8 Mayıs 2011 Pazar
Kitap Yorumu: Hale - Alexandra Adornetto
Hale bana göre kendi türünde başarılı ama ne yazıkki eksikleri olan bir roman. Bunu yazarın henüz on sekizinde olmasına bağlayabiliriz sanırım. Yine de sıkılmadan okunabilecek türde bir eseri. Bana daha çok insanları yerine melekleri konu edinmiş tatlı bir aşk romanını çağrıştırdı. Zaten kitabın büyük kısmını melek olan Bethany ve insan çocuk Xaiver'in aşkı kaplıyor.
Kısaca konuya değinecek olursak: Bethany, Ivy ve Gabriel Cennet'ten görev için gönderilen üç melek. Venüs Koyu adında küçük bir kasabayı kötü güçlerden korumak için buraya gönderilmişler. Bethany aralarında en tecrübesizi. Dünya'ya ilk gelişi ve insan türüne karşı farklı bir çekim duyuyor. Kardeşleri kasabadaki işlerle uğraşırken o, okula gidip yeteneğini ve dünyaya gönderilmesindeki asıl amacı anlamaya çalışıyor. Aynı zamanda insan hayatına alışmaya çabalarken birden kendini okul kaptanı Xaiver Woods'dan hoşlanırken buluyor. Xaiver'den aşırı derecede etkilenen Bethany'nin duyguları elbetteki karşılıksız değil. Yakın bir zamanda kız arkadaşının ölümüyle sarsılan kalbi kırık oğlumuz da Beth'in saflığından ve farklılığından hoşlanıyor. Ve ikili sonunda bir araya geliyorlar. Elbette her doğaüstü yaratık ve insan aşkı örneğinde gördüğümüz gibi bir süre sonra Bethany çok sevdiği erkek arkadaşı Xaiver'e bir melek olduğunu anlatması gerektiğine karar veriyor. Ama özellikle bir başmelek olan Gabriel'in vereceği tepkiden çekiniyor ve Cennet'in kurallarına karşı gelmiş olacağını da biliyor. Her şeye rağmen bir plaj partisi sırasında Xaiver'e tüm olağanüstülüklerini -kumda ayak izi bırakmaması, göbek deliği olmaması ve kanatları gibi- göstererek ona bir melek olduğunu kanıtlıyor. Hikayenin bundan sonraki kısmı biraz daha durgunlaşıyor. Meleklerin günlük hayata tutunma ve iyilik yapma çabaları geniş yer buluyor. Ta ki okula yeni bir çocuk gelene kadar. Karanlık bir cazibeye sahip bu gencin adı Jake Thorn ve tahmin edeceğiniz gibi o da bir iblis. Mezuniyet balosundan önce Xaiver'in sakatlanması sonucu Beth, Jake'le baloya gitmek zorunda kalıyor ve olanlar oluyor. Yalnız kaldıkları anda Jake Beth'i öpmeye çalışıp karşılık bulamayınca da onu tehdit edince Beth yavaş yavaş bir şeyleri anlamaya başlıyor.
Kitapta ağırlık verilmiş teme olan aşktan sonra klasik kötülük-iyilik savaşı ikinci sırada yer alıyor. Yine de şu ana kadar okuduğum az sayıdaki melek kitapları arasında konu olarak en farklı olanı. Bunu düşmüş melekleri değil de görev için dünyaya gönderilmiş melekleri ele almasına bağlayabiliriz sanırım. Hale'yi büyük beklentiler içindeyseniz almanızı önermem. Çünkü dört dörtlük bir kitap değil. Özellikle aksiyon sahneleri çok kısa tutulmuş. Ama ben yazar Alexandra'nın kendini geliştirdikçe daha iyi şeyler başarabileceğine inanıyorum.
Kısacası, güzel zaman geçirilebilecek, sevimli ve rahatlatıcı bir kitap. Okuyup okumamak ise size kalmış. "Okumazsam çok şey kaybeder miyim?" diye soruyorsanız ise cevap "hayır".
Keyifli okumalar.
Puan: 2
Etiketler:
alexandra adornetto
,
genç yetişkin
,
hale
,
halo
,
kitap yorumu
,
melek
,
pegasus yayınları
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Kitap Yorumu: Linger - Maggie Stiefvater
Bundan sonrası spoiler içermektedir. İçerik hakkında bilgi istemeyenlerin okumaması tavsiyemdir.
İlk kitabın sonunda Sam insan olarak geri dönmüştü. Ve Sam ve Grace'in aşkları için yepyeni bir umut doğmuştu. İkinci kitap ise, ilkinden daha melankolik ve bilinmemezliklerle dolu bir havada geçiyor. Sam kitaçıda çalışmaya devam ediyor ve kışın son günleri yaşanırken yeni tedavisinin de etkisiyle hala insan formunda. Yan karakterlerden olan Isabel Culpeper bu kitapta biraz daha öne çıkmış ve yazar Sam ve Grace'in yanında onun bakış açısını da eklemiş. Ve bir de yeni kurdumuz Cole'un.
Cole St. Clair bir rock grubunda çalıyor. Ve müzik konusunda olduğu kadar bilimde de en az bir bilim adamı olan babası kadar yetenekli. Cole, avare bir hayat sürerken kendi isteğiyle Beck tarafından dönüştürülüyor ve daha dönüşümünün ilk aşamalarında olduğu için kurt ve insan formu arasında gidip geliyor. Tesadüf eseri Isabel'in evine giriyor ve abisinin ölümü yüzünden hala kendini toplarlayamamış olan Isabel ile tanışmaları ile yakınlaşmaları bir oluyor. Daha sonra Beck ve diğer kurtların evine sığınıyor ve burada da Sam'le karşılaşıyor.
Bu sırada da Grace de normal hayatı ve Sam'le olan ilişkisini dengede tutmaya çalışıyor. Ama sürekli baş ağrıları ve ateş nöbetleri onu endişelendiriyor. Yakınlarına bu durumu belli etmemeye çalışsa da içindeki kurdun canlandığını hissediyor. Aynı zamanda Isabel'le ormanda burnu kanamış bir kurt cesedi buluyorlar. Bu durumu da düşünmeden edemiyor.
Sam yine geceleri Grace'in odasında uyumaya devam ederken bir gün Grace'in bir ateş nöbeti sırasında ailesi ikisini fark ediyor ve asıl çile de burada başlıyor. Genelde kızlarına karşı aşırı ilgisiz olan Brisbane'ler bir anda ilgili anne-baba oluverip Sam'i kızlarından uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bu yüzden birbirlerine deli gibi aşık ikili uzun bir süre görüşemiyorlar. Ve hastaneye kaldırılan Grace'e doktorlar grip teşhisi koyuyorlar.
Sam ise Cole'la uğraşmaya devam ediyor. Hem Beck'in neden onun gibi ünlü birini kurda dönüştürdüğüne hem de Cole'un neden bunu istediğine anlam vermeye çalışıyor. İlkbahar gelirken binbir zorlukla Grace'in Sam'e doğumgününde hediye ettiği stüdyo kaydı için ikili buluşma imkanı buluyorlar. Sam'in yazdığı harika şarkılar da tabii ki kitapta yerini alıyor. Kitabın sonlarına yaklaşırken Grace'in hastalığının giderek nüksettiğini görüyoruz. En son kendinden geçerek neredeyse ölümün eşiğine gelen kıza çare bulmaya karar veren elbette Sam oluyor. Sonunda, Grace'in ısırıldıktan sonra arabada unutulup deyim yerindeyse pişmesiyle iyileştiğini zannettikleri şeyin aslında onu yavaş yavaş öldürdüğünü anlıyorlar. Ve Cole'u zekasını kullanmasını tetikleyerek Cole, Isabel ve Sam Grace'in ancak yeniden kurt kanını almasıyla yaşayacağına karar veriyorlar. Bu işi üstlenen Cole oluyor ve kitabın sonunda Grace kurda dönüşüp ormanın içine doğru koşarken Sam arkasından bakakalan oluyor.
Kendisinin de sonunun ölüm olacağını bilmesine rağmen Sam, Grace'i kurtluktan kurtaracak çözümü bulmakta kararlı. Üçüncü kitap Forever da bu durum üzerinde yoğunlaşacağa benziyor. Ve Mercy Falls Kurtları'nın dünyasına yeniden girmek için yazı beklemek zorundayız çünkü Forever yurtdışında Temmuz ayında çıkacak.
Bana göre Linger tıpkı Shiver gibi kaçırılmaması gerek bir kitap ve Maggie de hala favori yazarlarım arasında. Sam ve Grace'in kurtulma çabalarının nasıl sonuçlanacağını heyecanla bekliyorum. Bu yazıyı da yazarın hazırladığı ve müziklerini yaptığı trailerla bitiriyorum. Keyifli okumalar...
Puan: 5
Etiketler:
genç yetişkin
,
kitap yorumu
,
kurt
,
kurtadam
,
linger
,
maggie stiefvater
,
shiver
,
the wolves of mercy falls
,
ürperti
,
werewolf
29 Nisan 2011 Cuma
Kitap Yorumu: Sığınak - Kristi Cook
Hikayemiz, on altı yaşındaki Violet'ın Winterhaven adlı yeni bir yatılı okula kayıt olmasıyla başlıyor. Violet, annesini küçükken bir gazeteci olan babasını da yakın bir zamanda kaybetmiş. Üvey annesi iş için taşınınca da bu okula karşı bir çekim hissedip oraya gitmeyi tercih ediyor. Winterhaven'da kendini oldukça rahat ve olması gerektiği gibi hisseden kızımız okulunu iyice benimsiyor. Bu sırada da buranın normal bir okul olmadığını öğreniyor. Özel yetenekli çocukların bir nevi sığınağı olduğunu öğrenince Violet, onun da geleceği görme gücü var, okuluna daha bir alışıyor. Bir yandan da sınıfındaki Aidan adında bir çocuğa karşı ilgi duymaya başlıyor. Okuldaki her bir kızın hayran olduğu ama kimsenin ulaşamadığı bu çocuk da elbetteki normal değil. Violet bir hafta sonu içgüdülerinin yardımıyla onu takip etmesi sonucu, Aidan'ın bir vampir olduğunu anlıyor. Yüz yaşından fazla olan ve gerçekten hoşlandığı bu çocuktan doğal olarak korkuyor ama garip bir biçimde de ondan vazgeçemiyor. Violet'ın Aidan'ın kimliğini kabullenmesiyle onun birçok sırrına da erişmiş oluyor. Aidan vampirliğinin tedavisini bulmak için bir tedavi geliştirmeye çalışıyor. Ve sırlar bunlarla da sınırlı değil. İkisi birlikte Violet'in aynı zamanda bir vampir avcısı -Sabbat- olduğunu öğreniyorlar.
Kitap bazı farklı yönleriyle insanı şaşırtsa da unutulmayacak kitaplardan değil. Dediğim gibi boş zaman geçirmek için ideal. Ve fazla aksiyon sahnesi de yok. Eğer vampirleri çok seviyor aynı zamanda da Winterhaven'daki psişik güçleri olanlardan telapatlara, şekil değiştiricilerden likantroplara kadar uzanan geniş doğaüstü güç çeşitliliğin içine girmek istiyorsanız okuyun derim.
Keyifli okumalar...
Puan: 3
Etiketler:
arunas yayınları
,
genç yetişkin
,
haven
,
kitap yorumu
,
kristi cook
,
sığınak
,
vampirler
,
winterhaven
25 Nisan 2011 Pazartesi
Kitap Yorumu: Gece Avcısı Serisi - Jeaniene Frost
Sizi Kedicik'le tanıştırayım. Asıl adı Catherine Crawfield. Kendisine "Cat" denilmesinden hoşlanıyor ve o bir vampir avcısı. Seksi kızılımız Cat'in bir vampir olan babası annesine tecavüz etmiş ve yarı-vampir Cat dünyaya gelmiş. Vampirlere has birçok özelliği bünyesinde barındıran asabi kızımız bunun aksine vampirlerden nefret ediyor ve onları -cazibesini de kullanarak- avlıyor.
Şu ana kadar Türkiye'de serinin dört kitabı çıktı: Mezarla Randevu, Tek Ayağı Mezarda, Mezarın Dibinde ve Mezara Mahkum. Ben henüz ilk iki kitabını okuyabildim ama çok sevdiğimi söylemek isterim. İlk kitap Mezarla Randevu'da Cat, kendi başına biraz da acemice vampirleri öldürüp annesinin intikamını alıyor. Ve bir avı sırasında hiç de beklemediği biriyle karşılaşıyor. Barda tanıştığı vampiri kandırıp öldürmek için ıssız bir yere götürüyor. Vampir, beklediğinden daha dişli çıkıyor ve Cat'i bayıltıp yaşadığı mağaraya götürüyor.
Vampirimiz -adı Bones- düşmanlarından biri sandığı için Cat'i sorguya çekiyor. Kızın böyle bir niyeti olmadığını anlayınca onunla bir anlaşma yapmaya karar veriyor. Kendisi de bir vampir avcısı olan Bones, Cat'e beraber çalışma teklifinde buluyor. Eh, var bunun içinde bir iş dediğinizi duyar gibiyim. Vampir bir vampir avcısı neden amatör bir kızı yanında istesin değil mi? Okuyup görmenizi tavsiye ederim. Dönelim konumuza... Derken Cat ve yakışıklı vampir Bones arasında bir çekim oluşmaya başlıyor. Bones, kıza vampir avlamanın sırlarını öğretirken aralarındaki bu çekim git gide artıyor. Kitap heyecan yüklü ve buram buram aşk kokuyor. Hem de öyle böyle değil. Yazarımız aşkın fiziksel boyutlarını da ele aldığı için 18 yaşından küçüklerin pek yanaşmamasını tavsiye ederim. Ama ilk kitabın sonu oldukça üzücü bitiyor.
İkinci kitap Tek Ayağı Mezarda'da ateşli çiftimiz uzun bir ayrılık döneminden sonra tekrar bir araya geliyor. Bu arada Cat olağanüstü yaratıkları avlayan bir FBI biriminde işe başlamış ve Bones'tan öğrendikleriyle kendini işinde oldukça geliştirmiş. İkinci kitap da ilki kadar aksiyon ve romantizm dolu.
Kısacası ben seriyi çok sevdim. 'Vampirlerden gına geldi' diyenlere bile kendini sevdirebiliyor. Cat ve Bones'un dünyası sizi içine hapsediyor. Üstelik oldukça eğlenceli diyaloglar içeriyor. Paranormal ve aşkı birlikte okumak istiyorum diyorsanız Gece Avcısı serisi mükemmel bir seçim olacaktır.
Keyifli okumalar.
Puan: 5
Etiketler:
artemis yayınları
,
bones
,
gece avcısı
,
jeaniene frost
,
kedicik
,
kitap yorumu
,
mezarla randevu
,
tek ayağı mezarda
,
yetişkin
Ne okuyorum, ne okuyacağım?
Okumaktayım:
Eldest - Christopher Paolini
Sıradakiler:
Sığınak - Kristi Cook
Hale - Alexandra Adornetto
Bir Sylar deyimi "I'm back!"
Bu yazıya başlamadan önce sevgili internet sansürcülerine en içten saygılarımı ve öpücüklerimi gönderiyorum. Evet neredeyse aylardır Blogspot, buna bağlı olarak da bu blog kapalı kaldı. Evet, bu sırada onlarca kitap okudum hiçbirini gönlümce yorumlayamadım içimde kaldı. Ve evet, intikamım çok acı olacak.
Şu anda tek temennim bir daha böyle bir olayın olmaması. Ve kara kara bu açığı nasıl kapatacağımı düşünüyorum. Ben yorumun taze taze yapılmasından yanayım. Kitabın sizde bıraktığı o etkiyi direkt yazıya aktarma taraftarıyım. Şimdi büyük bir boşluğa düştüm ama bu uzun zaman diliminde okuduğum ve hala aklımda kalmış kitapları yorumlamaya çalışacağım. Umarım başarabilirim.
Bana kolay gelsin o halde.
Şu anda tek temennim bir daha böyle bir olayın olmaması. Ve kara kara bu açığı nasıl kapatacağımı düşünüyorum. Ben yorumun taze taze yapılmasından yanayım. Kitabın sizde bıraktığı o etkiyi direkt yazıya aktarma taraftarıyım. Şimdi büyük bir boşluğa düştüm ama bu uzun zaman diliminde okuduğum ve hala aklımda kalmış kitapları yorumlamaya çalışacağım. Umarım başarabilirim.
Bana kolay gelsin o halde.
28 Şubat 2011 Pazartesi
Kitap Yorumu: Paranormal - Kiersten White
Yeni bir Young-Adultla daha buradayım. Bu defa tüm doğaüstü yaratıkları bünyesinde barındıran bir kitap var elimizde. Vampirler, kurtadamlar, periler, cadılar, şekil değiştiriciler ve bilip bilmediğimiz bir sürü paranormal yaratık. İşte kahramanımız Evie bu yaratıkları dizginlemek için kurulmuş Uluslararası Paranormal Tecrit Ajansı'nda (UPTA) çalışıyor. Onları öldürdüğünü zannetmeyin. Kanunları uyguluyor demek daha doğru bir tabir olur. Paranormalleri işaretleyip yargılanmaları için gönderiyor. Ama aslında Evie de normal bir kız sayılmaz. Onun da pek insanımsı olmayan bir yeteneği var: Paranormallerin sihirli kılıklarının ardındaki gerçek kılıklarını görebiliyor. Mesela, bir vampirin mükemmel görünümü altında yatan büzüşmüş cesedi görebiliyor.
Evie hakkında birkaç bilgi daha verelim. On altı yaşında ve hayatını Merkez adını verdikleri UPTAnın ana biriminde geçirmiş. Üç yaşlarındayken sokak ortasında yapayalnız bulunmuş ve yeteneği fark edilince UPTAnın koruması altına alınmış. Elbette her genç kız gibi olmak istiyor ama bu konuda umutlu olduğu söylenemez.
Evie, bir gün merkezde tuhaf bir olayla karşılaşıyor. Merkeze gizlice girmiş ve ne istediğini bir türlü söylemeyen şekil değiştirici Lend'le tanışıyor. Çocuğun gizemli ama sıcakkanlı hali ve sihirli kılığının altında gördüğü gerçek yüzü Evie'yi etkiliyor. Bir süre boyunca tuhaf bir arkadaşlıkla kaynaşıyorlar. Bu arada Evie'nin peri eski erkek arkadaşı Reth'i ve en yakın arkadaşı olan denizkızı Lish'i de unutmamak gerek. Reth kızın peşini bir türlü rahat bırakmıyor. Ve istediği sadece Evie'nin aşkı da değil.
Yazar Kiersten White, sevimli mi sevimli bir o kadar da heyecanlı bir kitap yazmış. Karakterler hemen ısınılacak türden. Kötü, havalı çocuk tavırlarında ortalıkta dolanan Reth ve iyi ve mütevazi çocuk Lend gibi... Ve oldukça da şaşırtıcı. Şu anda söylemek istemediği bir durum var ki kitapta farklılığıyla beni cezbetti. Şu kadarını söyleyebilirim sanırım: Evie'nin aslında olduğu şeye şaşıracaksınız.
Paranormal kısa bir kitap ve tadını damağınızda bırakıyor. Sıkılmadan okuyacağınıza inanıyorum. Yok eğer doymam derseniz ikinci kitap Supernatural'i beklemeniz gerekecek. Ama o da henüz yazılma aşamasında. Kısacası, Paranormal dünyaya adımınızı atmakta tereddüt etmeyin derim.
Öptüm. Biiiiip.
Puan: 4
Etiketler:
dex
,
genç yetişkin
,
kiersten white
,
kitap yorumu
,
kurtadam
,
paranormal
,
paranormalcy
,
periler
,
vampirler
21 Şubat 2011 Pazartesi
Ne okuyorum, ne okuyacağım?
Okumaktayım:
Paranormal (Paranormal #1) - Kiersten White
Sıradakiler:
Evrenin Ötesi - Beth Revis
Serseri (Dönüşüm #1) - Rachel Vincent
Kitap Yorumu: Siyah - Ted Dekker
Yeşil'den sonra şimdi de Siyah'la karşınızdayım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki Yeşil'in kafa karışıklığı, anlamak için harcanan çabalar bu kitapta yok. Siyah Çember serisinin ilk kitabı ve seriye iyice ısınmamı sağladı. Eğer seriye nereden başlasam diye düşünüyorsanız kesinlikle Siyah derim. Yeşil'i üç kitap da bittikten sonra okuyun. Yavaş yavaş genel yoruma geçeyim ama önce tanıtım:
Dünyadaki en güçlü adam olmayı düşleyen multimilyarder Valborg Svensson, bunu şiddetle arzulamaktadır. Amacına ulaşabilmek için özel bir aşı haricinde hiçbir şekilde kurtuluşu olmayan bir virüs yaratır. Bu virüs, 3 hafta içerisinde bulaşan kişiyi öldürecektir ve Valborg, bu silahı ona boyun eğmeyen her millet üzerinde kullanmaya hazırdır… Valborg’a boyun eğenler içinse durum elbette farklı olacaktır.
Thomas Hunter ise Valborg’un küresel terörizm planlarını öğrenir ve bu aşının kontrolünü ele geçirmeye çalışırken başı derde girer. Hunter, ıssız ara sokaklarda suikastçılardan ucu ucuna kaçarak, bir binanın çatısına sığınır. Sonra gecenin içinden çıkan sessiz bir kurşun kafasına isabet eder… Ve dünyası kararır.
Karanlığın içinden, kötülüğün kol gezdiği başka bir dünyaya ait şaşırtıcı bir gerçeklik çıkar: Thomas Hunter’ın güzel bir kadına âşık olduğu bir dünya... Ancak uzanıp da kafasındaki kana dokunduğunda, rüyasında bir ara sokakta kovalandığını hatırlar.
Rüya nerede son buluyor, gerçek nerede başlıyor? Ne zaman bir dünyada uykuya dalsa, diğerinde uyanıyor ve her ikisinde de onu bir felaket bekliyor… Hatta belki de kendisinin sebep olduğu bir felaket.
Bazı insanlar dünyanın dengesinin, yaptığımız seçimlere bağlı olduğunu söyler. Şimdi iki dünyanın kaderi de tek bir adamın seçimlerine bağlı.
Bir tıbbi gerilim romanı tadında başlayan Siyah, rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği, soluksuz okuyacağınız bir esere dönüşüyor.
Hikayemiz Thomas Hunter'ın birkaç yasa dışı işten sonra ablasıyla Denver'a kaçması orada hayatını düzene sokma çabalarıyla başlıyor. Ama istediği olmuyor ve borçlandığı bir çete tarafından sokak arasında vuruluyor. Thomas öldüğünü sanarken bir rüyaya dalıyor. Rüyada yepyeni bir dünyayla karşılaşıyor. Rüyasında yaşadığını sandığı Renkli Orman onu cezbediyor ve karşılaştığı türünün Roush olduğunu söyleyen beyaz, tüylü bir yarası onun muhtemelen hafızasını kaybettiğini söyler. Thomas buna inanır ama uyuduğunda yine Denver'da uyanıyordur. Hangi dünyanın gerçek olduğunu karar veremiyordur, kız kardeşi de Thomas için endişelidir.Thomas iki dünya arasında gidip gelirken hem hangisinin asıl yaşamı olduğuna hem de başına gelenlere anlam vermeye çalışır. Renkli Orman'da aşık olduğuna inandığı kız da cabası...
Kitap şaşırtıcı, heyecanlı ve etkileyici. Ted Dekker'ı yazar olarak ne kadar benimsediğimi söylemekten bıkmayacağım sanırım. Çember serisinin farklı dünyasına girmenizi öneririm. İkinci kitap Kırmızı'nın Nisanda çıkacağını söylemeyi de unutmayayım.
Keyifli okumalar...
Puan: 4
Etiketler:
Çember
,
kitap yorumu
,
siyah
,
Ted Dekker
,
thomas hunter
30 Ocak 2011 Pazar
Kitap Yorumu: Fısıltı - Becca Fitzpatrick
Yine kendimi tutamadım ve bir Young Adult kitabına daha vurdum kendimi. Aslında seviyorum ne yalan söyleyeyim. Bazıları çileden çıkarıyor ama bu kitaplardaki harika karakterleri gerçekten varmış gibi düşünmek, hissetmek insana huzur veriyor.
“Bütün sınıf arkadaşlarımın isimlerini biliyordum… biri hariç. Yeni öğrenci… Arkamdaki sırada, serinkanlı siyah gözleri karşıya sabitlenmiş bir hâlde kaykılmış oturuyordu…
Siyah gözleri beni âdeta delip geçiyordu. Dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrıldı. Kalbim bir an tekler gibi oldu ve o bir anlık duraksamada, kasvetli bir karanlık duygusunun bir gölge gibi üzerime örtüldüğünü hissettim. Bu duygunun kaybolması sadece bir an sürdü, ama ben hâlâ ona bakıyordum. Gülümsemesi dostça değildi, bela kelimesini heceleyen bir gülümsemeydi. Ve vaat doluydu.”
Diyor Nora tanıtım yazısında. Nora Grey. On altı yaşındaki, erkeklerle arası pek iyi olmayan lise öğrencisi. Babasını yakın bir zamanda kaybetmiş ve annesiyle birlikte Coldwater'a uzak bir çiftlik evinde yaşıyor. Arkadaşı Vee'yle canlanan sıradan bir hayatı var. Bundan sonraki cümleyi tahmin ediyorsunuz sanırım: Patch'le tanışana kadar. Patch Cipriano, Nora'nın yeni biyoloji partneri oluyor ve kızın hayatına aniden sızıveriyor. Simsiyah gözleri ve saçları, uzun, kaslı vücudu ve tüm yakışıklılığıyla Nora'yı büyülüyor. Kızımız Patch'in gizemli bir o kadar da karanlık kişiliğinden ürkse de ondan uzak kalamıyor ve bir şekilde yolları hep kesişiyor. Birkaç ürkütücü deneyimden sonra Patch'e olan korkusu ve ilgisi giderek artıyor. Kitabın içeriğiyle ilgili fazla detaya girmeyeceğim.
Kapak ve tanıtımdan da anlayacağınız gibi romanımız Düşmüş Melekleri konu alıyor. Klasik insan-doğaüstü varlık aşkı diyebilirsiniz. Ama ben kitabı farklı buldum ve çok sevdim. Öncelikle Patch'in kötü çocuk olmasının beni etkilediğini inkar edemem. (N'apayım kötü adam sevdamın önüne geçemiyorum) Bunun yanında okurken uzun zamandır bir kitabı okurken gülmediğimi fark ettim. Kitap bazı yerlerde beni gülümsetti, bazı yerlerde ise kahkaha attırdı. Son bölümler ise nefes kesecek kadar heyecanlıydı. Tüm bunlar için bile okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kısa yorumum:
Eğlenceli, ürkütücü ve baştan çıkarıcı. -Darkshadow
Ve durun daha bitmedi... Serinin ikinci kitabı Crescendo da yolda ve yazar kısa bir süre önce üçüncü kitabın -Silence- olacağını Hush, Hush serisinin son kitabının bu olacağını açıkladı. Söylemeden geçmeyeyim; Türkiye'de uzun zamandır görmediğimiz ciltli kapakla yayınlandı ve insanı kendine hayran bırakacak kadar mükemmel duruyor.
Yeni bir yorumda görüşmek üzere...
Puan: 4
Etiketler:
becca fitzpatrick
,
düşmüş melek
,
fallen angel
,
fısıltı
,
genç yetişkin
,
hush hush
,
kitap yorumu
,
melek
,
pegasus yayınları
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)









