyle küsmeli barışmalı kitap görmedim arkadaş! Kitabın yarısından çoğu, Gideon'la Eva'nın bir sebepten kavga edip, sonra tekrar barışmasıyla geçti. Bir süre sonra alıştım artık, "hah, tamam şimdi kavga ederler" dedim, o anda kavga ettiler. Barışmaları desen ayrı mevzu. Fifty Shades'deki barışmaya çok çabuk dediydim, o zaman bunlarınki neydi? Aradan iki saat geçmeden sevişiyorlar ve ardından hemencecik barışıyorlar! Hayır, ayrılacaksanız ayrılın bizi de süründürmeyin burada, değil mi? Yordu bu kitap beni yordu.

Uyuz olduğum konulardan biri de Gideon'un ser verip sır vermemesiydi. Heh, tamam, anladık "gizemli karanlık" herifsin. Yakışıklısın, zenginsin ama hiç âşık olmadın. Geçmişinden dolayı sorunlusun, burası da tamam. İyi de arkadaş, kız sana her bir şeyini anlatırken, üstelik anlatmadığı şeyleri de stalker gibi sen kendi başına öğrenirken, ondan bir tanecik bilgiyi saklaman adil mi? İnsan az da olsa çıtlatır yahu! Kitap bitene kadar söylemedi hiçbir şey, Eva da her seferinde bahaneleri yedi oturdu. Adamın tavırlarında tutarlılık göremedim ben. Mesela; kıskanç Eva yine feci halde krize giriyor, sahneyi terk ediyor (her kavgada ortamı terk edip kaçıyor zaten. ona da ayrı sinir oldum); sonra Gideon bunu takip ediyor önce bir işi pişiriyorlar. Bu sırada bizim kız yumuşuyor bayağı tabii. Sorguya çekme zamanı geldiğinde Gideon olayı "Beni bırakmanı istemiyorum"lara getirip hallediveriyor meseleyi. Yok yok, kızda da sorun var. 

11 Ekim 2012 Perşembe

Kitap Yorumu: Yüz Bin Krallık - N.K. Jemisin


Uzun süredir ara verdiğim epik fantezi türüne müthiş bir dönüş yapmamı sağladı Yüz Bin Krallık. Kitap çoktan favorilerim arasında yerini aldı bile. Ve etkisini üzerimde bırakan kitaplar listesine de girdi tabii.

N.K. Jemisin yepyeni bir dünya yaratmış. Kahramanımız Yeine Darr'ın yaşadığı bu dünyanın adı Yüz Bin Krallık. Pek çok ülkeye bölünmüş bu dünyanın bir zamanlar üç adet tanrısı var imiş. Aydınlığın Tanrısı İtempas, Karanlık Tanrı Nahadoth ve Alacakaranlık Tanrısı Enefa. Ancak bu üç kardeşten ikisi İtempas'tan farklı bir yol izlemeyi tercih etmiş. Böylece Tanrılar Savaşı başlamış. Tanrılar Savaşı'nda galip gelen İtempas olmuş. Nahadoth ve onun yarattığı diğer Tanrılar, Aydınlık Tanrısı tarafından esir alınırken, Enefa öldürülmüş.

Yeine, Yüz Bin Krallık'ın küçük ve barbar kabilelerinden biri olan Darr'ın reisi. Ancak o aslında tam bir Darr'lı değil. Damarlarında Arameri kanı taşıyor. Arameriler İtempas'ın yarattığı düzende dünyayı yöneten soy oluyor. Yani bu ırktan gelenler Yüz Bin Krallık'ı yöneten hanedanı oluşturuyor.

23 Eylül 2012 Pazar

Kitap Yorumu: On Dublin Street - Samantha Young


Ahh, böyle güzel kitaplar okuyunca çok mutlu oluyorum! Ayrıca kitabın kapağına her bakışımda bitiyorum. Çok sevdiğim dijital artistlerden Phatpuppy'nin eseri.

Önce yazarı bir tanıyalım: Samantha Young, ülkemizde yeni rafları dolduran Kan Günlükleri serisinin (ilk kitabı Kutsanmış Kan) ve The Tale of Lunarmorte, Fire Spirits gibi ünlü fantastik young adult (genç yetişkin) serilerinin yazarı. On Dublin Street, Samantha Young'un ilk fantastik olmayan ve yetişkinlere yönelik romanı. Kendisi İskoç asıllı ve kitabın da geçtiği Edinburgh'da yaşamış. Yani benim de ilk başta adındaki Dublin'den dolayı zannettiğim gibi, kitap İrlanda'da geçmiyor. Dublin Street, kahramanlarımızın yaşadığı İskoçya'nın Edinburgh şehrindeki bir sokak.

On Dublin Street, Jocelyn Butler'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Jocelyn - daha çok tercih ettiği adıyla Joss - geçmişi yüzünden kendini insanlardan uzak tutmaya kararlı genç bir kadın. On dört yaşındayken ailesini trafik kazasında kaybetmiş. Bu yüzden hâlâ onları düşündüğü zaman fenalaşıyor, hattâ nöbet geçiriyor. Anlayacağınız, pek çok romans kitabında olanın tersine, On Dublin Street'te erkek değil kadın karakter sorunlu.

22 Eylül 2012 Cumartesi

Kitap Yorumu: Tempting the Best Man - J. Lynn


J. Lynn, Jennifer L. Armentrout'un yetişkin kitaplarında kullandığı takma isim. Jennifer, son zamanlarda favori yazarlarım arasına girdi. Bu yüzden bu kitabına da şans vereyim dedim, pişman olmadım. Çok fazla "romance" okuyan birisi değilim, bu yüzden beklentilerimi yüksek tutmuyorum bu tür kitaplarda. Tempting the Best Man bu yüzden daha çok hoşuma gitti belki de. Tabii sevmemde Jennifer'ın eğlenceli diyalogları ve hayallerimi süsleyen erkek karakterlerinin etkisini de yok saymamak lazım.

18 Eylül 2012 Salı

Kitap Yorumu: Meleklerin Kanı - Nalini Singh


Meleklerin Kanı, uzun zamandır okunacaklar listemde bulunan kitaplardandı. Ancak okumam ancak Türkçe çevirisi çıktıktan sonra mümkün olabildi. Tabii ben yine İngilizce versiyonunu okudum. Bu yüzden bazı terimleri birebir aktaramayabilirim.

Meleklerin Kanı/Angels' Blood, Lonca Avcısı/Guild Hunter serisinin ilk kitabı. Nalini Singh, Psy-Changeling serisiyle tanınan ve "paranormal romance" okurları arasında çok sevilen bir yazar. Lonca Avcısı/Guild Hunter ise hem "paranormal romance" hem de "urban fantasy" türlerine girebilecek türde başarılı bir seri. Açıkçası bu kitap sayesinde urban fantasy'i ne kadar sevdiğimi tekrar hatırladım. Bundan sonraki kitap seçimlerimde büyük etkisi olacak bu farkındalığın.

Elena Deveraux, bir Lonca Avcısı. Ona "vampir avcısı" da diyebilirsiniz. Tabii Elena, vampirlerin kalplerine kazık saplamıyor. O farklı türden bir yöntem kullanıyor. Tüm Lonca Avcıları'nın kullandığı yöntemi: Vampirleri götürüp başmeleklere teslim ediyor.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Kitap Yorumu: En Karanlık Gece - Gena Showalter



Gena Showalter müthiş bir kitap yazmış!

Hakikaten kurgu, karakterler muhteşemdi. Sonunun nasıl olacağını biliyorum derken aniden olayların gidişatına şaşırıp kalabiliyordunuz.  İçinde Yunan Mitolojisi barındıran, yetişkinlere yönelik fantastik bir roman En Karanlık Gece.

Karanlığın Efendileri, Tanrılar tarafından yaratılmıştır. Yüzyıllar önce dimOuniak isimli içinde en beter iblisleri barındıran kutuyu korumakla görevliyken kutunun açılmasını, böylece iblislerin serbest kalmasını sağladıkları için lanetlenmişlerdir. Her birinin içine iblislerden biri yerleştirilmiştir. Maddox'a Şiddet iblisi, Lucien'e Ölüm, Reyes'e Acı, Aeron'a Gazap, Torin'e Hastalık ve Paris'e Şehvet... Tanrıların gazabı bununla da kalmamış kutuyu korumak için görevlendirilen Pandora'yı öldürdüğü için Maddox'a bir lanet daha verilmiştir; her gece aynen Pandora'nın öldüğü biçimde ölüp, sabah yeniden hayata dönmek zorundadır. Altı kere bıçaklanarak ve acı içinde...

Lords of the Underworld (Türkçe adıyla Karanlığın Efendileri) Budapeşte'de her şeyden uzakta bir kalede yaşamlarını sürdürürken onları öldürmek isteyen Avcıların kalelerine yaklaştığını fark ederler. Avcıların büyük ihtimalle yem olarak kullanılacak bir kadın gönderdikleri fikrine kapılırlar. Maddox, kadını bulmak ve gerekirse öldürmek için ormana gittiğinde kız, ona yanında kalması gerektiğini söyler. Kız, yani Ashlyn, çocukluğundan beri kafasının içinde sesler duyuyordur ama mecazi anlamda değil. Ancak Maddox'la karşılaştığında tüm sesler susmuştur. Zaten Budapeşte'ye sesleri susturabilecek paranormal bir yaratık aramaya gelen Ashlyn minnetle Maddox'a tutunur.

Maddox dışındaki "Lordlar" da birbirinden farklı ve enteresandı. Özellikle Reyes'in hikayesini okumak için can atıyorum. Kendisine acı vermekten zevk alan Reyes, bakalım Danika'yla ne yapacak. 

Maddox'un içinde Şiddet iblisini Ashlyn için bastırmaya çalışması ve giderek kadına bağlanması çok hoştu. Ashlyn'in kitabın sonlarına doğru yaptığı fedakarlık ise akıllara durgunluk verir cinstendi.

Kısacası son derece etkileyici ve akıcı bir kitap. "Ee, o zaman niye 4 puan verdin?" diye soracak olursanız; diğer kitaplarda Gena'nın çok daha muhteşem şeyler yapacağını öngördüğümden verdim. Buna 5 verirsem, daha iyilerine ne veririm o zaman diye düşündüm. :D

Okuyunuz, okutunuz efendim...

Puan: 4


23 Temmuz 2012 Pazartesi

Kitap Yorumu: Kılıçların Fırtınası - George R.R. Martin



Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin üçüncü kitabı Kılıçların Fırtınası'nı da geride bırakmış bulunuyorum. Yazılarımı takip edenler her kitabını ayrı ayrı yorumladığım bu seriyi ne kadar çok sevdiğimi fark etmişlerdir. George R.R. Martin'in eşsiz bir üslubu var. Üstelik her kitapta sizi bir değil bir çok kez şaşırtmayı çok iyi biliyor. Son yıllarda okuduğum en iyi yazarlardan biri Martin. Lâkin serinin sıkı takipçilerinin de bol bol değindiği gibi en sevdiğiniz karakterin aniden diğer tarafı boylaması yüksek bir ihtimal. Elbette bu kadar çok karaktere sahip bir seride bu tür eksilmeler normal karşılanmalı; fakat benim gibi pek çok Buz ve Ateşin Şarkısı hayranı bu durumdan şikayetçi olmadan duramıyor. Yine de George R.R. Martin, bir sonraki kitapta, bu ölümleri bize unutturmayı başarabiliyor.

Ölümlerin üzerinde durmamın sebebi bu kitapta beni çok şaşırtan ve üzen birkaç tanesini daha okumuş olmam. Kimler olduğunu söylemeyeceğim tabii ki. Ama henüz kitabı okumamış olanların kendilerini hazırlamaları açısından bunu belirtme gereği duydum. Beni öyle bir anda yakaladı ki şaşırmaktan öte, şoka girdim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...