gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2014 Cumartesi

Kitap Yorumu: Bir Sır Saklı İçimde - Julie Berry


Bir Sır Saklı İçimde'yi bir süredir merakla bekliyordum. Ne kadar fantastik ya da çağdaş kitaplara merakım olsa da bu türde kitapları da sevdiğimi arada bir kendime hatırlatmam gerek. İnsanı derinden etkileyecek, asla unutulmayacak türde kitapları yani.

Kapağına falan aldanmamak gerek. Ben de elimde gezdirirken tipik genç yetişkin paranormal romanı sanılmasına ve burun kıvrılmasına tanık oldum. Ama bu kitap kapağından çok daha fazlası. Tabii yorum yapmam gerekirse ben kapaktaki ağız detayını çok sevdim.

Judith, yıllarca bir adam tarafından esir olarak tutulmuş bir kız. Orada pek çok şeye tanık olduktan sonra birgün evine, kasabasına geri dönüyor. Ama orada olanları anlatamayacak biçimde. Hayatının iki senesinin çalınmış olması yetmezmiş gibi konuşma gücü de elinden alınmış olarak.

Zaten çok konuşkan bir kız değildi Judith. Ancak artık bildiği bir şeyler var. İnsanların ona takındığı tavır, öz annesinin bile onu kafasında koyduğu yer korkunç. Judith varlığı ve yokluğu hiçbir şey ifade etmeyen bir insana dönüşüyor. O kadar yaşanmışlığın arasında da aklını en çok meşgul eden şey çocukluk aşkı Lucas.

2 Temmuz 2013 Salı

12. ÜKG Blog Turu: Kayıp Kız - Gillian Flynn


Merhabalar!

ÜKG'nin 12. turuna konuk olan kitap Gillian Flynn'in Artemis Yayınları'ndan çıkan ödüllü eseri Kayıp Kız.

Kitabı henüz tur kitabımız olmadan önce de duymuş ve merak ediyordum ancak okuduktan sonra çok iyi bir tercih olduğuna karar verdim. Anlayacağınız yorumumu yazma konusunda çok heyecanlıyım. Fazla uzatmadan önce tur takvimimizi size bir sunayım. Ve 3 adet Kayıp Kız'dan birini kazanabileceğiniz bir çekiliş olduğunu unutmayın yazının sonunda.

Keyifli turlar!



Tur Takvimi:


02.07 - Kitap Hayvanının Günlüğü - Yorum




Tanıtım:

Aşık olduğunzu insanı ne kadar tanıyabilirsiniz?
"Ne düşünüyorsun Amy?.. Evliliğimiz boyunca dile getirmesem bile, içten içe, sürekli sorduğum soru bu. Sanırım bu tür sorular tüm evliliklerin kaçınılmazı: Ne düşünüyorsun? Neler hissediyorsun? Sen kimsin? Bize ne oldu? Şimdi ne yapacağız?"
Evliliklerinin beşinci yıldönümü sabahında, karısı Amy aniden ortadan kaybolunca, Nick Dunne bu sorularla baş başa kalıyor. Polisin baş şüphelisi Nick. Amy'nin arkadaşları, kadının Nick'ten korktuğunu, bazı şeyleri ondan sır gibi sakladığını söylüyor. Nick'e göre bütün bunlar büyük bir yalan. Polis, Nick'in bilgisayarında tuhaf bilgilere rastlıyor. Dahası, biri, cep telefonundan ısrarla Nick'i arıyor. Asıl soru şu; Nick'in güzel karısına ne oldu? Peki, Amy'nin özenle paketleyip bıraktığı kutuda ne vardı?
Kayıp Kız'da evlilik, tam bir savaş sanatına dönüşüyor.
"Bıçak kadar keskin. Şaşırtıcı derecede sinsi. Akıl almaz bir oyun. Kayıp Kız, Gillian Flynn'den baş döndürücü bir roman. Gillian Flynn'in gerilim konusunda Patricia Highsmith'den geri kaldığını düşünüyorsanız, dantel gibi dokunmuş bu hikayenin ayrıntılarına bir daha göz atın. İlk okuduğunuzda yüreğinizin sıkışmasına neden olan şeyler, ikinci okuyuşunuzda tamamen farklı görünecek."
-Janet Maslin, The New York Times-
"Alfred Hitchcock'u bile kıskandıracak, karşı konulmaz bir yaz gerilimi. İnsan psikolojisinin en karanlık kuytularına inen bu nefis gerilim romanı tüylerinizi diken diken edecek."
-People-

6 Aralık 2012 Perşembe

Kitap Yorumu: Karanlık Sular - Fiona Paul


Tamam, itiraf ediyorum; ilk başta bu kitabı fantastik sanmıştım. Bu yüzden kitabın son 100 sayfasına kadar oradan buradan bir hayalet çıksın ya da biri paranormal bir şey yapsın diye bekledim. (Hep senin yüzünden Goodreads!) Neyse ki bu beklentim kitabı gölgelemeye yetmedi. Karanlık Sular, son sayfasına kadar kendini okutmayı başarabildi.

Karanlık Sular, Rönesans döneminde, dünyanın en çekici şehirlerinden Venedik'te geçiyor. Baş karakterimiz Cassandra Caravello iyi bir soydan geliyor. Anne ve babası vefat etmiş, bu yüzden teyzesi Agnese ile beraber eski malikânelerinde yaşıyor. Kitabın başında Cass, en yakın arkadaşlarından Liviana'nın cenazesinde çıkıyor karşımıza. Cenazede hem anne ve babasının ölümünü hatırlayan hem de Liviana için üzülen Cass, biraz olsun rahatlamak için dışarı çıkıyor. Ve herhalde o dönemde yaşayan her kadının rüyalarını süsleyen ressam gençlerden birkaçıyla karşı karşıya geliyor. Ressamlardan bir tanesi -kahverengi saçlı, mavi gözlü, çarpık gülüşlü olanı- Cass'e çarparak kızı yere deviriyor.

Cass'in hayatı asıl cenazenin olduğu günün gecesinde değişmeye başlıyor. Agnese teyzesinin evinde odasına çekilmişken, yakındaki mezarlıktan gelen tuhaf sesler yüzünden huzursuz oluyor. Liviana'nın de gömüldüğü mezarlık orası; bu yüzden Cass içgüdülerine uyup mezarlığa gidiyor. İlk önce arkadaşının mezarında göğsünde kanlı bir X işareti olan başka bir kadının yattığını görüyor. Ardından da cenazeden sonra çarpıştığı ressam çocukla karşılaşıyor. Yani Falco'yla.

12 Ekim 2012 Cuma

Kitap Yorumu: The Raven Boys - Maggie Stiefvater


The Raven Boys, uzun zamandır tercih ettiğim "ince eleyip sık dokuyarak kitap seçme" metodumdan kendimi soyutladığım ilk kitap oldu. Evet, bunda Maggie Stiefvater'ın (artık milyonuncu kez söylüyorum) çok sevdiğim bir yazar olmasının etkisi büyük. Demem o ki; kitabı çıkacağı duyurulduğu andan beri takip ediyor ve bekliyordum. 18 Eylül tarihinde ABD'de satışa sunuldu. Ancak ben bundan yaklaşık bir-iki hafta sonra okuma imkanı buldum. Ve arka kapağını dahi okumamıştım henüz. Sadece adını, kuzgunlar ve paranormal ögeler içerdiğini ve içinde büyü barındırdığını biliyordum. Fakat The Raven Boys, bu birkaç kelimeden çok daha fazlasıydı. Ve itiraf etmeliyim ki çok şaşırttı beni. Kurgu anlamında söylemiyorum bunu; hayalimde yeni bir Maggie kitabı kurmuştum. İçinde yine saf aşk, arkadaşlık, gizem olacaktı. Belki biraz farklı olacaktı diğer kitaplarından ama bu kadar farklı bir şey beklemiyordum kesinlikle.

Bunları olumsuz anlamda söylediğimi sanmayın sakın. Kitap genel anlamda iyiydi, hoşlandığım yönleri vardı. Söylediğim gibi şaşırtıcı olmasının nedeni ise daha önce dört kitabını okuduğum Maggie Stiefvater'ın tarzını farklı görmüş olmamdı. The Raven Boys'da, özellikle ilk başlarda, başka bir yazarın kitabını okuyormuşum gibi hissettim. Bunda daha önceki kitaplarında kullandığı kahraman bakış açısını bırakıp, üçüncü şahıs bakış açısına geçiş yapmış olmasının etkisi olmalı. Kitabın başlarında bu değişiklik tökezlememi sağladı hakikaten. Ancak ilerledikçe alıştım ve Maggie'nin etkilerini azar azar hissetmeye başladım. Artık kitabın ona ait olduğuna inanmaya başladım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...