the maze runner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
the maze runner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2014 Salı

Kitap Yorumu: The Scorch Trials - James Dashner


The Scorch Trials, The Maze Runner (Labirent: Ölümcül Kaçış) serisinin ikinci kitabı olup, Labirent: Alev Deneyleri adıyla Pegasus Yayınları’ndan Türkçe olarak yayımlanmıştır. Kitabı İngilizce olarak okuduğum için orijinal adını kullanmayı tercih ettim. Ayrıca seriyi yine orijinal dilinde takip ettiğim için bazı terimlerin Türkçe çevirisindeki karşılıklarını bilmiyor olabilirim. Karışıklık olmaması için başlangıçta böylece belirtme gereği duydum.

The Maze Runner’ı okuyalı bir yıl geçti. Belki de daha fazla. Ancak filmini izleyeli ancak birkaç ay oldu. Aslında unuttuğuma emindim kitapla ilgili birçok şeyi, fakat film imdadıma koşunca ikinci kitabı okumanın zamanın geldiğini anladım.

Büyük bir heyecanla başlamıştım The Scorch Trials’a. Ne olacaktı? WICKED daha neler yapacaktı? Sevdiğim karakterlere bir şey olacak mıydı? Böyle düşüne düşüne kendimi kitabın içinde buldum. Heyecanımı körükleyici bir başlangıç da yaptı. Her şey yine gizemliydi, olaylar yine dur durak bilmiyordu. Ama sonra okul dolayısıyla araya başka ödevler, kitaplar sokmak durumunda kaldım. Otobüste gelip giderken okurum dedim ama hep ayakta tıkış tıkış kaldım. Oturduğumda da gözümü açamayacak durumda oldum. Böyle bir sürü sebepten dolayı kitabı bayağı ertelemek durumunda kaldım. Bu da benim kitaba olan bağlılığımı ve ona duyduğum heyecanı etkiledi dolayısıyla.

Yazının bundan sonrası azıcık ucundan spoiler niteliği taşıyabilir!


25 Temmuz 2013 Perşembe

Kitap Yorumu: The Maze Runner - James Dashner


The Maze Runner, Maze Runner üçlemesinin ilk kitabı. Kitap genç yetişkin, distopya kategorilerinin öne çıkan bir örneğiydi ve uzun zamandır okumak istiyordum. James Dashner'in çok okunan ve aynı zamanda yakında beyazperdede olacak olan kitabını inceleyeceğim/yorumlayacağım ben de sizin için.

Öncelikle kitabın distopik olması ilgimi en fazla çeken özelliği oldu. Ve sırf bu sebepten tanıtım yazısını bile doğru düzgün okumadan başladım. Eh, uzun zamandır listemdeydi canım. Tereddüt etmeye gerek var mı hiç?

Kitapta hafızası bomboş, nerede olduğundan habersiz, bir kutunun içinde uyanan bir Thomas ile karşılaşıyoruz ilk olarak. Thomas'ın o âna kadarki tüm hafızası silinmiş. Kendisinin kim olduğunu biliyor ancak ailesi ya da daha önce yaşadığı yaşam ile ilgili hiçbir fikri yok. Uyandığında bir grup kendi yaşlarında, ya da daha küçük, genç adam buluyor başında. Buradaki herkes Thomas'ın anlamadığı kelimeler kullanıyor, tuhaf şeylerden söz ediyor. (F'li kelime yerine "shuck" kullanıyorlar mesela. Ki benim dilime dolandı bu bildiğiniz.) Bizim nerede olduğundan habersiz Thomas'ımızın öğrenmesi uzun zaman almıyor tabii.

Thomas, Glade adını verdikleri bir tür kapalı kasabamsı alanda olduklarını öğreniyor. Burada yetişkinler yok. Sadece onlu yaşlarında erkek çocuklar var. Ve hepsinin de ayrı bir görevi. Bir şekilde hayata tutunmaya, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bir de buradan çıkacakları günü sabırsızlıkla bekliyorlar. Tabii çıkabilirlerse.

Gladerların burada sıkışıp kalmış olmasının bir sebebi var. Dışarıda, dev duvarların ötesinde koca bir labirent var ve bundan da kötüsü Griever dedikleri tuhaf yaratıklar labirentin içinde her gece kol geziyor.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...