8 Mayıs 2012 Salı

Kitap Yorumu: Kitap Hırsızı - Markus Zusak


 Tanıtım:

Ölüm meleğinin ağzından savaş yıllarında küçük bir kitap hırsızının, Liesel Meminger'in hikayesi bu.
"...Her durumda hayatta kalan birinin hikayesi bu; hep geride kalan olmakta ustalaşmış birinin hikayesi. Aslında pek çok başka şeyin yanısıra şu saydıklarımla ilgili küçük bir hikaye:

• Bir kız
• Bazı kelimeler
• Bir akordiyoncu
• Bazı fanatik Almanlar
• Bir Yahudi dövüşçü
• Ve bol miktarda hırsızlık...
Liesel Meminger, Münih'in varoşlarında yaşayan yoksul Hubermann ailesinin yanına evlatlık olarak verilir. 1933 yılında Almanların yüzde 90'ı Adolf Hitler'i gözlerini kırpmadan desteklerken, Liesel'in üvey babası Hans Hubermann kalan yüzde on içindeydi. Üstelik, evlerinin bodrumunda bir Yahudi saklamak zorunda kaldılar. 


   


                                        "Sözcüklerden nefret ettim,
                                          ve onları çok sevdim. 
                         Umarım onları doğru kullanabilmişimdir."



  
Yorum:

 Bir yorumda okumuştum; "bu, yavaş yavaş okunan kitaplardan" diyordu. Hakikaten de öyleymiş. Ama kitabın sıkıcılığı ya da durağanlığı değil bunun sebebi. Sindire sindire okumak bana göre. Evet, yaklaşık iki haftada bitirdim ama hiç pişman olmadım. Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım.

Açıkça söylemeliyim ki bazen taş kalpli olduğumu düşünürüm. Ya da belki sadece diğer insanlardan algılarım farklıdır ama öyle kolay kolay kitaplarda ağlamam. Bu biterken boğazımı düğümleyen üçüncü kitap oldu. Ölüm'ün -gerçek ölümden bahsediyorum, şu ruhları toplayan- ağzından bir hikaye okumak tuhaf ama güzel bir deneyimdi. 

 Söylediğim gibi hikayeyi Ölüm anlatıyor. Onun insanlığa bakış şekli yazar tarafından harika yansıtılmış, hayran kalmamak elde değil. Ama Ölüm bize kendisinin değil de genel olarak başkasının hikayesini anlatıyor: Kitap Hırsızı'nın. Nam-ı diğer Liesel Meminger. Nazi Almanyası'ndan yaşayan onlu yaşlarında bir kız çocuğu. Annesi tarafından başka bir aileye verilirken erkek kardeşinin ölümüne şahit olan ve bunu yıllarca rüyasında yaşayan kız. Hubermann'ların yanına verildikten hayatı tamamen değişiyor Liesel'in. Anne ve Baba dediği bu insanlar o kadar aykırı ama aynı zamanda o kadar sıradan ki insan şaşırıyor. Özellikle de Hans Hubermann. Liesel'in Baba'sı. Bir akordiyoncu, bir boyacı, bir kahraman... Kitapta en sevdiğim karakterlerden biri. Aslında şöyle bir düşününce nefret ettiğim kimse olmamış. Hitler yanlısı Frau Diller de dahil. Hitler demişken; böylesine baskıcı bir dönemi okumak cidden içinizi sızlatıyormuş. Ölüm'ün ağzından ve Liesel'in yaşamından Hitler kesitleri çok etkileyici tasvir edilmiş.

 Karakterlere değinmeden geçemeyeceğim yine; Yahudi dövüşçü Max -bir süre Hubermann'ların bodrumlarında sakladıkları kişi-, Liesel'in Anne'si ağzı bozuk Rosa Hubermann, en iyi arkadaşı Jesse Owens Rudy... Saymakla bitmeyecek kadar çok ve çeşitli Markus Zusak'ın yarattığı karakterler.
Benim gibi kitap aşıkları kitapların büyüsüne daha da kapılacaklar okudukları müddetçe. Öyle bir dönemde yaşasaydım eğer Liesel gibi bir kitap hırsızı olur muydum diye düşünüyor insan.
Evet; Ölüm, Liesel Meminger / Kitap Hırsızı'nı üç kere gördü. İlki erkek kardeşinin ruhunu alırkendi, ikincisi kızın en korkunç anındaydı, üçüncüsü ise malum...
Herkesin sevebileceği türde bir kitap mı bilemiyorum; yalnız ben bayıldım!







Puan: 5


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...