gena showalter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gena showalter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2012 Pazartesi

Kitap Fragmanı: Alice in Zombieland

Lords of the Underworld/Karanlığın Efendileri serisiyle çok sevilen Gena Showalter'ın farklı bir türe yönelip genç yetişkin dalında yazdığı yeni kitabı Alice in Zombieland çıktı!

Alice in Zombieland, adından da anlaşılacağı gibi Alice in Wonderland/Alice Harikalar Diyarında'nın distopyaya dönüştürülmüş bir uyarlaması.

"Her bir yürüyen cesedi mezarlarına gönderene kadar rahata eremeyecekti. Sonsuza kadar."

Bildiğimiz tatlı Alice'in zombilerle dolu bir dünyada hayatta kalma mücadelesini okumaya var mısınız?

İşte Alice in Zombieland için hazırlanmış kitap fragmanı:


20 Ağustos 2012 Pazartesi

Çıksa da Okusak! #2

Eh, bir Kitap Hayvanı için okunacak kitap asla bitmez! Daha önceki Çıksa da Okusak yazımın devamının gelmesi kaçınılmazdı bu yüzden. Ve işte yine huzurlarınızdayım...

İlk Çıksa da Okusak yazım burada.

Çıkmasını beklediğim kitapların Türkçe ya da İngilizce edisyonlarının kapak görsellerine ve varsa çıkış tarihlerine bir daha göz gezdirelim!







4 Ağustos 2012 Cumartesi

Kitap Yorumu: En Karanlık Gece - Gena Showalter



Gena Showalter müthiş bir kitap yazmış!

Hakikaten kurgu, karakterler muhteşemdi. Sonunun nasıl olacağını biliyorum derken aniden olayların gidişatına şaşırıp kalabiliyordunuz.  İçinde Yunan Mitolojisi barındıran, yetişkinlere yönelik fantastik bir roman En Karanlık Gece.

Karanlığın Efendileri, Tanrılar tarafından yaratılmıştır. Yüzyıllar önce dimOuniak isimli içinde en beter iblisleri barındıran kutuyu korumakla görevliyken kutunun açılmasını, böylece iblislerin serbest kalmasını sağladıkları için lanetlenmişlerdir. Her birinin içine iblislerden biri yerleştirilmiştir. Maddox'a Şiddet iblisi, Lucien'e Ölüm, Reyes'e Acı, Aeron'a Gazap, Torin'e Hastalık ve Paris'e Şehvet... Tanrıların gazabı bununla da kalmamış kutuyu korumak için görevlendirilen Pandora'yı öldürdüğü için Maddox'a bir lanet daha verilmiştir; her gece aynen Pandora'nın öldüğü biçimde ölüp, sabah yeniden hayata dönmek zorundadır. Altı kere bıçaklanarak ve acı içinde...

Lords of the Underworld (Türkçe adıyla Karanlığın Efendileri) Budapeşte'de her şeyden uzakta bir kalede yaşamlarını sürdürürken onları öldürmek isteyen Avcıların kalelerine yaklaştığını fark ederler. Avcıların büyük ihtimalle yem olarak kullanılacak bir kadın gönderdikleri fikrine kapılırlar. Maddox, kadını bulmak ve gerekirse öldürmek için ormana gittiğinde kız, ona yanında kalması gerektiğini söyler. Kız, yani Ashlyn, çocukluğundan beri kafasının içinde sesler duyuyordur ama mecazi anlamda değil. Ancak Maddox'la karşılaştığında tüm sesler susmuştur. Zaten Budapeşte'ye sesleri susturabilecek paranormal bir yaratık aramaya gelen Ashlyn minnetle Maddox'a tutunur.

Maddox dışındaki "Lordlar" da birbirinden farklı ve enteresandı. Özellikle Reyes'in hikayesini okumak için can atıyorum. Kendisine acı vermekten zevk alan Reyes, bakalım Danika'yla ne yapacak. 

Maddox'un içinde Şiddet iblisini Ashlyn için bastırmaya çalışması ve giderek kadına bağlanması çok hoştu. Ashlyn'in kitabın sonlarına doğru yaptığı fedakarlık ise akıllara durgunluk verir cinstendi.

Kısacası son derece etkileyici ve akıcı bir kitap. "Ee, o zaman niye 4 puan verdin?" diye soracak olursanız; diğer kitaplarda Gena'nın çok daha muhteşem şeyler yapacağını öngördüğümden verdim. Buna 5 verirsem, daha iyilerine ne veririm o zaman diye düşündüm. :D

Okuyunuz, okutunuz efendim...

Puan: 4


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...