martı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
martı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2014 Pazar

Kitap Yorumu: Anna: Kan Giyinmiş Kız - Kendare Blake


Anna: Kan Giyinmiş Kız'ı CNR Kitap Fuarı'nda oldukça makul bir fiyatta görünce dayanamayıp almıştım, halbuki listemde o kadar da üstte değildi. Arada böyle kaçamaklar yapmak eğlenceli oluyor; özellikle de Eleanor & Park gibi duygu fırtınalarına yol açan kitaplardan sonra. 

Cas Lowood ile tanışın. Kendisi bir hayalet avcısı. Ne kadar bu isimden hoşlanmasa da. Ama işinden hoşlanıyor.  Cas, tam adıyla Theseus Cassio, babasından ve babasına da atalarından kalan bıçağıyla, insanları öldüren dünyada hapsolmuş hayaletleri ait oldukları yere geri göndermeyi görev edinmiş. Henüz on yedi yaşında olmasına rağmen kendini adadığı işinde oldukça başarılı. Aslında kendini fazla kaptırmış bile diyebiliriz. Cas, hayaletlerin peşinde o şehirden o şehre sürüklenirken okulu ya da sosyal çevreyi pek de umursamıyor. Onunla birlikte yolculuk eden annesi, kedileri ve ona hayaletleri bulmasında yardımcı olan ihbarcılarıyla oldukça hayatından memnun. Sayılır.

Cas'e mesleğini miras bırakan babası bir hayalet tarafından vahşice öldürülmüş. Cas de bir yandan yapması gerektiği gibi hayaletleri öldürürken diğer yandan babasının katili olan hayaleti araştırıyor. 

Anna Karlov, Cas'in karşılaşmayı heyecanla beklediği yeni avı. Anna, kasabalıların deyimiyle "Kan Giyinmiş Anna" evine adım atan herkesi parçalara ayırmasıyla meşhur, güçlü bir hayalet. Bana biraz Carrie White'ı anımsattı. Ama o diğer hayaletlerden biraz farklı. Bunu Cas de fark edince Anna'nın davası daha çekici bir hâl alıyor elbette. 

7 Mayıs 2013 Salı

Kitap Yorumu: Gölge ve Kemik - Leigh Bardugo


Bir süredir okuma listemde duran Gölge ve Kemik'in sonunda üzerini çizebildim! Öncelikle bu kitabı neden bu kadar okumak istediğimi kısacık anlatayım; bir kere YA yani Genç Yetişkin kitabı, fantastik, hem de kendi dünyasını yaratmış, özgün bir fantastik, Rus kültüründen etkilenmiş, kapak tasarımı bir harika, içinde "Karanlıklar Efendisi" adında bir karakter var. Bu kadarı yeterli sanırım. Sonuncuyla çıtayı bulutlara değdirmiş bulundum.

Peki, Gölge ve Kemik bu saydıklarımdan sonra beklentilerimi karşıladı mı? Üzülerek söylüyorum ki, hayır. Maalesef çok farklı hayal etmiştim. Kitabın orijinal bulduğum kısımlarını sevdim. Gerçekten sevdim. Ama oralarda bir yerlerde hep eksik bir şeyler olduğunu hissediyordum okurken. Sayfalar ilerledikçe bu eksikler iyice kafamda canlanıp, yer edinmeye başladı.

Bir kere, başta da söylediğim gibi, yazar Leigh Bardugo kitabın başında haritasını da verdiği yeni bir dünya oluşturmuş. Ben böyle kendi dünyasını yaratmış fantastik romanlara tapıyorum. İnsanın kafasında tamamen oluşturabileceği bir kurgu oluyor. Hayal gücünü son zerresine kadar çalıştırman gerekiyor ve ben bundan aşırı zevk alıyorum. Fakat Gölge ve Kemik'teki dünyayı anlatırken yazar, hakikaten çok üstünkörü geçmiş bazı şeyleri. Grishaların ne olduğunu sadece bir paragrafta anlatmış. Ülkenin düşmanlarının sadece isimlerini vermiş. Yani detaydan ve betimlemeden biraz kaçmış. Bu da kafamda kurmaya bayıldığım o dünyayı beslemekte zorlanmama yol açtı. Yani, hayal ediyorsun etmesine ama sana yardımcı olmak için yazarın da bir şeyler vermiş olması lazım. 

Ayrıca kitaptaki karakterlere sıkı sıkıya bağlanamadığımı itiraf etmek zorundayım. Özellikle baş kahramanımız Alina'ya. Sen ki diyarın en güçlü kişilerinden biri olacaksın, hâlâ ürkek davranıyor, boyun eğiyor, kararsız kalıyorsun. Tabii bunu söylemeden önce Alina'yı ve Gölge ve Kemik'in konusunu azıcık çıtlatmakta yarar var.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...