23 Aralık 2013 Pazartesi
Kitap Yorumu: Eğer Yaşarsam - Gayle Forman
Bazı kitaplar vardır, konusunu okursunuz ama ya anlayamazsınız ya da beyniniz algılamanızı istemez. Yine de bir nedenden kitaba çekilir, sonuç olarak da okursunuz. Eğer Yaşarsam/If I Stay de benim için böyle kitaplardan. İki seneden fazla süredir kitaptan haberdarım, listemde bekletiyorum ancak bir türlü okuyamıyorum. Ne olduysa iki gün önce oldu; dün okumaya başladım ve bugün bu yazıyı yazıyorum.
Daha önce muhtemelen söylemişimdir ama tekrarlamakta bir sakınca yok: Asla ağlamak için kitap okumam. Kitabın bana vereceği her duyguyu saygıyla karşılarım. Eğer Yaşarsam'ın beni üzeceğini tahmin etmiştim ama ağlatacağını tahmin edememiştim. Planlarıma hiç uymadı bu. Bilseydim, kitabı otobüste okuma gafletine düşmezdim. Kendimi çok zor tuttum. Okurken baştan sona Mia'nın hüznünü kendinizinkiymiş gibi hissediyorsunuz.
Mia'nın muhteşem bir hayatı olmasa da, oldukça normal hattâ bazı yönlerden kıskanılacak bir hayatı olduğu olduğu söylenebilir. Sevgi dolu bir ailesi, eğlenceli bir en yakın arkadaşı ve tapılası bir erkek arkadaşı var. Ve geleceği de oldukça parlak. Küçüklükten beri çello çalan Mia, henüz on yedi yaşında olmasına rağmen başarılı bir müzisyen. Ve mükemmele yakın hayatı bir günde paramparça oluyor.
Etiketler:
chloe grace moretz
,
eğer yaşarsam
,
gayle forman
,
genç yetişkin
,
if i stay
,
jamie blackley
,
kitap yorumu
,
ölüm
,
realistik
,
romance
10 Aralık 2013 Salı
18. ÜKG Blog Turu: Kırık Camlar Üzerinde Dans - Ka Hancock
07.12.13| Yorumbaz - Ön Okuma
07.12.13 | Romancekolik - Yorum
08.12.13 | Kitap Esintisi - Yorum
09.12.13 | Zimlicious - Yazar Hakkında
09.12.13 | Sevgili Kitap - Yorum
10.12.13 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Yorum
10.12.13 | Kitab-ı Sevda - Yorum
10.12.13 | Kağıt Kız - Yorum
Kendi kurallarını koyan bir aşkın inanılmaz hikâyesi...Her evlilik bir danstır Lucy. Bazen komplike, bazen sevgi dolu, çoğu zamansa olaysız. Ama Mickey'le dansınız kırık camlar üzerinde gibi olacak. Acı verecek. Ve sen, ne acıdan kaçabileceksin, ne de bir sonraki adımda canının daha az acıması için ona daha sıkı tutunup az camlı bir yere ilerleyebileceksin.
21 yaşındaki Lucy, Mickey'le karşılaştığında Mickey'nin kendisi gibi sorunlarla boğuştuğundan habersizdi. Lucy ailesinden miras kalan kanser ile Mickey'e ise annesinden miras kalan bipolar bozukluğu ile boğuşmak zorundadır.
Sıradışı bir evliliğin yalın bir portresi Kırık Camlar Üzerinde Dans, okuru insan kalbinin derinliklerinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.
Etiketler:
aşk
,
blog tour
,
blog tur
,
dram
,
feniks kitap
,
ka hancock
,
kırık camlar üzerinde dans
,
ükg blog turları
1 Aralık 2013 Pazar
Kitap Yorumu: The Fiery Heart - Richelle Mead
The Fiery Heart, Kanbağı/Bloodlines serisinin 4. kitabı. Serinin ilk üç kitabı için yazdığım yorumlar:
Bence The Fiery Heart serinin içindeki, hattâ Richelle'nin yazdığı en duygusal kitaptı. Vampir Akademisi serisine ne kadar büyük saygım olsa da Kanbağı'nı ondan daha çok sevdiğimi bilen biliyordur. Bunun ilk sebebi elbette ki Adrian. Ama kitaplar ilerledikçe başka nedenler de üstüne eklenmeye başladı. Richelle bu seride cidden döktürüyor. Bazıları VA'ya göre zayıf bulsalar da, bence karakter gelişimi ve duygusal anlamda kesinlikle en iyi YA kitaplarının başında geliyor.
The Fiery Heart'ta, Adrian ve Sydney (yani Sydrian u.u) artık birlikteler! Biraz gizli bir birliktelik bu ama olsun. Sydney hâlâ Simyacılar'dan dampirlere ve Moroi'ye olan sempatisini saklamak zorunda. Bu yüzden en yakın arkadaşlarına bile söylemiyorlar birlikteliklerini. Gizli gizli mesajlaşıyorlar, özel bir Aşk Telefonları bile var!
Şimdi belirtmek istiyorum ki (bunu her yeri geldiğinde tekrarlayacağım ve bunun için üzgün değilim) Sydrian Richelle'nin yazdığı en harika çift! Hiç bana Rose ve Dimitri demeyin. Onlardan bin kat öndeler. Nasıl desem bilemiyorum... Bir kere çok gerçekçiler. Ve birbirlerine olan aşklarını her düşüncelerinde belli ediyorlar. The Fiery Heart'ı hem Sydney hem de Adrian'ın bakış açısıyla okuyoruz ve bu kafalarının içini anlamamız, dolayısıyla benim bu yorumu yapmam için yeterli bir neden. Bence. Ve bunu sadece biz değil, Adrian'ın bağının diğer ucunda olan Jill de seziyor. Hattâ onlarınki gibi bir aşk için dua ediyor. (O da gözünün önünde de ya, neyse.)
İkincisi ise Adrian'ın Sydney için yaptıkları. Adrian'ı hepimiz biliyoruz; kendini ruhun kontrolüne bıraktı mı dünyayla ilişkisini kesiyor. İçki, sigara, kafasını uyuşturacak ne varsa kullanıyor. Çünkü çok fazla ruh kullanmak onu deliliğin eşiğine getiriyor. Ancak Adrian, benim biricik Adrian'ım, Sydney'le geleceklerini düşünerek içkiye tövbe ediyor. Zaten sigarayı bırakmıştı. Ve bunu zorla değil, gerçekten isteyerek yapıyor. Evet, Rose'la birlikteyken de bir şeyleri düzeltmeye çalışmıştı. Ama bu kadar değil. Sydney, Adrian'ın içindeki o mükemmel adamın ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.
Etiketler:
adrian ivashkov
,
bloodlines
,
genç yetişkin
,
kanbağı
,
kitap yorumu
,
paranormal
,
richelle mead
,
sydney sage
,
the fiery heart
,
vampirler
30 Kasım 2013 Cumartesi
17. ÜKG Blog Turu: Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen
Ben kitabı daha önce okumuş ve çok sevmiştim o yüzden bende yeri ayrıdır. Ayrıca benim ilk New Adult kitabım olma özelliğini taşır. İlktir ama etkilidir. Micha hiç beklemediğim bir anda hayalimdeki erkek karakterlerden biri olarak karşıma çıkmıştı. Kendisinin sarışın olduğundan bahsetmiş miydim? (Ahem ahem) Anlayacağınız bu turda iyi bir NA kitabıyla tanışma şansınız yüksek. ÜKG'nin kızları yine harika yazılar hazırladılar. Altta tur programını bulabileceksiniz.
Son olarak Pena Yayınları'nın yepyeni bir yayınevi olduğunu da ekliyorum. İlk turlarını bizimle yapıyorlar ve heyecanımız bu yüzden bir kat daha yüksek. Umarım eğlenceli vakit geçireceğiniz bir tur olur!
28.11.2013 - Kitap Esintisi | Yorum
29.11.2013 - Romancekolik | Yorum + 2. kitaptan alıntılar (Excerpt)
29.11.2013 - Sevgili Kitap | Yorum + Alıntılar
30.11.2013 - Yorumbaz | Yorum
30.11.2013 - Kitap Hayvanı'nın Günlüğü
01.12.2013 - Kağıt Kız | Micha için Dreamcast
01.12.2013 - Zimlicious | Yazar Hakkında
Ella ve Micha’nın bir sırrı var ve bu sır, tüm hayatlarını değiştirecek…
Kural tanımaz, tutkulu bir karakteri olan Ella, hislerini korkmadan yaşayan bir genç kızken bir gün her şeyi arkasında bırakıp üniversiteye gider ve burada kurallara itaat eden, tüm sıkıntılarını kendine saklayan, sessiz birine dönüşür. Ancak yaz tatili yaklaşırken evinden başka gidecek bir yeri olmadığını anlayan Ella, geri döndüğünde uzun zamandır içine gömdüğü anıların ortaya çıkmasından çok korkar.
Zeki, seksi ve güvenilir Micha, Ella’ya herkesten daha yakındır, öyle ki onun en gizli sırlarını bile bilir. Micha tanıyıp sevdiği o eski Ella’yı geri istemektedir fakat genç kız evini terk ettiğinde kalbinin bir parçasını geride bıraktığından habersizdir. Micha’ya karşı duyduğu hisleri kendine bile itiraf edemeyen Ella ise her şeye baştan başlamalıdır.
Peki Micha kaybettiği aşkını tekrar kazanabilecek mi?
Evet, ben Ella ve Micha'nın Sırrı'nı daha önce okumuştum. O yüzden bu yazıda kitap yorumu yok. Daha önce yazdığım yoruma bakmak isterseniz buraya tıklayın. Ancak bu yazıda Jessica Sorensen'in Jennifer L. Armentrout'la yarıştığı bir sürü kitabının/serisinin tanıtımını ve Ella ve Micha için hazırlanan playlisti bulabilirsiniz. Haydi başlayalım!
Etiketler:
blog tour
,
blog tur
,
ella may
,
Ella ve Micha'nın Sırrı
,
jessica sorensen
,
micha scott
,
new adult
,
Pena Yayınları
,
playlist
,
romance
,
romans
,
the secret of ella and micha
,
ükg blog turları
,
yeni yetişkin
23 Kasım 2013 Cumartesi
Kitap Yorumu: Doktor Uyku - Stephen King
Doktor Uyku 16. ÜKG Blog Turu'muzun konuğuydu aslında. Ancak o dönemde okuma fırsatı bulamamış, tur sona erdikten sonra okuyabilmiştim. Tabii bu da haftalar önceydi. Anlayacağınız bayağı oldu okuyalı fakat yorum yapmadan bırakmak istemedim. Uzuuun zaman sonra yazılan yorumların tazeliğini kaybettiğini düşünüyorum ama olan oldu artık. Elimden geldiğince bir şeyler yazmaya çalışacağım. Yazmazsam Stephen Amca'ya aşırı ayıp olur çünkü!
Stephen King adını duymayan yoktur herhalde. Kitaplarını okumadıysanız bile, birinin dahi olsa adını duymuş ya da filmlerinden birini izlemişsindir. Evet, kendisi adeta bir yazma fabrikası ve kitaplarının çoğu filme uyarlandı. King'in Türkçeye çevrilmiş 56 kitabı var. Ki ilk romanı Carrie/Göz ilk baskısını 1974'te yapmıştı. Yani o günden bu güne durmaksızın ve kendini tekrarlamadan, aksine geliştirerek yazan, hayalgücü hiç tükenmeyen dünyaya mâl olmuş yazarlardan biridir Stephen King. Abarttığımı düşünenler olacaktır ama ilk yazdığı kitaplarından birini okuyun, daha sonra da Doktor Uyku'yu okuyun. Ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız.
King'in en meşhur eserlerinden biri şüphesiz The Shining/Medyum'dur. Kitap, milyonlarca satmakla kalmamış, Stanley Kubrick'in 1980 yapımı uyarlaması gerilim-korku kültleri arasında yer almıştı. Hâlâ da gerilim filmi deyince ilk akla gelenlerden biridir. (Filmin Türkçe adı Cinnet. Ki kendisi felaket film ismi çevirileri arasında üst sıralardaki yerini gururla taşımaktadır.)
Doktor Uyku'yu anlatmadan önce The Shining/Medyum'dan söz etmek zorundayız çünkü Doktor Uyku onun devamı niteliğinde. Medyum'da sorunlu bir babanın ve ona katlanmak zorunda olan bir annenin çocuğu olan küçük Danny Torance'in, babasının Overlook Oteli'nin kış bakıcılığını yapmayı kabul etmesini ve Overlook'a geldikten sonra Danny'nin var olan "ışıltısı" yani yeteneğinin nasıl tetiklendiğini anlatıyor bir nevi. Medyum'da Danny henüz küçük bir çocuk. İşte Doktor Uyku'da da Danny'nin Medyum'dan sonraki hayatı anlatılıyor. Tabii sadece Danny değil, yepyeni bir kurgu ve yeni karakterler de var.
Etiketler:
doctor sleep
,
doktor uyku
,
gerilim
,
kitap yorumu
,
korku
,
stephen king
,
yetişkin
7 Kasım 2013 Perşembe
ÜKG KAPAK TANITIMI: Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen
ÜKG yine ilklere imza atıyor!
Pena Yayınları ülkemizde ilk defa bu ay yayın hayatına başlıyor ve ÜKG üyeleri olarak çok merak ettiğimiz Ella ve Micha'nın Sırrı kitabı ise yayına ilk sunulacaklar arasında. Bu sebeple tur konusunda çok heyecanlıyız ve umuyoruz ki kapağın orijinal olmasına bizler kadar sevinmişsinizdir!
Etiketler:
aşk
,
cover reveal
,
Ella ve Micha'nın Sırrı
,
jessica sorensen
,
kapak tanıtımı
,
new adult
,
Pena Yayınları
,
the secret of ella and micha
,
The Secret Series
,
ükg blog turları
,
yeni yetişkin
5 Kasım 2013 Salı
2013 ÜKG KİTAP ÖDÜLLERİ
Yine bir ÜKG etkinliği ile karşınızdayız!
2013 yavaş yavaş sona erip 2014'e merhaba demeye hazırlanırken, kitap bağımlıları olarak 2013'ün en iyi kitaplarını seçmeliyiz dedik. ÜKG olarak kafa kafaya verip her bir adayı gözden geçirdik ve 10 dalda en iyileri belirledik. Adları belirlerken en çok sevilenleri dikkate aldık. Ve sizden "En İyileri" belirlemek için tercihlerinize oy kullanmanızı istiyoruz.
2013 yılında çıkan bu kitaplardan hangilerinin birinci olacaklarını sizler belirleyeceksiniz!
Etkinliğimiz 2013'ün son günlerine dek sürecek ve sonuçlar açıklanacak.
2013 yavaş yavaş sona erip 2014'e merhaba demeye hazırlanırken, kitap bağımlıları olarak 2013'ün en iyi kitaplarını seçmeliyiz dedik. ÜKG olarak kafa kafaya verip her bir adayı gözden geçirdik ve 10 dalda en iyileri belirledik. Adları belirlerken en çok sevilenleri dikkate aldık. Ve sizden "En İyileri" belirlemek için tercihlerinize oy kullanmanızı istiyoruz.
2013 yılında çıkan bu kitaplardan hangilerinin birinci olacaklarını sizler belirleyeceksiniz!
Etkinliğimiz 2013'ün son günlerine dek sürecek ve sonuçlar açıklanacak.
Etiketler:
2013
,
2013'ün en iyi kitapları
,
en iyiler
,
ükg
24 Ekim 2013 Perşembe
Kitap Yorumu: 1602 - Neil Gaiman
![]() |
| Instagram @darkshadowisborn |
Neil Gaiman benim için apayrı bir yazar! Bıkmadan, usanmadan söylemeye devam ediyorum. Ama öyle! Uzun aralıklarla okuduğum zaman bunu daha da çok fark ediyorum.
Önce 1602'nin bir çizgi roman olduğunu belirteyim. Hem de nasıl bir çizgi roman biliyor musunuz? Marvel karakterlerinin hepsini bilmesiniz de Avengers dolayısıyla aralarından tanıdıklarınız vardır. Hani şu içinde Iron Man, Thor, Spider-man, X Men, Fantastic Four, Daredevil gibi meşhur süperkahramanları barındıran Marvel. Tamam. Şimdi bu süperkahramanları alın ve 17. yüzyıla götürün. Elbette siz "hık" deyince yapamazsınız bunu ama Neil Gaiman yaptı.
1602'de yani 17. yy'da özel yetenekleri olan kahramanlar olsaydı ne olurdu? Az çok tahmin ediyorsunuzdur; Ortaçağ koşulları böylesine yetenekli insanlara muhtemelen "cadı" damgası yapıştırıp hepsini yakardı. Ki öyle de oluyor.
Yanda gördüğünüz süperkahramanı hatırlıyor musunuz? Evet, kendisi X-Men serisinden Warren Worthington III olur. Melek kanatlarına sahip bir mutant olması yüzünden Engizisyon Kilisesi tarafından ele geçirilip ölüme mahkum ediliyor 1602'deki adıyla Werner.
Werner'i ifşa ettim çünkü kanatlarıyla kim olduğunu oldukça net bir şekilde belli ediyor. Yoksa 1602'yi elinize alır almaz "Kim kimdi" demeye başlıyorsunuz. Karakterlerden bazıları (Warren gibi) kendilerini çabuk ele verirken, bazıları da ustaca gizlenmiş. Aralarında beni şokan bir tanesi oldu. Ondan ilerleyen satırlarda bahsedeceğim.
Sir Nicholas Fury, Kraliçe I. Elizabeth'in muhbirliğini yapıyor. Yani istihbarattan sorumlu. Doktor Stephen Strange ise kraliçenin aynı zamanda bir simyacı ve büyücü olan hekimi. Elizabeth ikisini de yanına çağırınca aslında birbirlerinden pek de haz etmeyen bu ikili bir araya gelmek durumunda kalıyorlar. Sir Nicholas, Doktor Strange'in "yöntemleri"nin pek taraftarı değil. Ve Doktor'un kraliçeye de söylediği "Dünya'nın yakında yok olacağı" öngörüsüne tamamen safsata gözüyle bakıyor.
Önce 1602'nin bir çizgi roman olduğunu belirteyim. Hem de nasıl bir çizgi roman biliyor musunuz? Marvel karakterlerinin hepsini bilmesiniz de Avengers dolayısıyla aralarından tanıdıklarınız vardır. Hani şu içinde Iron Man, Thor, Spider-man, X Men, Fantastic Four, Daredevil gibi meşhur süperkahramanları barındıran Marvel. Tamam. Şimdi bu süperkahramanları alın ve 17. yüzyıla götürün. Elbette siz "hık" deyince yapamazsınız bunu ama Neil Gaiman yaptı.
1602'de yani 17. yy'da özel yetenekleri olan kahramanlar olsaydı ne olurdu? Az çok tahmin ediyorsunuzdur; Ortaçağ koşulları böylesine yetenekli insanlara muhtemelen "cadı" damgası yapıştırıp hepsini yakardı. Ki öyle de oluyor.
Yanda gördüğünüz süperkahramanı hatırlıyor musunuz? Evet, kendisi X-Men serisinden Warren Worthington III olur. Melek kanatlarına sahip bir mutant olması yüzünden Engizisyon Kilisesi tarafından ele geçirilip ölüme mahkum ediliyor 1602'deki adıyla Werner.
Werner'i ifşa ettim çünkü kanatlarıyla kim olduğunu oldukça net bir şekilde belli ediyor. Yoksa 1602'yi elinize alır almaz "Kim kimdi" demeye başlıyorsunuz. Karakterlerden bazıları (Warren gibi) kendilerini çabuk ele verirken, bazıları da ustaca gizlenmiş. Aralarında beni şokan bir tanesi oldu. Ondan ilerleyen satırlarda bahsedeceğim.
Sir Nicholas Fury, Kraliçe I. Elizabeth'in muhbirliğini yapıyor. Yani istihbarattan sorumlu. Doktor Stephen Strange ise kraliçenin aynı zamanda bir simyacı ve büyücü olan hekimi. Elizabeth ikisini de yanına çağırınca aslında birbirlerinden pek de haz etmeyen bu ikili bir araya gelmek durumunda kalıyorlar. Sir Nicholas, Doktor Strange'in "yöntemleri"nin pek taraftarı değil. Ve Doktor'un kraliçeye de söylediği "Dünya'nın yakında yok olacağı" öngörüsüne tamamen safsata gözüyle bakıyor.
Etiketler:
1602
,
captain america
,
çizgi roman
,
doctor strange
,
fantastik
,
fantastik dörtlü
,
gerekli şeyler
,
kitap yorumu
,
marvel
,
neil gaiman
,
nick fury
,
süperkahraman
,
x men
5 Ekim 2013 Cumartesi
16. ÜKG Blog Turu: Doktor Uyku - Stephen King
Merhabalar,
1. yılını kutlayan Türkiye'nin ilk blog tur ekibi ÜKG yine hem kendi üyelerini hem de takipçilerini heyecanlandıran bir kitap ve yazarla karşınızda!
Benim için bu turun ayrı bir önemi var çünkü uzun zaman önce Stephen King okumuş ve çok sevmiştim. Ancak her zaman olduğu gibi yine çok istememe rağmen bir türlü kitaplarını okuyamıyordum. Anlayacağınız bu tur benim için güzel bir bahane oldu. Ne kadar tura yetiştiremesem de şu anda Doktor Uyku'yu zevkle okuyorum.
Bilmeyenleriniz için; Doktor Uyku King'in en beğenilen kitaplarından Medyum/The Shining'in devam kitabı niteliğinde. Medyum'dan hatırlayacağınız Danny'nin hikâyesi bu kitapta devam ediyor.
Tanıtım:
King'in, tüm zamanların en çok beğenilen eseri Medyum'un (The Shining) unutulmaz karakterlerinden Danny (Dan) Torrance, "Doktor Uyku" olarak karşınızda.
Çocukluğunda bir kışını geçirdiği Overlook Oteli'nin "sakinlerinden" bir türlü kurtulamayan Dan, yıllarca bir şehirden diğerine sürüklenirken, sonunda ufak bir New Hampshire kasabasına yerleşir, bir bakımevinde işe girip, kalan "ışıltısını" ölmekte olan insanları rahat ettirmekte kullanır. Orada Dan'e "Doktor Uyku" adını verirler.
Dan, o güne dek görmediği kadar parlak bir ışıltıya sahip olan küçük bir kızla, Abra Stone'la tanıştığında geçmişiyle barışır ve Abra'nın hayatta kalabilmesi için iblislerle zorlu bir mücadeleye girişir.
İyi ile kötü arasındaki epik savaşın hikâyesi olan Doktor Uyku, Medyum'un sadık milyonlarca okuyucusunu tatmin edecek ve King külliyatının başyapıtını bilmeyenleri de hayal kırıklığına uğratmayacak yeni ve ihtişamlı bir King destanı...
Doktor Uyku'nun ilk sayfalarını merak edenler ya da okumakta kararsız kalanlar kitabın ön okumasını hemen aşağıda bulabilirler.
Etiketler:
altın kitaplar
,
blog tour
,
blog tur
,
doctor sleep
,
doktor uyku
,
medyum
,
ön okuma
,
stephen king
,
the shining
,
ükg blog turları
3 Ekim 2013 Perşembe
Kitap Yorumu: Nefes - Sarah Crossan
Distopya okumayı ciddi anlamda özlemişim. Sanırım artık vazgeçilmez türüm hâline geldi. Canım sıkıldığı zaman açıp distopya okuyabilirim, o derece seviyorum. Nefes de, tam anlamıyla, ihtiyacım olan kitaptı. Bir sayfasında bile sıkılmadım okurken. Sürükleyici ve şöyle bir düşününce karakterlerin içinde yaşadığı dünya ürkütücüydü.
Nefes’te üç ana karakterimiz var: Alina, Bea ve Quinn. Onların içinde yaşadığı “yeni” dünyada, bitkiler ölmüş ve doğal olarak oksijen miktarı da dibe vurmuş. Dünya nüfusunun pek çoğu oksijenlikten ölürken, geriye kalanlar Nefes adlı şirketin olaya el atmasıyla “Koza” adını verdikleri yeni yaşam alanında hayatlarını sürdürüyorlar. Koza’da ağaçlar var, evet. Ve orada yaşamak için yeterli oksijen var. Ancak ne yazık ki orada da zalim bir eşitsizlik söz konusu. Asıllar, yani toplumun zengin kesimi, oksijeni diledikleri gibi kullanabilirlerken, fazladan oksijen almaya parası yetmeyecek olan daha yoksul kesim, diğer adıyla Yedekler, ise oksijenlerini ellerinden geldiğince tutarlı kullanıp hayata tutunmaya çalşıyorlar.
Hiç oksijensiz bir hayat hayal ettiniz mi bilmiyorum ama daha önce etmediysem bile ben kitabı okurken ettim. Ve inanın bana berbat bir şey. Yedekler, deli gibi çalıştıkları yetmezmiş gibi, sokakta koşamıyor, spor yapamıyor, hattâ öpüşemiyorlar bile. Üstelik üzerlerinde sıkı kurallarla sınırları çizilmiş bir baskıcı güç de var. Tüylerinizi ürpertecek kadar korkunç bir durum ve ben kitabın bu kısmından bir hayli etkilendim.
İşte Quinn, işin kaymağını süren Asıllar’dan biri. Bea ise onun küçüklükten beri tanıdığı en yakın arkadaşı. Quinn, ilk başlarda hiçbir şeyden haberi olmayan ve istediğini almaya alışmış, yüzeysel bir genç adam gibi görünse de özünde oldukça farklı biri. Bir kere Yedekler’i diğer Asıllar gibi ezmiyor ve Bea’yı oldu olası kollamış. Kitabın ilerleyen kısımlarında Quinn’in karakterindeki gelişmeye de tanıklık ediyor ve onu daha bir seviyoruz.
Etiketler:
bilim-kurgu
,
breath
,
dex
,
distopya
,
genç yetişkin
,
nefes
,
sarah crossan
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)















