fae etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fae etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2012 Cuma

Kitap Yorumu: The Iron Knight - Julie Kagawa



Çok garip duygular içindeyim. Koskoca seriyi hunharca okuyup bir hafta gibi bir sürede bitirdim. Bu kadar seveceğimi bilseydim, böyle su gibi bitirir miydim? Evet, bitirirdim. Kimi kandırıyorum. 

İlk başta söyleyeyim, daha önceki yorumlarımdan da anlaşılacağı gibi seriyi genel olarak çok seviyorum. Hattâ büyük hayranı oldum bile diyebilirim. The Iron Fey, masal tadında ama gerektiğinde hırçınlaşıp, vahşileşebilen ya da romantikleşebilen bir kurguya sahip. Yazarın hayalgücü mükemmel. Karakterlere zaten söylenecek söz yok. Hepsine bayılıyorum. Yaratık çeşitliliği desen, her kitapta yeni bir tane karşınıza çıkıyor. 

Ve The Iron Knight... Serinin son kitabı. Duygularımı alt üst eden kitap. Diğer üç kitabın aksine, dördüncü kitapta Ash'in bakış açısından olaylar anlatılmış ve bence bu müthiş olmuş. Onun duygularını okumak farklı, güzel bir deneyimdi. 


30 Ağustos 2012 Perşembe

Kitap Yorumu: The Iron Queen - Julie Kagawa


The Iron Queen, The Iron Fey serisinin üçüncü kitabı.

Bu kadın beni öldürecek! Kesinlikle. Kitap normal ayarında gidiyor gidiyor, son beş altı bölümde öyle şeyler oluyor ki aklım şaşıyor. Bu kadarını hiiiiç ama hiiiiiç beklemiyordum ama. Öldüm öldüm dirildim yahu!



Gelelim kitabın konusuna. Yalnız şimdiden söyleyeyim, yazının buradan sonraki kısmı ilk iki (belki de üçüncü) kitap hakkında az da olsa spoiler içerebilir.

The Iron Daughter'ın sonunda Nevernever'dan sürgün edilen Ash ve Meghan, The Iron Queen'in başında dünyada karşımıza çıkıyorlar. Meghan'ın ailesinin evine doğru gidiyorlar fakat orada onları bir sürpriz bekliyor. Birkaç Iron Fey, Meghan'a pusu kurmuş bekliyor. Saldırıyı sağ salim atlatan çiftimiz doğal olarak Meghan'ın ailesini korumak için onları bir süre daha ziyaret etmemeye karar veriyorlar. Bu yüzden Sürgün Kraliçe Leanansidhe'nin onlar için en iyi seçenek olduğuna karar veriyorlar. Tabii oraya gitmeden önce Meghan'ın yapmak istediği bir şey var. Sonunda, onu büyüten insan babasını hatırlayan Meghan, kahinle bir anlaşma daha yapmaya gidiyor.

28 Ağustos 2012 Salı

Kitap Yorumu: The Iron Daughter - Julie Kagawa


The Iron Fey serisinin ikinci kitabı The Iron Daughter su gibi akıp giden kitaplardan. İlk kitaptan sonra, beni çokça umutlandıran seri, ikinci kitabıyla hiç hayalkırıklığına uğratmadı. Sıkmadan kendini okuttu, her daim heyecanı zirvede tuttu, üstüne bir de duygusallık ekledi; böylece en iyi tarifi tutturmuş oldu.

Ah, ne kitaptı ama!

Son bölümde neredeyse ağlayacaktım. ASH!

İlk kitapta Meghan'ın Ash'le Winter Court'a dönmesi yönünde yaptığı anlaşmayı uygulamak için çiftimiz Kraliçe Mab'e doğru yolculuğa çıkıyorlar. Lâkin, her ne kadar bazen duyguları onu ele geçirse de Ash, Meghan'dan uzak durmaya çalışıyor. Bizim duygusal kız, bundan bir hayli etkileniyor, bol bol gözyaşı döküyor tabii. Meghan'ın Winter Court'ta tutsak olduğu süre boyunca Ash onun gözüne görünmemeye, hattâ çok ters davranmaya devam ediyor. Fakat mevsimlerin değişimi yaklaşıyor ve pek yakında Scepter of Seasons, yani Mevsimler Asası, Unseelie sarayına geçecek. Bu da bir kutlamanın yolda olduğuna delalet ediyor.

24 Ağustos 2012 Cuma

Kitap Yorumu: The Iron King - Julie Kagawa


The Iron Fey serisi uzun zamandır okumak istediğim kitapların başında geliyordu. İngilizce kitap okuma yeteneğimi geliştirdiğim bu yaza okumak ancak kısmet oldu. Seri, Peri yani Fey ırkını ele alıyor.

Romanın baş karakteri Meghan Chase adından on altı yaşında bir genç kız. On altı yaşındaki roman karakterlerine herkesin artık şüpheli gözle baktığının ben de farkındayım. Genç yetişkin romanlarının çoğunda kullanılan ve genellikle fena ergenlik kaprislerini bünyesinde barındıran bir dönem çünkü. Meghan'ın da o tipik liseli kız karakterinde olacağını düşünmüştüm. Kitabın ilk sayfalarında beni şaşırtmadı. Liseye gidiyordu ancak "taşralı" olarak anılıyordu. Pek arkadaşı yoktu. Sadece Robbie isimli çocukluk arkadaşı vardı. Ancak kitap ilerledikçe Meghan'ın aslında öylesine bir karakter olmadığını, son derece zeki olduğunu anladım ki bu beni çok mutlu etti.

15 Eylül 2011 Perşembe

Neler Okuyorum? (Fever / Ateş Serisi - Karen Marie Moning)

Şu sıralar büyük tavsiyeler üzerine başladığım Karen Marie Moning'in "Fever" yani "Ateş" serisini okuyorum. Ülkemizde ilk iki kitabı Karanlık Ateş ve Kan Ateşi adlarıyla basılan ve üçüncüsü çıkması beklenen serinin beş kitabı yurt dışında çıkıp listeleri salladı bile. Hatta yazar yakın bir zamanda beşinci kitap Shadowfever'la son bulması beklenen seriye 2 ek kitap daha yazacağını açıkladı. Üstelik "Fever World" diye adlandırdığı büyük ihtimalle yan karakterleri ele alan yeni bir serinin hazırlıklarına da girişti. Tabii ben yayınevinin çok bekletme felsefesini reddetip kitapları İngilizce olarak art arda okuyorum. 

Bu satırları yazarken 3. kitap Faefever'ı okuyor olduğumu belirtmek isterim. Hatta kendimi kitaptan alıkoyup buraya yazmaya zorlamak için fazla çaba sarfettim. Eğer yeterli zamanı bulursam serinin tamamını kapsayan doyurucu bir yorumla burada olacağım.  Yine de merak edenler için; paranormal-aşk sevenler için harika bir seçenek olduğunu belirtmeyi bir borç bilirim. Vampirler, kurtadamlardan sıkıldıysanız ya da onları da seviyorum ama daha farklı bir seri arıyorum diyorsanuz buyurun Fever serisi sizi bekliyor. 

Gizemli karakterleri ve harika kurgusuyla günlerdir içinde boğulduğum bir dünya. İnsanda sürekli okuma isteği uyandırıyor. Şimdiden favori serilerim arasında üst sıralara yerleşti bile.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...