periler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
periler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2015 Cuma

Kitap Yorumu: A Court of Thorns and Roses - Sarah J. Maas


The Iron Fey serisinden sonra genç yetişkin edebiyatı içinde şöyle güzel bir peri temalı kitap okuma fırsatı hiç bulamadım. Zaten karşıma çıkmadı da. Julie Kagawa'nın Talon'da yarattığı hayal kırıklığından sonra genç yetişkin türü içinde, çok merak ettiğim yeni kitapları okumaya bile korkar olmuştum açıkçası. Zira hâlâ o hayal kırıklığını hatırladıkça içim sızlar. Her neyse, Sarah J. Maas biliyorsunuz ki Türkçeye de çevrilen Cam Şato'nun yazarı. Cam Şato kütüphanemde duruyor uzun zamandır fakat henüz okumadım. O yüzden bu benim ilk Maas kitabım olacaktı. Esasen konu ilgimi çekmesine rağmen yukarıdaki nedenlerden ötürü okumak niyetinde değildim lakin Sevgili Kitap'ın feci etkili ısrarlarına dayanamadım. Neyse ki hiç pişman etmedi bu kitap beni.

Kitabın türüne genç yetişkin dedim ama pek çok genç yetişkin kitabından daha karanlık ve daha olgun. O yüzden Goodreads'de bir sürü okur, kitabı new adult, yani yeni yetişkin kategorisine sokmuş. Bir nevi haklılar aslında, bir yandan da değiller. Bana göre bu kitap tam ikisinin arasında, çok iyi bir yerde duruyor. Ve kitabın o normal genç yetişkinlerden çok daha karanlık havasını ve daha mantıklı, daha olgun karakterlerini sevdim ben. Tüm bunlar ve kitabın kurgusu harika bir okuma süreci yarattı, zevkle okudum kitabı. Hiç sıkılmadan, hiç bırakma isteği duymadan...

A Court of Thorn and Roses aslında günümüzün popüler teması retelling, yani masalların yeniden uyarlanmasına selam çakanlardan. Bunu belki gözünüze soka soka yapmıyor ama hangi masala göndermeleri olduğunu anlıyorsunuz ister istemez.

21 Temmuz 2013 Pazar

Kitap Yorumu: Sonsuz - Kiersten White


Eveeeet, bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Paranormal benim ilk DEX kitabımdı. O zamanlar çıtır çerez bir kitap diye alıp pek sevmiştim. Eğlenceli bulmuştum. Devam kitabını heyecanla beklemeye başlamıştım. Yazarın farklı ve kesinlikle süper eğlenceli bir üslubu var ve bu seride benim en çok hoşuma giden şey bu. Bir de çeviri faktörü var ki ondan biraz ileride bahsedeceğim.

Ne diyordum? Paranormal'i okuduktan sonra ikinci kitap Doğaüstü'nün elime geçmesi uzun bir zamanı kapsamıştı. Ancak Doğaüstü ile ilgili güzel de bir anım var ki geçen yıla, yani 2012'ye, onu okuyarak girmiştim. Serinin üçüncü ve son kitabı Sonsuz'un da bende böyle tatlı anılar bırakmasını isterdim. Fakat ne yazık ki çok kötü bir döneme geldi okumaya başlamam. Aslında elime geçtiğinde bir şevkle hemen okumaya başlamıştım, keşke bekletseymişim. O dönem çok yoğun geçen finallerle boğuşuyordum, sonrasında da bütünlemeye kaldım mı derdi ve eve geri dönme telaşı işin içine girince iyice savsaklamak zorunda kaldım. Anlayacağınız Sonsuz'u çooook uzun bir süre okudum. Ki kitaba da seriye de ayıp etmiş hissediyorum kendimi. Bitirdiğimde kocaman bir "oh" çektiğimi gizlemeyeceğim.

Seriyle ilgili genel görüşlerimden ve anılarımdan biraz olsun söz ettikten sonra en iyisi Sonsuz'a geçeyim. Öncelikle bu kadar uzun sürede okuyunca başlarını unuttuğum için kendimi kınıyorum. Siz siz olun böyle bir hataya düşmeyin. Her neyse. Sonsuz'da Evie'nin her zamanki gibi "normal" olma çabalarında olduğunu ama beceremediğini görüyoruz. UPTA ile ilişkisini kesmişti kesmesine ama Raquel'in yerine geçen yeni UPTA başkanı onu rahat bırakmıyor. Hattâ tehdit bile ediyor. Ve Evie paranormal dünyadan olabildiğince uzak durmak istemesine rağmen bir şekilde yine kendini onlara yardım ederken buluyor.

31 Ağustos 2012 Cuma

Kitap Yorumu: The Iron Knight - Julie Kagawa



Çok garip duygular içindeyim. Koskoca seriyi hunharca okuyup bir hafta gibi bir sürede bitirdim. Bu kadar seveceğimi bilseydim, böyle su gibi bitirir miydim? Evet, bitirirdim. Kimi kandırıyorum. 

İlk başta söyleyeyim, daha önceki yorumlarımdan da anlaşılacağı gibi seriyi genel olarak çok seviyorum. Hattâ büyük hayranı oldum bile diyebilirim. The Iron Fey, masal tadında ama gerektiğinde hırçınlaşıp, vahşileşebilen ya da romantikleşebilen bir kurguya sahip. Yazarın hayalgücü mükemmel. Karakterlere zaten söylenecek söz yok. Hepsine bayılıyorum. Yaratık çeşitliliği desen, her kitapta yeni bir tane karşınıza çıkıyor. 

Ve The Iron Knight... Serinin son kitabı. Duygularımı alt üst eden kitap. Diğer üç kitabın aksine, dördüncü kitapta Ash'in bakış açısından olaylar anlatılmış ve bence bu müthiş olmuş. Onun duygularını okumak farklı, güzel bir deneyimdi. 


30 Ağustos 2012 Perşembe

Kitap Yorumu: The Iron Queen - Julie Kagawa


The Iron Queen, The Iron Fey serisinin üçüncü kitabı.

Bu kadın beni öldürecek! Kesinlikle. Kitap normal ayarında gidiyor gidiyor, son beş altı bölümde öyle şeyler oluyor ki aklım şaşıyor. Bu kadarını hiiiiç ama hiiiiiç beklemiyordum ama. Öldüm öldüm dirildim yahu!



Gelelim kitabın konusuna. Yalnız şimdiden söyleyeyim, yazının buradan sonraki kısmı ilk iki (belki de üçüncü) kitap hakkında az da olsa spoiler içerebilir.

The Iron Daughter'ın sonunda Nevernever'dan sürgün edilen Ash ve Meghan, The Iron Queen'in başında dünyada karşımıza çıkıyorlar. Meghan'ın ailesinin evine doğru gidiyorlar fakat orada onları bir sürpriz bekliyor. Birkaç Iron Fey, Meghan'a pusu kurmuş bekliyor. Saldırıyı sağ salim atlatan çiftimiz doğal olarak Meghan'ın ailesini korumak için onları bir süre daha ziyaret etmemeye karar veriyorlar. Bu yüzden Sürgün Kraliçe Leanansidhe'nin onlar için en iyi seçenek olduğuna karar veriyorlar. Tabii oraya gitmeden önce Meghan'ın yapmak istediği bir şey var. Sonunda, onu büyüten insan babasını hatırlayan Meghan, kahinle bir anlaşma daha yapmaya gidiyor.

28 Ağustos 2012 Salı

Kitap Yorumu: The Iron Daughter - Julie Kagawa


The Iron Fey serisinin ikinci kitabı The Iron Daughter su gibi akıp giden kitaplardan. İlk kitaptan sonra, beni çokça umutlandıran seri, ikinci kitabıyla hiç hayalkırıklığına uğratmadı. Sıkmadan kendini okuttu, her daim heyecanı zirvede tuttu, üstüne bir de duygusallık ekledi; böylece en iyi tarifi tutturmuş oldu.

Ah, ne kitaptı ama!

Son bölümde neredeyse ağlayacaktım. ASH!

İlk kitapta Meghan'ın Ash'le Winter Court'a dönmesi yönünde yaptığı anlaşmayı uygulamak için çiftimiz Kraliçe Mab'e doğru yolculuğa çıkıyorlar. Lâkin, her ne kadar bazen duyguları onu ele geçirse de Ash, Meghan'dan uzak durmaya çalışıyor. Bizim duygusal kız, bundan bir hayli etkileniyor, bol bol gözyaşı döküyor tabii. Meghan'ın Winter Court'ta tutsak olduğu süre boyunca Ash onun gözüne görünmemeye, hattâ çok ters davranmaya devam ediyor. Fakat mevsimlerin değişimi yaklaşıyor ve pek yakında Scepter of Seasons, yani Mevsimler Asası, Unseelie sarayına geçecek. Bu da bir kutlamanın yolda olduğuna delalet ediyor.

24 Ağustos 2012 Cuma

Kitap Yorumu: The Iron King - Julie Kagawa


The Iron Fey serisi uzun zamandır okumak istediğim kitapların başında geliyordu. İngilizce kitap okuma yeteneğimi geliştirdiğim bu yaza okumak ancak kısmet oldu. Seri, Peri yani Fey ırkını ele alıyor.

Romanın baş karakteri Meghan Chase adından on altı yaşında bir genç kız. On altı yaşındaki roman karakterlerine herkesin artık şüpheli gözle baktığının ben de farkındayım. Genç yetişkin romanlarının çoğunda kullanılan ve genellikle fena ergenlik kaprislerini bünyesinde barındıran bir dönem çünkü. Meghan'ın da o tipik liseli kız karakterinde olacağını düşünmüştüm. Kitabın ilk sayfalarında beni şaşırtmadı. Liseye gidiyordu ancak "taşralı" olarak anılıyordu. Pek arkadaşı yoktu. Sadece Robbie isimli çocukluk arkadaşı vardı. Ancak kitap ilerledikçe Meghan'ın aslında öylesine bir karakter olmadığını, son derece zeki olduğunu anladım ki bu beni çok mutlu etti.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Kitap Fragmanı: Endlessly

Bir de böyle bir köşe yapayım dedim. (Aslına bakarsanız hâlâ isminden emin değilim. Neyse.) Burada gözüme çarpan kitaplar için hazırlanmış fragman/trailerları sizinle paylaşacağım.

Açılışı sevdiğim bir seri olan Paranormal'in son kitabı Endlessly ile yapalım. Yazar Kiersten White'ın eğlenceli anlatımıyla, sıkmadan kendini okutturan genç yetişkinlere yönelik serinin bu üçüncü ve son kitabının gelecek hafta Amerika'da, umarım çok yakında da DEX kalitesiyle Türkiye'de çıkacağını belirtmeden geçmeyeyim.

Bu arada; kapak çok güzel yahu!

Paranormal'in tarafımca yazılmış yorumuna buradan ulaşabilirsiniz.


24 Aralık 2011 Cumartesi

Kitap Yorumu: Zehir Yiyenler ve Diğer Hikayeler - Holly Black


Tanıtım:
Öpücükleri ölümcül, zehirli kızlar... Şeytanla girişilen bir yemek yeme yarışı... Aşk arayışıyla Demirülke'ye geri dönen periler... Manyakça bir Baküs ayinine dönüşen bir mezuniyet balosu... Karanlık fantastiğin usta kalemi Holly Black, tüyleri diken diken eden tuha ıkta, gerilim dozu hiç düşmeyen, beklenmedik bir mizaha sahip on iki öyküyle iyi tanıdığınızı sandığınız fantastik yaratıkları bambaşka bir kılığa büründürüyor. New York Times Çoksatanlar Listesi yazarlarından Holly Black, her zamanki kara üslubuyla okurlara on iki ayrı öykü sunuyor. Black’in hayranları, onun kaleminde alışkın oldukları, sınırları zorlayan, hiç de sevimli olmayan bir fantastik dünyaya Zehir Yiyenler’de yeniden kavuşacaklar.

Yorum:
Holly Black'in tarzını seviyorum!

Kısa hikayelerden bu kadar hoşlanacağımı hiç düşünmezdim. Holly Black'i Beyaz Kedi'de de sevmiştim ama bu küçük hikayeler onu çok daha iyi anlamamı ve kendimle bağdaştırmamı sağladı. Elinize aldığınız anda bitebilecek, masal anlatır gibi bir kitap. Bazı hikayeler gerçek anlamda karanlıktı. Bazıları ise gülümseyerek okuyacağınız derecede eğlenceli. Aslında hepsi hoşuma gitti ancak aralarında öne çıkanlar da oldu elbette.

Soğuk Kasaba'daki En Soğuk Kız: Bir tür vampir hikayesiydi. Matilda'nın "kaybolmuşluğu" hissettirircesine yazılmıştı. Sevdiğim cinsten karanlık bir tarafı vardı.

Talihin Dönüşü: En sevdiklerimden biriydi. Arka kapakta "şeytanla girilen bir yemek yeme yarışı" yazıyor. Hikaye başka türlü özetlenemezdi herhalde. Oldukça eğlenceli ve şaşırtıcıydı.

Gece Pazarı: Perileri okumayı sevdiğimden tam olarak emin değildim. Bu antolojide Black, onlara bolca yer vermişti ve sayesinde tuhaf dünyalarından hoşlandığımı anladım. Bu hikayede onlardan biriydi.

In Vodka Veritas: En eğlencelilerden biri. Baküs ayini nedir bilir misiniz? Peki bir lise balosunda yapılırsa nasıl olur? İçinde barındırdığı Latince cümlelerle beni kendine daha da bağladı.

Kağıt Makası Keser: Kesinlikle favorilerimden biri. İçinden alıntıları araklayıp bir kenara not etmeden duramadım. Benim gibi kitap bağımlıları için okunması şart bir hikaye. 

Zehir Yiyenler: Okuyunca kapağın bu hikayeye ne kadar uygun olduğunu anladım. Tuhaftı, etkileyiciydi ve gerçekten karanlık bir öyküydü. 


Kitaptan Bir Alıntı: 

"Japon şiltesinin üzerinde birlikte kıvrılıp birbirlerine kitap okumalarını anımsadı. Yeni bir kitabı, bir tepeden bungee yaparak atlarkenkine benzer bir korkuyla açtığını gülerek itiraf edişini hatırladı. Muhtemelen kayalara çarpmayacağını biliyordu ama hiç gerçekten emin olamıyordu. Linda anlamıyordu. O korkmadan, olayların nasıl sonuçlandığına aldırmadan okurdu."

Ve son olarak bana bu kitabı hediye olarak yolladıkları için DEX'e teşekkürlerimi gönderiyorum. 
Keyifli okumalar.

Puan: 4


15 Eylül 2011 Perşembe

Neler Okuyorum? (Fever / Ateş Serisi - Karen Marie Moning)

Şu sıralar büyük tavsiyeler üzerine başladığım Karen Marie Moning'in "Fever" yani "Ateş" serisini okuyorum. Ülkemizde ilk iki kitabı Karanlık Ateş ve Kan Ateşi adlarıyla basılan ve üçüncüsü çıkması beklenen serinin beş kitabı yurt dışında çıkıp listeleri salladı bile. Hatta yazar yakın bir zamanda beşinci kitap Shadowfever'la son bulması beklenen seriye 2 ek kitap daha yazacağını açıkladı. Üstelik "Fever World" diye adlandırdığı büyük ihtimalle yan karakterleri ele alan yeni bir serinin hazırlıklarına da girişti. Tabii ben yayınevinin çok bekletme felsefesini reddetip kitapları İngilizce olarak art arda okuyorum. 

Bu satırları yazarken 3. kitap Faefever'ı okuyor olduğumu belirtmek isterim. Hatta kendimi kitaptan alıkoyup buraya yazmaya zorlamak için fazla çaba sarfettim. Eğer yeterli zamanı bulursam serinin tamamını kapsayan doyurucu bir yorumla burada olacağım.  Yine de merak edenler için; paranormal-aşk sevenler için harika bir seçenek olduğunu belirtmeyi bir borç bilirim. Vampirler, kurtadamlardan sıkıldıysanız ya da onları da seviyorum ama daha farklı bir seri arıyorum diyorsanuz buyurun Fever serisi sizi bekliyor. 

Gizemli karakterleri ve harika kurgusuyla günlerdir içinde boğulduğum bir dünya. İnsanda sürekli okuma isteği uyandırıyor. Şimdiden favori serilerim arasında üst sıralara yerleşti bile.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Kitap Yorumu: Paranormal - Kiersten White




Yeni bir Young-Adultla daha buradayım. Bu defa tüm doğaüstü yaratıkları bünyesinde barındıran bir kitap var elimizde. Vampirler, kurtadamlar, periler, cadılar, şekil değiştiriciler ve bilip bilmediğimiz bir sürü paranormal yaratık. İşte kahramanımız Evie bu yaratıkları dizginlemek için kurulmuş Uluslararası Paranormal Tecrit Ajansı'nda (UPTA) çalışıyor. Onları öldürdüğünü zannetmeyin. Kanunları uyguluyor demek daha doğru bir tabir olur. Paranormalleri işaretleyip yargılanmaları için gönderiyor. Ama aslında Evie de normal bir kız sayılmaz. Onun da pek insanımsı olmayan bir yeteneği var: Paranormallerin sihirli kılıklarının ardındaki gerçek kılıklarını görebiliyor. Mesela, bir vampirin mükemmel görünümü altında yatan büzüşmüş cesedi görebiliyor.
Evie hakkında birkaç bilgi daha verelim. On altı yaşında ve hayatını Merkez adını verdikleri UPTAnın ana biriminde geçirmiş. Üç yaşlarındayken sokak ortasında yapayalnız bulunmuş ve yeteneği fark edilince UPTAnın koruması altına alınmış. Elbette her genç kız gibi olmak istiyor ama bu konuda umutlu olduğu söylenemez.

Evie, bir gün merkezde tuhaf bir olayla karşılaşıyor. Merkeze gizlice girmiş ve ne istediğini bir türlü söylemeyen şekil değiştirici Lend'le tanışıyor. Çocuğun gizemli ama sıcakkanlı hali ve sihirli kılığının altında gördüğü gerçek yüzü Evie'yi etkiliyor. Bir süre boyunca tuhaf bir arkadaşlıkla kaynaşıyorlar. Bu arada Evie'nin peri eski erkek arkadaşı Reth'i ve en yakın arkadaşı olan denizkızı Lish'i de unutmamak gerek. Reth kızın peşini bir türlü rahat bırakmıyor. Ve istediği sadece Evie'nin aşkı da değil.

Yazar Kiersten White, sevimli mi sevimli bir o kadar da heyecanlı bir kitap yazmış. Karakterler hemen ısınılacak türden. Kötü, havalı çocuk tavırlarında ortalıkta dolanan Reth ve iyi ve mütevazi çocuk Lend gibi... Ve oldukça da şaşırtıcı. Şu anda söylemek istemediği bir durum var ki kitapta farklılığıyla beni cezbetti. Şu kadarını söyleyebilirim sanırım: Evie'nin aslında olduğu şeye şaşıracaksınız.

Paranormal kısa bir kitap ve tadını damağınızda bırakıyor. Sıkılmadan okuyacağınıza inanıyorum. Yok eğer doymam derseniz ikinci kitap Supernatural'i beklemeniz gerekecek. Ama o da henüz yazılma aşamasında. Kısacası, Paranormal dünyaya adımınızı atmakta tereddüt etmeyin derim.

Öptüm. Biiiiip.

Puan: 4


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...